فَاَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِر۪ينَۚ ٥٣
فَاَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِر۪ينَۚ
Fiil cümlesidir. فَ istînâfiyyedir. اَرْسَلَ fetha üzere mebni mazi fiildir. فِرْعَوْنُ fail olup, damme ile merfûdur. Gayri munsariftir.
فِي الْمَدَٓائِنِ car mecruru اَرْسَلَ fiiline mütealliktir. حَاشِر۪ينَ mef’ûlun bih olup nasb alameti ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayri munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayrı munsarıfa girer.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَرْسَلَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi رسل ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
حَاشِر۪ينَ ; sülâsi mücerredi حشر olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
فَاَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِر۪ينَۚ
فَ , istînâfiyyedir.
Ayetler arasında meskutun anh mevcuttur. Ayet müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
فِي الْمَدَٓائِنِ ifadesindeki ف۪ي harfinde istiare-i tebeiyye vardır. ف۪ي harfindeki zarfiyet manası dolayısıyla şehirler, içine girilebilen maddi bir şeye benzetilmiştir. Burada ف۪ي harfi kendi manasında kullanılmamıştır. Çünkü şehir hakiki manada zarfiyeye yani içine girilmeye müsait değildir. Ancak bütün şehirlerin her yerini ifade etmek üzere bu harf kullanılmıştır. Câmi’, her ikisindeki mutlak irtibattır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. اَرْسَلَ fiiline müteallik فِي الْمَدَٓائِنِ car mecruru, siyaktaki önemine binaen mef’ûle takdim edilmiştir.
الْمَدَٓائِنِ ve ism-i fail kalıbında, mef’ûl olan حَاشِر۪ينَ ’deki nekrelik, kesret ve nev ifade eder.
Gece çıktıklarını haber alınca "şehirlere toplayıcılar” yani onları takip etmek için asker toplayanları gönderdi demektir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
Cümlelerin zahiri (görünen) düzeni, başındaki ف ’nin وأوْحَيْنا إلى مُوسى [Ve Musa'ya vahyettik. (Şuara Suresi, 52)] cümlesine takip manasında olduğunu göstermektedir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t- Tenvîr)
المَدائِنِ ‘deki tarif istiğrak içindir, yani Mısır ülkesinin şehirlerini kapsar. Bu mana dolayısıyla istiğrak-i örfîdir, yani firavunun yönetimindeki ya da yollarının yakınındaki şehirler kastedilmiştir. (Âşûr, Et- Tahrîr Ve’t-Tenvîr)