فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ وَاِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ اَمْ بَع۪يدٌ مَا تُوعَدُونَ ١٠٩
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | فَإِنْ | eğer |
|
| 2 | تَوَلَّوْا | yüz çevirirlerse |
|
| 3 | فَقُلْ | de ki |
|
| 4 | اذَنْتُكُمْ | ben size açıkladım |
|
| 5 | عَلَىٰ |
|
|
| 6 | سَوَاءٍ | eşit biçimde |
|
| 7 | وَإِنْ | artık |
|
| 8 | أَدْرِي | bilmem |
|
| 9 | أَقَرِيبٌ | yakın mı (olduğunu) |
|
| 10 | أَمْ | yoksa |
|
| 11 | بَعِيدٌ | uzak (mı olduğunu) |
|
| 12 | مَا | şeyin |
|
| 13 | تُوعَدُونَ | tehdid edildiğiniz |
|
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ
فَ istînâfiyyedir. اِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Fiil cümlesidir. تَوَلَّوْا şart fiili olup, iki sakinin birleşmesinden dolayı mahzuf elif üzere mukadder damme ile mebni mazi fiildir. Mahallen meczumdur. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
فَ şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
قُلْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. Mekulü’l-kavli اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍ ’dur. قُلْ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
اٰذَنْتُ sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir تُ fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. عَلٰى سَوَٓاءٍ car mecruru failin veya mef’ûlun bihin mahzuf haline mütealliktir.
Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir.
Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez. Ayrıca لَمْ (cahd-ı mutlak) ve لَا (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تَوَلَّوْا fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil تَفَعَّلَ babındadır. Sülâsîsi ولي ’dir.
Bu bab fiile mutavaat, tekellüf, ittihaz, sayruret, tecennüb (sakınma) ve talep anlamları katar.
اٰذَنْتُ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi أذن ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
وَاِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ اَمْ بَع۪يدٌ مَا تُوعَدُونَ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِنْ nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اَدْر۪ٓي fiili ى üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Bilmek anlamında kalp fiilidir. Faili müstetir olup takdiri انا ’dir. اَقَر۪يبٌ اَمْ بَع۪يدٌ مَا تُوعَدُونَ
cümlesi, اَدْر۪ٓي fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
İsim cümlesidir. Hemze istifham harfidir. قَر۪يبٌ mukaddem haber olup damme ile merfûdur.
اَمْ atıf harfi muttasıl, hemzenin muadilidir. بَع۪يدٌ kelimesi اَمْ ile قَر۪يبٌ ’e matuftur. مَا masdariyyedir. مَا ve masdar-ı müevvel قَر۪يبٌ ’un muahhar mübtedası olarak mahallen merfûdur.
تُوعَدُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur.
Hakiki istifhamdan istenilen anlam belirleme (tayin) olduğunda da kendisinden sonra atıf caiz değildir. Ancak, tesviye hemzesi gibi veya onun muadili اَمْ ile yapılabilir. (A. Yaşar Koçak, Nahivde Hemze)
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَمْ: Çoğunlukla soru edatlarıyla birlikte kullanılır ve muhataptan bu edatın öncesi ile sonrasındaki unsurlardan birini ta’yin ve tercih etmesini zorunlu kılar. Genellikle soru edatı olan hemze ile (اَ) birlikte kullanılır. İkiye ayrılır: Muttasıl اَمْ . Munkatı اَمْ (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Kalp fiilleri (iki mef’ûl alan fiiller); bir mef’ûl ile manası tamamlanamayıp ikinci mef’ûle ihtiyaç duyan fiillerdir. Bu fiiller isim cümlesinin önüne gelirler, mübtedayı ve haberi iki mef’ûl yaparak nasbederler. 3 gruba ayrılırlar:
1. Bilmek manasında olanlar. ألفي - دري - رأي - وجد - علم fiilleridir. 2. Sanmak manası ifade edenler, kesine yakın bilgi ifade ederler. “Sanmak, zannetmek, saymak, kendisine öyle gelmek” gibi manalara gelir. ظنّ - حسب - خال - زعم - عدّ fiilleridir.
3. grupta olan değiştirme manası ifade edenler aynı anlama gelmedikleri halde görevleri itibariyle onlara benzerliklerinden kalp fiilleri adı altına girmişlerdir. جعل - صيّر - إتّخذ - ردّ - ترك fiilleridir. Değiştirme manasına gelen fiiller “etti, yaptı, kıldı, edindi, dönüştürdü, değişik bir hale getirdi” gibi manalara gelir.
Bilgi ve zan fiillerinden sonra bazen اَنَّ ’li ve اَنْ ’li cümleler gelir, bu cümleler iki mef’ûl kabul edilir. Bilmek, sanmak ve değiştirme manasına gelen bu fiiller 3 şekilde gelebilir:
1) İki mef’ûl alanlar, 2) İki mef’ûlünü masdarı müevvel cümlesi olarak alanlar, 3) İki mef’ûlü hazif olanlar. Kalp fiilleri iki mamûlü arasında olduğunda amel etmeleri de etmemeleri de caizdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَر۪يبٌ - بَع۪يدٌ ; sıfat-ı müşebbehe kalıbıdır. “Benzeyen sıfat” demektir. İsm-i faile benzediği için bu adı almıştır. İsm-i failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfat-ı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsm-i fail değişen ve yenilenen vasfa delalet eder. Sıfat-ı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ وَاِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ اَمْ بَع۪يدٌ مَا تُوعَدُونَ
فَ , istînâfiyyedir.
Şart üslubunda gelen terkipte فَاِنْ تَوَلَّوْا cümlesi, şarttır. Müspet mazi fiil sıygasında gelerek, sebat, temekkün ve istikrar ifade etmiştir.
التَّوَلِّي kelimesi, gazapla ayrılmak demektir. Mecazen ‘bir şeye ilgisiz davranmak’ manasında kullanılır. (Aşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr, Araf/79)
فَ karînesiyle gelen cevap cümlesi olan فَقُلْ اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ , emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Şart ve cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda talebî inşâî isnaddır.
قُلْ fiilinin mekulü’l-kavli olan اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
عَلٰى سَوَٓاءٍ car-mecruru, اٰذَنْتُكُمْ ‘daki failin mahzuf haline mütealliktir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
Mekulü’l-kavle matuf olan وَاِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ اَمْ بَع۪يدٌ مَا تُوعَدُونَ cümlesinin atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet sıygadan menfî sıygaya geçişte iltifat sanatı vardır.
اِنْ , nefy harfidir. Cümle menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
İstifham üslubunda talebî inşâî isnad olan اَقَر۪يبٌ اَمْ بَع۪يدٌ مَا تُوعَدُونَ cümlesi, اَدْر۪ٓي fiilinin iki mef’ûlü konumundadır. Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. اَقَر۪يبٌ , mukaddem haber, masdar harfi مَا , muahhar mübtedadır.
بَع۪يدٌ , atıf harfi olan اَمْ ’le قَر۪يبٌ ’ a tezat nedeniyle atfedilmiştir. Aralarında tıbâk-ı îcab ve muvazene sanatları vardır. Her ikisi de mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın müsnedün ileyhte sürekli varlığına, onun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret ederek isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.
Muahhar mübteda olan masdar harfi مَا ‘nın sıla cümlesi تُوعَدُونَ , müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Masdar tevilindeki cümle hudus, istimrar, teceddüt ve tecessüm ifade etmiştir.
تُوعَدُونَ fiil, meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur.
Ayrıca bu bina naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına da işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er-Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)
Cenab-ı Hakk'ın [Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki: Size, eşit olarak bildirdim.] ifadesine gelince Keşşâf sahibi yine şöyle demiştir: اٰذَنْتُكُمْ fiili, bildi anlamında olan اذَن fiilinden nakledilmiştir. Ancak ne var ki bu ifade, genel olarak inzâr etme manasında kullanılır. Cenab-ı Hakk'ın, [Allah'a ve Peygamberine karşı harb(e girmiş olduğunuzu) bilin. (Bakara Suresi, 279)] ayeti de bu manadadır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Nahivcilere göre şart fiili olarak kullanılan mazi fiil gelecek zaman ifade eder. (Fâdıl Sâlih Samerrâî Tefsir, c. 2, s. 106.)
Rasûlullah'a (s.a.v) قُلْ diyen emrin arkasında görkemli, muhteşem bir ses fark edilir. Kur’ân-ı Kerîm'in ne kadar saflıkla bize ulaştığını ve dokunulmazlığını gösterir. Böyle yerlerde Resulullah'ın (s.a.v) bize tebliğ eden sesinden önce, kendisine bunu indiren Allah'ın ona قُلْ dediğini işitiriz. Kur’an-ı Kerîm'de pek çok kez geçen bu emir, Resulullah'ın (s.a.v) kendinden tek kelime bile söylemediğine, işittiği her şeyin Allah'tan olduğuna kuvvetle delalet etmiştir. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, Ahkaf/28, C. 7, S. 419)