كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ ١٠٥
كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ
Fiil cümlesidir. كَذَّبَتْ fetha üzere mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. قَوْمُ fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. نُوحٍ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. الْمُرْسَل۪ينَ mef’ûlun bih olup nasb alameti ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
كَذَّبَتْ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi كذب ’dir.
Bu bab fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
الْمُرْسَل۪ينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i mef’ûlüdür.
كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, s. 107)
Bu ayetle Nuh kıssasına geçilmiştir.
Burada Peygamberler lafzıyla Hz. Nuh kastedilmiştir. Tazim için mecâz-ı mürsel üslubu kullanılmıştır. Bir peygamberi yalanlayan sanki tüm peygamberleri yalanlamış gibidir. Nuh (a.s)’ın kavmi içinde çok uzun süre kalmış olması açısından da birçok peygamber gibi zikredilmiş olması da bir başka görüştür.(Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Beyân İlmi)
قَوْمُ kelimesi müennestir; (bu sebepten كَذَّبَتْ fiili müennestir) nitekim ism-i tasgîri قُوَيْمَ ‘dir. مُرْسَل۪ينَۚ (Gönderilenler) -ki kastedilen, Hz.Nuh’dur.- ifadesinin benzeri, kişinin bir tane biniti ve elbisesi olmasına rağmen فُلَانٌ يَرْكَب الدَّوَابَّ وَيَلْبَسُ الْبُرُود (Falanca binitlere biner, kaliteli elbiseler giyer) demen gibidir. Kardeşleri denilmiştir; çünkü Nuh (a.s) onlardan biridir. ‘’يَاأخاَ بَني تميم !’’ ifadesi Arapların sözlerinden olup bununla, [Temim oğullarından] herhangi birini kastederler. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍۨ الْمُرْسَل۪ينَ [Nûh kavmi resulleri yalanladılar.] Kavim müzekker olduğu halde tenis alameti ile; كَذَّبَتْ (Yalanladılar.) denilmiştir. Çünkü ayetin anlamı, Nûh kavmi topluluğu yalanladılar şeklindedir. "Resuller" denilmesinin sebebi ise bir resulü yalanlayan kimsenin bütün resulleri de yalanlamış olacağından dolayıdır. Zira her bir resul bütün resulleri tasdik etmeyi emreder. Şöyle de açıklanmıştır: Onlar hem nübüvvet hususunda hem de kendilerine kendisinden sonra resullerin geleceğine dair vermiş olduğu haberler hususunda Nûh (a.s)'ı yalanladılar. Şöyle de açıklanmıştır: Burada cins (isim olarak resuller) zikredilmiş, fakat maksat Nûh (a.s)'dır. Buna dair açıklamalar daha önce el-Furkan Sûresı'nde (25/37. ayetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)
كَذَّبَتْ fiili, تفعيل babındadır. Bu babın fiile kattığı anlamlardan en fazla öne çıkanı fiilde veya failde olan kesrettir.