قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَۙ ١٨٥
قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَۙ
Fiil cümlesidir. قَالُٓوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavli اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَ ‘dir. قَالُٓوا fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
اِنَّـمَٓا kâffe ve mekfufedir. Kâffe; men eden, alıkoyan anlamında olup buradaki ma-i kâffeden kasıt ise اِنَّ harfinden sonra gelen ve onun amel etmesine mani olan مَا demektir.
İsim cümlesidir. Munfasıl zamir اَنْتَ mübteda olarak mahallen merfûdur. مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَ car mecruru mübtedanın mahzuf haberine mütealliktir.
اِنَّـمَٓا , kâffe (durduran, engelleyen anlamında ismi faildir) ve mekfûfe’dir.Usul ve beyan alimlerinin Cumhuruna göre kâffe olan مَٓا harfi, اِنَّ ile birlikte nafiye olur ve bu da hasr için kullanılma sebebidir. Çünkü اِنَّ ispat, مَٓا nefiy içindir. Bu ikisinin tek bir şey için kullanılması caiz değildir, çünkü aralarında tenakuz vardır. https://www.arapcadilbilgisi.com/
Cumhura göre إنما hasr ifade eder ve maksûrun aleyh cümlenin sonunda bulunur. https:// islamansiklopedisi.org
الْمُسَحَّر۪ينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan tef’il babının ism-i mef’ûlüdür.
قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَۙ
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi, şibh-i kemâl-i ittisâldir. Allah Teâlâ, kavmin, Şuayb Peygambere verdikleri cevabı bildiriyor. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, s. 107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَ cümlesi, kasrla tekit edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.
Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Car mecrur مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَ ‘nin mütallakı olan haber mahzuftur.
Iki tekit hükmündeki kasr, mübteda ve haber arasındadır. اَنْتَ mevsûf/maksûr, car mecrurun müteallakı olan haber, maksûrun aleyh/sıfat olmak üzere, kasr-ı mevsûf ale’s sıfattır.
Allah Teâlâ, bu kıssaları Hz. Muhammed (s.a.v) 'i teselli etmek ve onun kalbinden hüznü silmek için indirmiştir.
اِنَّمَا ile yapılan kasrlarda muhatap konunun cahili değildir ve doğruluğuna itiraz etmiyordur, ya da bu konuma konulmuştur. Muhatabın inkâr ettiği durumlarda, inkâr etmiyormuş menzilesine konarak اِنَّمَا ile kasr yapılır. Böylece tariz yoluyla başka bir maksat için gelmiş olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
اِنَّـمَٓا , kâffe (durduran, engelleyen anlamında ism-i faildir) ve mekfûfe’dir. Usul ve beyan alimlerinin Cumhuruna göre kâffe olan مَٓا harfi, اِنَّـ birlikte nafiye olur ve bu da hasr için kullanılma sebebidir. Çünkü inne ispat, مَٓا nefy içindir. Bu ikisinin tek bir şey için kullanılması caiz değildir, çünkü aralarında tenakuz vardır. https://www.Arapçadilbilgisi.com/
Cumhura göre إنما hasr ifade eder ve maksûrun aleyh cümlenin sonunda bulunur. https:// islamansiklopedisi.org
تفعيل babının ism-i mef’ûl kalıbındaki مُسَحَّر۪ينَ , bu babın kattığı kesret anlamıyla mübalağa ifade etmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
إنٌَما أنْتَ مِنَ المُسَخَّرين [Sen ancak iyice büyülenmişlerden birisin] cümlesinde mübalağa sanatı vardır. Zira مُسَحَّر۪ kelimesi المَسْحر kelimesinin mübalağa ifade eden kipidir. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)
Önceki ayetlerde: Eğer Allah Teâlâ onları yaratmamış olsaydı hiçbir zaman varlık alemine çıkamayanlardan olacak bu insanları ve bunlardan öncekileri yaratmak suretiyle Cenab-ı Hak tarafından lütuflandırılmış oldukları anlatılmaktadır. Binaenaleyh o kavmin buna verebileceği cevap onu yani Şuayb'ı terketmelerinin kendileri için daha uygun bir davranış olduğunu söylemek olmuştur.(Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Bu ayette kafirler Şuayb’a (a.s) hitap etmektedirler. Şuayb (a.s) tabii ki sihirlenmiş olduğunu inkâr etmektedir. Ama onlar sanki Şuayb’ın (a.s) sihirlenmiş olduğunu, düşünerek, aklederek değil şuursuzca konuştuğu apaçık bir şeymiş gibi davranarak sözlerini اِنَّـمَٓا kasr edatıyla söylemişlerdir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Onların bu iki cümleyi birbirine atfen zikretmeleri, tekzibin daha kuvvetli bir ifadesi olarak, büyülenmiş olmanın ve insan olmanın her birinin kendi başına peygamberliğe ters düştüğünü ifade etmek içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)