Şuarâ Sûresi 196. Ayet

وَاِنَّهُ لَف۪ي زُبُرِ الْاَوَّل۪ينَ  ١٩٦

Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَإِنَّهُ şüphesiz o
2 لَفِي vardır
3 زُبُرِ Kitaplarında ز ب ر
4 الْأَوَّلِينَ evvelkilerin ا و ل
 
Hz. Muhammed’e vahyedilen mesajın mânası ve özü, temel çizgileri itibariyle önceki peygamberlere gelmiş olan Zebûr, Tevrat, İncil vb. kitaplarda da vardı. Bir görüşe göre de Kur’an’ın indirileceği önceki, peygamberlerin kitaplarında haber verilmişti (Şevkânî, IV, 113; İbn Âşûr, XIX, 191-192; Esed, II, 758). Âyette bu anlamların her ikisi de kastedilmiş olabilir. Bir kısım müfessirler “İsrâiloğulları bilginleri”nden maksadın Abdul­lah b. Selâm ve onun gibi müslüman olan bazı yahudi bilginleri olduğunu söylemişlerse de âyeti genel anlamda –müslüman olsun olmasın– yahudi bilginleri olarak değerlendirmek daha uygundur. Rivayete göre Mekkeliler Medine’de bulunan yahudi bilginlerine adam gönderip Hz. Peygamber’in durumu hakkında onlardan bilgi istemişler; onlar da böyle bir peygamberin geleceğini ve niteliklerinin Tevrat’ta mevcut olduğunu söylemişlerdir (Kurtubî, XIII, 138-139; Ebû Hayyân, VII, 39). Özellikle Mekke döneminde, İsrâiloğulları bilginlerinden bazıları Kur’an’da anlatılan bu kıssaların Tevrat’ta anlatılanlara uygun olduğu gerçeğini teslim ediyorlardı. Nitekim Mekke döneminde inmiş olan Ankebût sûresinin 47. âyetinde Ehl-i kitap’tan bazılarının Kur’an’a iman ettikleri haber verilmiştir. Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 174
 

وَاِنَّهُ لَف۪ي زُبُرِ الْاَوَّل۪ينَ

 

İsim cümlesidir.  وَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb, haberini ref eder.  

هُ  muttasıl zamiri  اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur.

لَ  harfi  اِنَّ ’nin haberinin başına gelen lam-ı muzahlakadır. ف۪ي زُبُرِ  car mecruru  اِنَّ ’nin mahzuf haberine mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. الْاَوَّل۪ينَ  muzâfun ileyh olup cer alameti  ى ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar. 

Tekid lamı diye isimlendirilen bu lamın kullanımı oldukça yaygındır. Fethalı olarak kullanılan bu lam, sadece ismin ve muzari fiilin başına dahil olur. İsim cümlesinin başına  اِنَّ  edatı gelince cümlenin başında gelmesi gereken lam-ı ibtida, اِنَّ ‘nin haberinin başına kayar. Bundan dolayı lam-ı muzahlaka olarak da adlandırılır. (Mehmet Altın , Kur’ân’da Te’kid Üslupları ve Çeşitleri)

 

وَاِنَّهُ لَف۪ي زُبُرِ الْاَوَّل۪ينَ

 

Ayet, atıf harfi  وَ ’la 192. ayetteki …لَتَنزِیلُ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

اِنَّ  ve lam-ı muzahlaka ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır.  لَف۪ي زُبُرِ الْاَوَّل۪ينَ  car-mecrur,  اِنَّ ‘nin mahzuf haberine mütealliktir.

Bu suredeki haberlere, kıssalara, Hz.Peygamber’e ve inzar şekillerine inanmayanlar olduğu için cümle inkârî formda gelmiştir. 

لَف۪ي زُبُرِ الْاَوَّل۪ينَ  ifadesinde istiare sanatı vardır. Zarfiye olan  ف۪ٓي  harfi kendi manasında kullanılmamıştır. Çünkü kitaplar hakiki manada içine girilmeye müsait değildir. Zarfa benzetilen kitaplar ile indirilen hükümler arasındaki ilişki, zarfla mazruf arasındaki irtibata benzetilmiştir. Câmi, her iki durumdaki mutlak irtibattır. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır.

Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler,  اِنَّ , isim cümlesi ve lam-ı muzahlaka sebebiyle üç katlı tekid ifade eden çok muhkem/sağlam cümlelerdir. 

İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

الزبر  kitaplar demektir, tekili زبُورِ ’dur.  رسول  kelimesinin çoğulunun  رُسُل  gelmesi gibi. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)

Buradaki  هُ  zamirinin, özellikle, (bu surede bahsedilen) haberlere ve kıssalara raci olması muhtemel olduğu gibi bununla Kur'an'ın sıfatının, Hz. Muhammed 'in sıfatının ya da bütün inzar ve uyarma şekillerinin kastedilmiş olması da muhtemeldir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)