فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ ٧٣
فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ
Fiil cümlesidir. Atıf harfi فَ ile mukadder istînâfa matuftur. Takdiri, فخلقه فسّواه فنفخ فيه الروح فسجد الملائكة.şeklindedir. (Onu yarattı, düzenledi ve ona ruh üfledi, melekler secde etti.)
سَجَدَ fetha üzere mebni mazi fiildir. الْمَلٰٓئِكَةُ fail olup damme ile merfûdur. كُلُّهُمْ kelimesi الْمَلٰٓئِكَةُ için manevi tekid olup damme ile merfûdur. Muttasıl zamir هُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
اَجْمَعُونَ ikinci tekid olup, ref alameti وَ ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
Te’kid: Tabi olduğu kelimenin veya cümlenin manasını kuvvetlendiren, pekiştiren, manasındaki kapalılığı gideren ve aynı irabı alan sözdür. Te’kide “tevkid” de denilir. Te’kid eden kelimeye veya cümleye “te’kid (müekkid- ٌمُؤَكِّد)”, te’kid edilen kelime veya cümleye de “müekked (مَؤَكَّدٌ)” denir. Te’kid, çoğunlukla muhatabın zihninde iyice yerleşmesi veya onun tereddüdünü gidermek için yapılan vurguya denir. Te’kid, lafzî ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır.
Lafzi te’kid: Harfin, fiilin, ismin hatta cümlenin tekrarı ile olur. Zamirler zamir ile te’kid edilebilirler. Bu durumda sayı ve cinsiyet yönünden te’kid müekkede uyar.
Manevi te’kid: Manevi te’kit marifeyi tekit eder, belirli kelimelerle yapılır. Bu kelimeler: كُلُّ , اَجْمَعُونَ , اَجْمَعِينَ dir. Ayette manevi tekid şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ
Cümle atıf harfi فَ ile takdiri …فخلقه فسّواه فنفخ فيه الروح (Onu yarattı, düzenledi ve ona ruh üfledi) olan mukadder istînâfa atfedilmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır.
كُلُّهُمْ ve اَجْمَعُونَ manevi tekid lafızlarıdır ve aralarında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
Meleklerden bazen müzekker, bazen de müennes olarak zikredilir. Burada, فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ [Bunu üzerine meleklerin hepsi secde ettiler] melekler müzekker zikredilirken فَنَادَتْهُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَٓائِمٌ يُصَلّ۪ي فِي الْمِحْرَابِۙ [O mabedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle seslendiler] ayetinde müennes zikredilmiştir.
Sâmerrâî’nin bu soruyla ilgili açıklamalarına göre, Kur’an-ı Kerim’de meleklerin müzekker ve müennes zikredilmesiyle ilgi bazı durumlar vardır. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür:
Bakara/31-34. ayetlerinde olduğu gibi Kur’an’da meleklere verilen tüm emirler için müzekker sıygası kullanılmıştır. [Rahmân’ın kulları olan melekleri dişi bildiler. Yoksa yaratılışlarına tanık mı oldular!] (Zuhruf/19) ayetinde hikaye edildiği gibi cahiliye döneminde yaşayan insanlardaki ‘melekler dişidir’ inancını yıkmak içindir. Başka bir ifadeyle, batıl bir inancın yıkılması için bu şekilde melekler müzekker ifade edilmiştir. وَالْمَلٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَۜ ”Melekler şahitlik de ederler“ ifadesinde olduğu gibi Kur’an’da melek kelimesinden sonra gelen tüm fiiller müzekker kalıbındadır. الْمَلٰٓئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَۜ [yakın melekler], فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ [onun için secdeye kapanın] ayetlerinde olduğu gibi melekler için kullanılan tüm sıfatlar müzekker olarak gelmiştir.
Meleklerle ilgili anlatılan iki durumdan birisi diğerine göre daha şiddetliyse, durumun şiddetini ve kuvvetini belirtmek için, şiddetli ve kuvvetli olan durumda melekler müzekker zikredilmektedir. (Nurullah Özdanış, Münâsebet İlmi Açısından Sâmerrâî’nin Lemesât Adli Eseri)
Allah, Hz Âdem'i yarattı; sonra onun şeklini, insanî hilkatini tamamladı da, ruhu ona üfürdü; sonra hiçbir ferdi müstesna olmamak kaydıyla bütün melekler, hep birden ona secde ettiler; yalnız İblis secde etmedi. Onun secde etmemesi, tefekkür etmek için olmayıp tekebbüründen dolayı idi. Ve ilâhi emre muhalefetinden ve itaatten tekebbür göstermesinden dolayı kâfirlerden oldu. Yahut Allah'ın ezelî ilminde, o kâfirlerden oldu. (Ebüssuûd)