Yusuf Sûresi 7. Ayet

لَقَدْ كَانَ ف۪ي يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ اٰيَاتٌ لِلسَّٓائِل۪ينَ  ٧

Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 لَقَدْ andolsun
2 كَانَ vardır ك و ن
3 فِي
4 يُوسُفَ Yusuf
5 وَإِخْوَتِهِ ve kardeşlerinde ا خ و
6 ايَاتٌ ibretler ا ي ي
7 لِلسَّائِلِينَ soranlar için س ا ل
 
Yüce Allah Hz. Yûsuf ile kardeşlerinin kıssasında, almak isteyenler için birçok ibret bulunduğuna dikkat çekmiştir. Yûsuf’un, bu âyette geçen kardeşinden maksat, kendisinden küçük olan ana-baba bir öz kardeşi Bünyâmin’dir (Şevkânî, III, 9). Gelecekte peygamberlikle görevlendirilecek olan Hz. Yûsuf, dürüstlük ve üstün karakteri sebebiyle babasının dikkatini çekmiş ve sevgisini kazanmıştır. Bünyâmin’i de en küçük çocuğu olması sebebiyle çok seviyordu. Hz. Ya‘kub’un bu en küçük iki oğluna karşı farklı bir sevgi göstermesi, diğer oğullarının haset duygularını iyice kamçılamıştı. Bu yüzden babalarının bir yanılgı içinde olduğunu ileri sürdüler.
 8. âyette “Bizim sayımız daha çok” diye çevirdiğimiz cümle içindeki usbe kelimesi “10-40 kişiden oluşan, birbirine sıkı sıkıya bağlı güçlü bir cemaat” anlamına gelmektedir (İbn Âşûr, XII, 222). Hz. Ya‘kub’un oğulları, aynı babanın çocukları olmalarına rağmen Yûsuf’la Bünyâmin’in anaları ayrı olduğu için, “Yûsuf ile öz kardeşi” şeklinde ifade etmişlerdir (Râzî, XVIII, 92).

Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 218
 

لَقَدْ كَانَ ف۪ي يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ اٰيَاتٌ لِلسَّٓائِل۪ينَ

 

لَ  harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder.

كَانَ  nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.

ف۪ي يُوسُفَ  car mecruru  كَانَ ‘nin mahzuf mukaddem haberine müteallik olup, gayri munsarif olduğundan cer alameti fethadır. اِخْوَتِه۪ٓ  atıf harfi  وَ ‘la  يُوسُفَ ‘ye matuftur. Aynı zamanda muzaftır. Muttasıl zamir  ه۪  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. اٰيَاتٌ  kelimesi,  كَانَ ‘ nin muahhar ismi olup damme ile merfûdur. لِلسَّٓائِل۪ينَ  car mecruru  اٰيَاتٌ ‘un mahzuf sıfatına mütealliktir.

Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayri munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayrı munsarıfa girer.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَلسَّٓائِل۪ينَ  ; sülâsî mücerredi  سأل  olan fiilin ism-i failidir.

İsm-i fail: Eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata), hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

 

لَقَدْ كَانَ ف۪ي يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ اٰيَاتٌ لِلسَّٓائِل۪ينَ

 

Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. لَ , mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ  tahkik harfidir. Ayette kasem fiilinin mahzuf olması icaz-ı hazif sanatıdır.

Mahzuf kasem ve cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, gayrı talebî inşâî isnaddır.

Kasem cümlesinin mahzuf olduğu durumda, vurgu kasemin cevabına yapıldığından kasem cümlesi telaffuzda terk edilir. Kasem cümlesini oluşturan kasem fiili, kasem edatı ve kasem edilen isim üçü birlikte hazfedilir. Fakat kasemin varlığı kasem cevabından anlaşılmaktadır. Bu form, Kur’an'da sıkça kullanılmıştır. (Nihat Tarı, Arap Dilinde Kasem Formları ve Kur’an-ı Kerim’e Özgü “La Uksimu” Formu ile İlgili Tartışmalar)

Mahzuf kasem ve  قَدْ  tahkik harfiyle tekid edilmiş كَانَ ف۪ي يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ اٰيَاتٌ لِلسَّٓائِل۪ينَ  cümlesi, kasemin cevabıdır. كَانَ  ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. 

Cümlede îcaz-ı hazif ve takdim-tehir sanatları vardır.  ف۪ي يُوسُفَ  car mecruru nakıs fiil  كَانَ ’nin mahzuf mukaddem haberine mütealliktir.  اٰيَاتٌ  kelimesi, كَانَ ’nin muahhar ismidir.

Veciz ifade kastına matuf  وَاِخْوَتِه۪ٓ  izafeti temasül nedeniyle ف۪ي يُوسُفَ ‘ye atfedilmiştir. Bu izafette, Hz. Yusuf’a aid zamire muzâf olan  اِخْوَتِ , şeref kazanmıştır. 

اٰيَاتٌ , burada ibretler manasındadır. Müsnedün ileyhteki nekrelik nev, tazim ve kesret ifade eder.

ف۪ي يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ  ibaresindeki  ف۪ي  harfinde istiare-i tebeiyye vardır.  ف۪ي  harfindeki zarfiyet manası dolayısıyla   يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ , içine girilebilen bir şeye benzetilmiştir. Burada  ف۪ي  harfi kendi manasında kullanılmamıştır. Çünkü insan, hakiki manada zarfiyeye yani içine girilmeye müsait değildir. Mübalağa için bu üslup kullanılmıştır.

Bu durumda kıssadan murad, o hadiselerin anlatılmasıdır. Buna göre  اٰيَاتٌ [ayetler (ibretler)] kelimesinin çoğul olarak zikredilmesi, kıssanın her bir parçasını anlatan Peygamberimizin (s.a.v) peygamberliğine delalet etmesine yeterli olduğunu bildirmek içindir. Nitekim Bakara 125. ayetinin tefsirinde de bu kelimenin çoğul olarak kullanılmasının, icazın, lafız ve mana olarak müteaddit olmasından dolayı olduğu belirtilmişti. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm - Âşûr,Et-Tahrîr Ve’t- Tenvîr)