وَاِنْ كَادُوا لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَاِذاً لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَل۪يلاً ٧٦
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | وَإِنْ | ve |
|
| 2 | كَادُوا | neredeyse |
|
| 3 | لَيَسْتَفِزُّونَكَ | seni tedirgin edeceklerdi |
|
| 4 | مِنَ |
|
|
| 5 | الْأَرْضِ | yurdundan |
|
| 6 | لِيُخْرِجُوكَ | çıkarmak için |
|
| 7 | مِنْهَا | oradan |
|
| 8 | وَإِذًا | o takdirde |
|
| 9 | لَا |
|
|
| 10 | يَلْبَثُونَ | kalamazlar |
|
| 11 | خِلَافَكَ | senin ardından |
|
| 12 | إِلَّا | ancak |
|
| 13 | قَلِيلًا | pek az |
|
وَاِنْ كَادُوا لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا
İsim cümlesidir. وَ istînâfiyyedir. اِنْ tekid ifade eden muhaffefe اِنَّ ’dir.
كَادُوا mukarebe fiillerinden olup, nakıs fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde ismini ref haberini nasb eder.
كَادُوا nakıs, damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı كَادُوا ’nun ismi olarak mahallen merfûdur.
لَ harfi, اِنْ ’in muhaffefe اِنَّ olduğuna delalet eden lam-ı farikadır. لَيَسْتَفِزُّونَكَ cümlesi, كَادُوا ’nun haberi olarak mahallen mansubdur.
يَسْتَفِزُّونَ fiili ن ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul وَ ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. مِنَ الْاَرْضِ car mecruru يَسْتَفِزُّونَكَ fiiline mütealliktir.
لِ harfi, يُخْرِجُوكَ fiilini gizli اَنْ ’le nasb ederek manasını sebep bildiren masdara çeviren cer harfidir. اَنْ ve masdar-ı müevvel لِ harf-i ceriyle يَسْتَفِزُّونَكَ fiiline mütealliktir.
يُخْرِجُو fiili ن ’un hazfıyla mansub muzari fiildir. Zamir olan çoğul وَ ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. مِنْهَا car mecruru يُخْرِجُوكَ fiiline mütealliktir.
اَنْ harfi 6 yerde gizli olarak gelebilir: Harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra, Atıf olan اَوْ ’den sonra, Lamul cuhuddan sonra, Lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra, Vav-ı maiyye (وَ)’ den sonra, Sebep fe (فَ)’sinden sonra. Ayette lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra gizlenmiştir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يَسْتَفِزُّونَ fiili, sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil istif’âl babındadır. Sülâsîsi فزز ’dir.
Bu bab fiile talep, tehavvül, vicdan, mutavaat, ittihaz ve itikat gibi anlamları katar.
يُخْرِجُو fiili, sülasi mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındadır. Sülâsîsi خرج ’dir.
İf’al babı fiille, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar.
وَاِذاً لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَل۪يلاً
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِذاً cevap harfidir. لَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يَلْبَثُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. خِلَافَكَ mekân zarfı يَلْبَثُونَ fiiline mütealliktir. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. اِلَّا hasr edatıdır. قَل۪يلاً masdardan naib mef’ûlu mutlak olup fetha ile mansubdur. Veya zarftan naibdir.
Mef’ûlü mutlak: Fiil ile aynı kökten gelen masdardır. Mef’ûlü mutlak harfi cer almaz. Harfi cer alırsa hal olur. Mef’ûlü mutlak cümle olmaz. Mef’ûlü mutlak 3’e ayrılır:
1) Tekid (Kuvvetlendirmek) İçin: Fiilin manasını kuvvetlendirir. Masdar olur. Daima müfreddir. Fiilinden sonra gelir. Türkçeye “muhakkak, şüphesiz, gerçekten, çok, iyice, öyle ki” diye tercüme edilir.
2) Nev’ini (Çeşidini) Belirtmek İçin: Fiilin nasıl meydana geldiğini ve nev’ini bildirir. Nev’ini bildiren mef’ûlü mutlak umumiyetle sıfat veya izafet terkibi halinde gelir. Tesniye ve cemi de olabilir. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “gibi, şeklinde, aynen, tıpkı, tam” diye tercüme edilir.
3) Adedini (Sayısını) Belirtmek İçin: Failin yaptığı işin sayısını belirtir. Adedini bildiren mef’ûlü mutlak فَعْلَةً vezninden gelen bina-ı (masdar-ı) merreden yapılır.
مَرَّةً kelimesi de mef’ûlü mutlak olur. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “kere, defa” diye tercüme edilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَل۪يلاً ; sıfat-ı müşebbehedir. “Benzeyen sıfat” demektir. İsmi faile benzediği için bu adı almıştır. İsmi failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfatı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsmi fail değişen ve yenileşen vasfa delalet eder. Sıfatı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاِنْ كَادُوا لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا
Ayet, atıf harfi وَ ‘la 73. ayetteki …اِنْ كَادُوا cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ, muhatap Hz. Peygamberdir.
اِنْ , tahfif edilmiş اِنّ ’dir. Nakıs fiil كَاد ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi olup faide-i haber ibtidaî kelamdır.
كَاد ’nin haberi olan لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا cümlesine dahil olan lam, اِنْ ’in muhaffefe olduğuna işaret eden lam-ı farikadır.
Müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Cümlede müsnedin muzari fiil olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi )
Sebep bildiren harf-i cer لِ ’nin gizli أنْ ’le masdar yaptığı لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا cümlesi, masdar tevilinde olup harf-i cerle birlikte لَيَسْتَفِزُّونَكَ fiiline mütealliktir.
Masdar-ı müevvel cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.
لَيَسْتَفِزُّونَكَ fiili استفعال babındadır. Bu baba giren fiiller talep, tahavvül, itikat ve vicdan gibi anlamlar kazanır.
إخْراجِ kelimesinden maksat geri dönmemek üzere bir mekândan ayrılmaktır. Bu itibarla baskı yapmanın sebebi olmuştur. Çünkü baskı yapmak ihraçtan daha umumidir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
وَاِذاً لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَل۪يلاً
Şart üslubunda gelen terkip, atıf harfi وَ ‘la makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada inşâ cümlesi haber cümlesine atfedilmiştir. Inşâ cümlesinin haberî manada olması, haber cümlesine atfını mümkün kılmıştır. Haber üslubundan inşâ üslubuna geçişte iltifat sanatı vardır.
Cümle, takdiri لو أخرجوك (eğer seni çıkarsalardı..) olan mahzuf şartın cevabıdır. Şart cümlesinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
اِذاً , cevap harfidir. Cevap cümlesi olan لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَل۪يلاً , kasırla tekit edilmiş, muzari fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır.
Nefiy harfi لَا ve istisna harfi اِلَّٓا ile oluşan iki tekit hükmündeki kasr, fiille ve mef’ûlü arasındadır.
يَلْبَثُونَ maksûr/sıfat, mef’ûlü mutlak olan قَل۪يلاً, maksûrun aleyh/mevsûf, olmak üzere, kasr-ı sıfat ale’l-mevsûftur.
قَل۪يلاً , mef’ûlü mutlaktan veya zarftan naibdir. Yani إلّا زمانا قليلا (az bir zaman hariç) demektir.
Mahzuf şart ve mezkûr cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda haberî isnaddır. Cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecâz-ı mürsel mürekkeptir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
لِيُخْرِجُوكَ - يَلْبَثُونَ fiilleri arasında tıbâk-ı hafîy sanatı vardır.