Kehf Sûresi 73. Ayet

قَالَ لَا تُؤَاخِذْن۪ي بِمَا نَس۪يتُ وَلَا تُرْهِقْن۪ي مِنْ اَمْر۪ي عُسْراً  ٧٣

Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالَ dedi ق و ل
2 لَا
3 تُؤَاخِذْنِي beni kınama ا خ ذ
4 بِمَا şeyden ötürü
5 نَسِيتُ unuttuğum ن س ي
6 وَلَا ve
7 تُرْهِقْنِي bana çıkarma ر ه ق
8 مِنْ dolayı
9 أَمْرِي bu işimden ا م ر
10 عُسْرًا bir güçlük ع س ر
 

Asera  عسر : عُسْرٌ  kolaylık, kolay olmak ya da o hale gelmek anlamındaki يُسْرٌ sözcüğünün zıddıdır. Zorluk, zor olmak ya da o hale gelmek manasına gelir.

عُسْرَة mal bulmanın zorluğu/darlık demektir.

Tefâul babındaki تَعاسَرَ formu halk işi zorlaştırıp dara düşürmenin peşine düştü anlamında kullanılır. Son olarak يَوْمٌ عَسِيرٌ  işin güçleştiği gündür. (Müfredat)

Kuran’ı Kerim’de türevleriyle birlikte 12 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres)  Türkçede kullanılan bir türevi bulunmamakla birlikte Kuran-ı Kerim'de 10'dan fazla geçmesi sebebiyle kitabın Arapça kelimeler sözlüğü bölümüne alınmıştır.(Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi) 

 

قَالَ لَا تُؤَاخِذْن۪ي بِمَا نَس۪يتُ وَلَا تُرْهِقْن۪ي مِنْ اَمْر۪ي عُسْراً

 

Fiil cümlesidir. قَالَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavli,  لَا تُؤَاخِذْن۪ي ‘dir.  قَالَ  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.

لَا  nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تُؤَاخِذْن۪ي  sükun ile meczum muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  انت ‘dir. Sonundaki  نِ  vikayedir. Mütekellim zamiri  ي  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. مَا  masdariyyedir. مَا  ve masdar-ı müevvel  بِ  harf-i ceri ile  تُؤَاخِذْن۪ي  fiiline müteallik, mahallen mecrurdur.

نَس۪يتُ  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  تُ  fail olarak mahallen merfûdur.

وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

لَا  nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تُرْهِقْن۪ي  sükun ile meczum muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  انت ‘ dir. Sonundaki  نِ  vikayedir. Mütekellim zamiri  ي  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

مِنْ اَمْر۪ي  car mecruru  failin mahzuf haline mütealliktir. Takdiri; ضائقا من أمري (Yaptığım işten rahatsız olarak) şeklindedir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  ي  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. عُسْراً  ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.

تُؤَاخِذْن۪ي  sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil mufâale babındandır. babındadır. Sülâsîsi  أخذ ’dir.   

Mufâale babı fiile, müşareket (ortaklık), bir işi peşpeşe yapmak, teksir (çokluk, bir işi çok yapmak) gibi anlamlar katar. Müşareket (İşteşlik – ortaklık): Bir işin iki kişi veya iki grup arasında yapıldığını anlatır. Fail ile mef’ûl aynı işi yapmıştır. Ayrıca fail işi başlatan ve galip gelendir. (sonuçlandırandır). Bazen de müşareket olmayıp tek taraflı olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

تُرْهِقْ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi رهق ’dir. 

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.

 

قَالَ لَا تُؤَاخِذْن۪ي بِمَا نَس۪يتُ وَلَا تُرْهِقْن۪ي مِنْ اَمْر۪ي عُسْراً

 

Ayet beyanî istînâfi olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107) 

قَالَ  fiilinin Hz. Musa'nın, Hızır’a (a.s) verdiği cevaptan oluşan mekulü’l-kavli  لَا تُؤَاخِذْن۪ي بِمَا نَس۪يتُ , nehiy üslubunda, talebî inşâî isnaddır.

Mecrur mahaldeki müşterek ism-i mevsûl başındaki harf-i cerle  تُؤَاخِذْن۪ي  fiiline mütealliktir. Sılası olan  نَس۪يتُ  cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Nehiy üslubunda gelerek makabline atfedilen  وَلَا تُرْهِقْن۪ي مِنْ اَمْر۪ي عُسْراً  cümlesinin atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

مِنْ اَمْر۪ي  car mecruru failin mahzuf haline mütealliktir. Takdiri;  ضائقا من أمري (Yaptığım işten rahatsız olarak) şeklindedir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.

Mef’ûl olan  عُسْراً ’daki nekrelik, kıllet ve nev ifade eder. Nefy siyakında nekre, selbin umum ve şumûlüne işarettir. Bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mef’ûlü de ifade eder.

لَا تُؤَاخِذْن۪ي  fiilinin iki manası vardır. İlk akla gelen mana nefy harfiyle birlikte “kızma!” manası iken, ikinci manası “özür dilerim, beni mazur gör” manasıdır. Bedii sanatlardan olan tevriyeye güzel bir örnektir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kuran Işığında Belagat Dersleri Beyân İlmi)

Musa (a.s) لَا تُرْهِقْن۪ي مِنْ اَمْر۪ي عُسْراً [Şu işimde bana güçlük yükleme] demiştir. Arapça'da bir şey bir şeyi sarıp bürüdüğünde,  رهِقهُ ; birisine bir güçlük, meşakkat yüklediği zaman da o kimse için  إرهاقه اياه  denir. Buna göre mana, Bana güçlük yükleme işimi zorlaştırma şeklinde olur. Bu iş de Hz. Musa'nın Hızır'a tâbi olmasıdır. Yani, "Bana, sana tâbi olmamı güçleştirme.Onu bana, göz yummak ve münakaşayı bırakmak suretiyle kolaylaştır" demektir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l- Gayb)

لَا تُرْهِقْن۪ي مِنْ اَمْر۪ي عُسْراً [Unuttuğum şeyden dolayı bana çıkışma... dedi] ayetinin anlamına dair iki görüş vardır. Birincisine göre İbn Abbâs'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir; Bu tariz (üstü kapalı) ifadelerdendir. Diğer görüşe göre; o unuttu ve bundan dolayı da özür diledi. Bu ifadede unutmanın sorumlu tutulmayı gerektirmediğine, unutanın tekliften sorumlu olmadığına, talâk ve daha başka hükümlerin unutmaya taalluk etmediğine delil vardır. Buna dair açıklamalar önceden geçmiştir. Eğer ikincisinde de unutsaydı yine özür dileyecekti. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l- Kur’ân)