Kehf Sûresi 72. Ayet

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً  ٧٢

Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالَ dedi ق و ل
2 أَلَمْ
3 أَقُلْ demedim mi? ق و ل
4 إِنَّكَ gerçekten sen
5 لَنْ
6 تَسْتَطِيعَ dayanamazsın ط و ع
7 مَعِيَ benimle beraber bulunmaya
8 صَبْرًا sabırla ص ب ر
 

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً

 

Fiil cümlesidir. قَالَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavli,  اَلَمْ اَقُلْ ‘dir. قَالَ  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.

Hemze istifham harfidir.  لَمْ  muzariyi cezm ederek manasını olumsuz maziye çeviren harftir.  

اَقُلْ  sükun ile meczum muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنا ’dir. Mekulü’l-kavli,  اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ ’dur. قُلْ  fiilinin mef’ûlün bihi olarak mahallen mansubdur.

اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder. 

كَ  muttasıl zamiri,  اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. لَنْ تَسْتَط۪يعَ  cümlesi, اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.

لَنْ  muzariyi nasb ederek manasını olumsuz istikbale çeviren tekid harfidir.

تَسْتَط۪يعَ  fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنت ‘dir. مَعِيَ  mekân zarfı, failin mahzuf haline mütealliktir. Takdiri; كونك معي (Benimle beraber olman) şeklindedir. صَبْراً  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.

تَسْتَط۪يعَ  fiili, sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil istif’âl babındadır. Sülâsîsi  طوع ’dir. 

Bu bab fiile talep, tehavvül, vicdan, mutavaat, ittihaz ve itikat gibi anlamları katar.

 

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâli ittisâldir.

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107) 

Hz. Hızır’ın sözlerinden oluşan  قَالَ  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اَلَمْ اَقُلْ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً , istifham üslubunda talebî inşâî isnaddır. 

İstifham üslubunda gelmiş olmasına rağmen azarlama ve itirafa zorlama amacı taşıyan cümle mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Mütekellimin, cevabını bildiği soruyu muhataba yöneltmesi, bedî’ sanatlardan tecâhül-i âriftir.

اَقُلْ  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً  cümlesi,  اِنَّ  ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır. 

اِنَّ ’nin haberi olan  لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً  cümlesi menfi muzari fiil sıygasında, faide-i haber talebî kelamdır. Muzari fiili nasb ederek manasını olumsuz istikbale çeviren nefy harfi  لَنْ , cümleyi tekid etmiştir.

اِنَّ ’nin haberinin muzari fiil cümlesiyle gelmesi hükmü takviye, hudûs, teceddüt, istimrar ve teceddüt ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Failin mahzuf haline müteallik  مَعِيَ  mekan zarfı, konudaki önemine binaen mef’ûle takdim edilmiştir.

Mef’ûl olan  صَبْراً ’in nekre gelişi nev ifade eder. Menfî siyakta nekre selbin umum ve şumûlüne işarettir. Bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mef’ûlü de ifade eder.

Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler,  اِنَّ , isim cümlesi ve isnadın tekrar etmesi sebebiyle üç katlı bir tekid ve yerine göre de tahsis ifade eden çok muhkem/sağlam cümlelerdir. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Kadr/1.)

İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً  cümlesi, 67. ayetteki cümlenin aynısıdır. Bu tekrarda tekrir, ıtnâb ve reddü'l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır. Böyle tekrarlanan öğeler kelamdaki cüzleri birbirine bağlar, aralarında bir ilişki kurar ve dokuyu bütünleştirir. Bunlar çok tekrarlanır ki iman ve yakîn sabitleşsin. Eğer murad sadece bilmek olsaydı, bir kere söylenmesi yeterli olurdu. 

Tekrarlanan cümlelerin manasının nefiste yerleşmesi arzu edilir, hatta zatın bir cüzü haline gelinceye kadar tekid edilir. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, Ahkaf/28, c. 7, S. 314)

Hızır (a.s) bu sözleriyle, daha önceki sözlerini Hazret-i Musa'ya hatırlatıyor ve vaadine vefa göstermediğini tahkik ediyor. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)