Kehf Sûresi 71. Ayet

فَانْطَلَقَا۠ حَتّٰٓى اِذَا رَكِبَا فِي السَّف۪ينَةِ خَرَقَهَاۜ قَالَ اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَاۚ لَقَدْ جِئْتَ شَيْـٔاً اِمْراً  ٧١

Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَانْطَلَقَا sonra yürüdüler ط ل ق
2 حَتَّىٰ nihayet
3 إِذَا zaman
4 رَكِبَا bindikleri ر ك ب
5 فِي
6 السَّفِينَةِ gemiye س ف ن
7 خَرَقَهَا onu deliverdi خ ر ق
8 قَالَ dedi ق و ل
9 أَخَرَقْتَهَا mi onu deldin? خ ر ق
10 لِتُغْرِقَ boğmak için غ ر ق
11 أَهْلَهَا halkını ا ه ل
12 لَقَدْ gerçekten
13 جِئْتَ sen yaptın ج ي ا
14 شَيْئًا bir iş ش ي ا
15 إِمْرًا çok tehlikeli ا م ر
 

Haraqa خرق :

  خَرْق sözcüğü bir şeyi hiç düşünmeden ve sonucunu hesap etmeden sırf ifsad etmek, bozmak maksadıyla kesmek, yırtmak ya da koparmaktır.  (Müfredat)

  Kuran’ı Kerim’de tek bir türev olarak 4 kez geçmiştir. (Mucemul Müfehres) 

Türkçede kullanılan şekilleri hârika, hârikulâde ve hırkadır. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)

 

Sefene سفن :  سَفْن bir nesnenin dış yüzeyini törpülemektir. Ya bu temel anlam göz önünde bulundurularak (dış yüzeyini yontma  anlamı) veya suyu sıyırıp geçtiği için gemiye سَفِينَة denmiştir. Daha sonra سَفِينَة sözcüğü mecazi olarak kolay binilen her şey için de kullanılır olmuştur. (Müfredat)

Kuran’ı Kerim’de tek bir isim formunda 4 kez geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekilleri sefine (gemi) ve sefâin (gemilerin yol alması)dir. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi) 

 

فَانْطَلَقَا۠ حَتّٰٓى اِذَا رَكِبَا فِي السَّف۪ينَةِ خَرَقَهَاۜ 

 

Fiil cümlesidir.  فَ  istînâfiyyedir.  انْطَلَقَا  fetha üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur.

حَتّٰٓى  ibtida harfidir. اِذَا  şart manalı, cümleye muzâf olan, cezmetmeyen zaman zarfıdır.Vuku bulma ihtimali kuvvetli veya kesin olan durumlar için gelir. رَكِبَا  ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

رَكِبَا  fetha üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur. فِي السَّف۪ينَةِ  car mecruru  رَكِبَا  fiiline mütealliktir. Şartın cevabı  خَرَقَهَاۜ ‘dır.

خَرَقَهَا  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Muttasıl zamir  هَا  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.    

حَتّٰٓى  edatı üç şekilde kullanılabilir: Harf-i cer olarak, başlangıç edatı (ibtida) olarak ve atıf edatı olarak. Ayette ibtida şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

(إِذَا): Cümleye muzâf olan zarflardandır. Kendisinden sonra gelen muzâfun ileyh cümlesi aynı zamanda şart cümlesidir.  (إِذَا) dan sonraki şart cümlesinin, fiili, mazi veya muzâri manalı olur. Cevabı ise umûmiyetle muzâri olur, mazi de olsa muzâri manası verilir: 

a) (إِذَا)  fiil cümlesinden önce gelirse, zarf (zaman ismi); isim cümlesinden önce gelirse (mufâcee=sürpriz) harfi olur. b) (إِذَا)  nın cevap cümlesi, iki muzâri fiili cezmedenlerin cevap cümleleri gibi mâzi, muzâri, emir, istikbâl, isim cümlesi... şeklinde gelir. Cevabın başına (ف) ‘nın gelip gelmeme durumu, iki muzâri fiili cezmedenlerinkiyle aynıdır. c)  Sükûn üzere mebnîdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

انْطَلَقَا  fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil infiâl babındadır. Sülâsîsi  طلق ’dir.

Bu bab fiile mutavaat, mücerred yapıdaki asıl anlamıyla kullanılması gibi anlamlar katar.


  قَالَ اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَاۚ 

 

Fiil cümlesidir. قَالَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavli,  اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ  ‘dir.  قَالَ  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. 

Hemze istifham harfidir. خَرَقْتَهَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir  تَ  fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir  هَاۚ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

لِ  harfi,  تُغْرِقَ  fiilini gizli  اَنْ ’le nasb ederek manasını sebep bildiren masdara çeviren cer harfidir. اَنْ  ve masdar-ı müevvel  لِ  harf-i ceriyle  اَخَرَقْتَهَا  fiiline mütealliktir.

تُغْرِقَ  fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنت ’dir. اَهْلَهَا  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir  هَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

اَنْ  harfi 6 yerde gizli olarak gelebilir: Harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra,  Atıf olan اَوْ ’den sonra,  Lamul cuhuddan sonra, Lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra, Vav-ı maiyye (وَ)’ den sonra, Sebep fe (فَ)’sinden sonra. Ayette lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra gizlenmiştir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

تُغْرِقَ  fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındadır. Sülâsîsi  غرق ’dir.

İf’al babı fiille, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar.


 لَقَدْ جِئْتَ شَيْـٔاً اِمْراً

 

لَ  harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder. 

جِئْتَ  sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir  تَ  fail olarak mahallen merfûdur. شَيْـٔاً  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.  اِمْراً  kelimesi  شَيْـٔاً ‘in sıfatı olup fetha ile mansubdur.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

اِمْراً ; sıfat-ı müşebbehedir.  “Benzeyen sıfat” demektir. İsmi faile benzediği için bu adı almıştır. İsmi failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfatı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsmi fail değişen ve yenileşen vasfa delalet eder. Sıfatı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

فَانْطَلَقَا۠ حَتّٰٓى اِذَا رَكِبَا فِي السَّف۪ينَةِ خَرَقَهَاۜ

 

فَ  istînâfiyyedir. Ayetin ilk cümlesi müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107) 

Fasılla gelen şart üslubundaki  حَتّٰٓى اِذَا رَكِبَا فِي السَّف۪ينَةِ خَرَقَهَاۜ  terkibide  حَتّٰٓى , ibtidâ harfi, اِذَا  şart manalı zaman zarfıdır. Cevap cümlesine müteallik  اِذَا ’nın muzafun ileyhi olan  رَكِبَا فِي السَّف۪ينَةِ خَرَقَهَا  cümlesi şarttır. Mazi fiil sıygasında gelerek sebat, temekkün ve istikrar ifade etmiştir.

فَ  karinesi olmadan gelen cevap cümlesi  خَرَقَهَا , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Şart ve cevap cümlelerinden oluşan terkip, şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.

السَّف۪ينَةِ ‘deki marifelik ahd-i zihnîdir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)  

Buradaki  إذا , şart manasında değil, mazi zaman içindir. Bu zaman, her ikisi de gemiye bindiklerinde gemide gedik açtığı zamandır. Bu, gemiye binmelerinin delmek için olduğuna işaret eder. Çünkü niyet edilen şey, niyet eden tarafından başlatılır; zira onu önceden planlamıştı. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr) 


 قَالَ اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَاۚ 

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi, şibh-i kemâl-i ittisâldir.

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

قَالَ  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَا  cümlesi, istifham üslubunda, talebi inşâî isnaddır. Hemze, inkârî istifham harfidir.

Bu cümle aslında soru sormak amacıyla söylenmiş bir söz değildir. Musa (a.s)’ın, olay karşısındaki şaşkınlığını ifade eden, taaccüp bildiren bir ifadedir. Vaz edildiği anlamın dışına çıkan ifade mecaz-ı mürsel mürekkebdir. 

Hz. Musa  اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَا  [Geminin ehli boğulsunlar diye mi?] şeklindeki sorusunun cevabını bilmiyor değildir. Düşüncesine göre amaç, bundan başka birşey değildir. Bu manaya göre soru, tecâhül-i ârif sanatının güzel bir örneğidir.

Sebep bildiren harf-i cer  لِ ’nin gizli  أنْ ’le masdar yaptığı  تُغْرِقَ اَهْلَهَا  cümlesi, masdar tevilinde olup harf-i cerle  اَخَرَقْتَهَا  fiiline mütealliktir. 

Masdar-ı müevvel cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

خَرَقَهَاۜ - اَخَرَقْتَهَا  kelimeleri arasında iştikak cinası, لِتُغْرِقَ - خَرَقَهَا  kelimeleri arasında ise cinas-ı ıtlak vardır.


 لَقَدْ جِئْتَ شَيْـٔاً اِمْراً

 

İstînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Kasem üslubunda gelen terkipte  لَ , mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. Kasem fiilinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte cümle kasem üslubunda gayr-ı talebî inşâî isnaddır. 

Kasem cümlesinin mahzuf olduğu durumda, vurgu kasem cevabına yapıldığından kasem cümlesi telaffuzda terk edilir. Kasem cümlesini oluşturan kasem fiili, kasem edatı ve kasem edilen isim üçü birlikte hazf edilir. Fakat kasemin varlığı kasem cevabından anlaşılmaktadır. Bu form, Kur’an'da sıkça kullanılmıştır. (Nihat Tarı, Arap Dilinde Kasem Formları ve Kur’an-ı Kerim’e Özgü “La Uksimu” Formu ile İlgili Tartışmalar)

Mahzuf kasem ve  قَدْ  ile tekid edilmiş cevap olan  جِئْتَ شَيْـٔاً اِمْراً  cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır. Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)

قَدْ  harfi mazi fiilin önüne geldiğinde tahkik ve takrib (olayın yaklaştığını), muzari fiilin önüne geldiğinde fiilin vuku bulma ihtimalinin azlığını ifade eder. (Suyûtî, İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân, C.1, s. 459)

Hz. Musa’nın birden fazla tekidle söylediği bu sözlerden, olaya ne kadar çok şaşırdığını anlayabiliyoruz.

Mef’ûl olan  شَيْـٔاً ’deki nekrelik, cins ifade eder.  

اِمْراً  kelimesi  شَيْـٔاً  için sıfattır. Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan ıtnâb sanatıdır. Mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.

Büyük bir iş yaptın ifadesi  اَمِرَ الاِمْر  deyiminden gelir ki iş büyümektir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)

Hz. Musa, o alimden südur eden bu alışılmadık şeyi görünce, bu sözü söylemiştir. O, o alimin kötü bir iş yaptığına inandığı için bunu söylememiş, tam aksine o işin izahına ve gerekçesine vakıf olmayı arzuladığı için böyle demiştir. Nitekim, sebebi bilinmeyen ilginç bir şey hakkında ve iş büyük ve çok olduğunda, اَمِرَ الاِمْر   “işte o, büyük bir iştir,” denir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l- Gayb)