قَالَ اَلْقِهَا يَا مُوسٰى ١٩
قَالَ اَلْقِهَا يَا مُوسٰى
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavli اَلْقِهَا ‘dır. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
اَلْقِ illet harfinin hazfıyla mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. Muttasıl zamir هَا mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
يَا nida harfidir. Münada مُوسٰى müfred alem olup damme üzere mebni, mahallen mansubdur. Takdiri أُدْعوُ olan fiilin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. Gayri munsariftir.
Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayri munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayrı munsarıfa girer.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı يَا ’dır.
Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır.
Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude.
Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَلْقِ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi لقي ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
قَالَ اَلْقِهَا يَا مُوسٰى
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan اَلْقِهَا cümlesi, Musa (a.s)’a yönelik emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. اَلْقِهَا ‘daki mef’ûl olan zamir asaya aittir.
Nidanın tekrarı tenbihi arttırmak ve ve asanın önemi sebebiyledir. (Âlûsî, Rûhu-l Meânî)
Ayetin sonundaki nida يَا مُوسٰى , itiraziyye veya önceki nidayı tekiddir.
İtiraz cümleleri ıtnâb babındandır. Çeşitli gayelere binaen araya girmiş saplama bir cümle olan itirâziyye cümlesinin, ana cümlenin anlamına tesiri yoktur. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”In Kullanımı)
قَالَ اَلْقِهَا ifadesindeki müşterek zamir, iltifat yoluyla اِنَّـن۪ٓي اَنَا اللّٰهُ [Taha/14] ifadesindeki mütekellime yani Allah-u Teala’ya aittir. Burada هِيَ عَصَايَ şeklinde başlayan konuşmanın bir diyaloğa dönüşmesi, iltifat sanatını gerektirmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)