قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠ سَنُع۪يدُهَا س۪يرَتَهَا الْاُو۫لٰى ٢١
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavli, خُذْهَا ‘dır. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
خُذْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. Muttasıl zamir هَا mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. لَا تَخَفْ۠ cümlesi, atıf harfi وَ ‘la خُذْهَا ‘ya matuftur.
لَا nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَخَفْ۠ sükun ile meczum muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir.
سَنُع۪يدُهَا س۪يرَتَهَا الْاُو۫لٰى
Fiil cümlesidir. Fiilin başındaki سَ harfi tekid ifade eden istikbal harfidir. نُع۪يدُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri نحن ‘dur. Muttasıl zamir هَا mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
س۪يرَتَهَا ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. الْاُو۫لٰى kelimesi س۪يرَتَهَا ‘nın sıfatı olup elif üzere mukadder fetha ile masubdur.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
نُع۪يدُ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi عود ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan خُذْهَا cümlesi, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
وَلَا تَخَفْ۠ cümlesi, atıf harfi وَ ‘la makabline atfedilmiştir. Nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır. İki cümle arasında hükümde ortaklık ve inşâî olmak bakımından mutabakat vardır. Müspet sıygadan menfî sıygaya geçişte iltifat sanatı vardır.
Bu ayetteki خُذْ fiiliyle, önceki ayetteki اَلْقٰي fiilleri arasında tıbâk-ı îcab sanatı vardır. Ayrıca bu cümleler arasında mukabele sanatı vardır.
Cümlede هَا zamirlerinin tekrarı, asaya dikkat çekip önemini vurgulamak içindir. Itnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
سَنُع۪يدُهَا س۪يرَتَهَا الْاُو۫لٰى
Ta’liliyye olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Ta’lil, kelamın bir sebebe bağlanarak ifade edilmesidir. Kastedilen mananın nedenini beyan etmek maksadıyla ziyade sözlerle yapılan ıtnâb sanatıdır.
Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.Cümleye dahil olan istikbal harfi سَ tekid ifade eder.
Önceki cümledeki gaib zamirinden سَنُع۪يدُهَا ‘daki azamet zamirine geçişte iltifat sanatı vardır.
سَنُع۪يدُهَا fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.
سِيرَت العصي ifadesinde istiare vardır. Çünkü buradaki س۪يرَتَ ile kastedilen yol ve âdettir. س۪يرَتَ kelimesinin asıl anlamı (İnsanın bir işini görürken iyi veya kötü bir yolda devam etmesi)dir. Nitekim; (Falanca vali bizim hakkımızda güzel bir yol izledi) veya (bizimle ilgili kötü bir yol takip etti) denir. (Şerîf er-Râdî, Kur’an Mecazları)
Biz onu ilk haline döndüreceğiz. Eski durum ve şekline demektir. س۪يرَتَ kelimesi سير 'den فعلة veznindedir, mecazen yol ve usule denilir. Harf-i cerin hazfi dolayısıyla mansubdur. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl; Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l- Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
Bu ayetteki خُذْ fiiliyle, önceki ayetteki اَلْقٰي fiilleri arasında tıbâk-ı îcab sanatı vardır. Ayrıca bu cümleler arasında mukabele sanatı vardır. Cümlede هَا zamirlerinin tekrarı, asaya dikkat çekip önemini vurgulamak içindir. Ayrıca ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.