وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰىۙ ٢٢
Damme ضمّ : ضَمَّ fiili iki veya daha fazla nesneyi bir araya toplamak, bir araya getirmektir. (Müfredat) Kuran’ı Kerim’de sülasi fiil formunda 2 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekilleri zam, zamme ve munzamdır. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰىۙ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اضْمُمْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. يَدَكَ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. اِلٰى جَنَاحِكَ car mecruru اضْمُمْ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
فَ karînesi olmadan gelen تَخْرُجْ fiili talebin cevabıdır.
تَخْرُجْ sükun ile meczum muzari fiildir. بَيْضَٓاءَ kelimesi تَخْرُجْ ‘deki failin hali olup fetha ile mansubdur.
بَيْضَٓاءَ kelimesi sonunda zaid yani kelimenin kök harflerinden olmayan elif-i memdude olan isimlerden olduğu için gayri munsariftir.
مِنْ غَيْر car mecruru بَيْضَٓاءَ ‘deki zamirin mahzuf haline mütealliktir. سُٓوءٍ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. اٰيَةً ikinci hal olup fetha ile mansubdur. اُخْرٰى kelimesi اٰيَةً ‘nin sıfatı olup elif üzere mukadder fetha ile mansubdur.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur.Ayette müfred şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.
Hal sahibu’l-hale ya و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır:
1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayri munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayrı munsarıfa girer.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ
Bu ayet, Allah Teâlâ’nın sözlerinin devamıdır. Cümle atıf harfi وَ ‘la önceki ayetteki خُذْهَا cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Bu cümlede istiare-i tasrîhiyye vardır. Zira جَنَاحِ [kanat] aslında kuş için kullanılır. Daha sonra istiare yoluyla insanın yanı için kullanıldı. Çünkü her yan, kuşun kanadı hükmündedir. Böylece iki yöne istiare yoluyla iki cenah adı verildi. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir; Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l- Gayb)
تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰىۙ
Şart üslubundaki terkipte تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ cümlesi, mahzuf bir şartın ف karinesi olmadan gelen cevabıdır. Meczum muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Şart cümlesinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Mahzuf şart ve mezkür cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda haberî isnaddır. Cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecâz-ı mürsel mürekkeptir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
Failin hali olan بَيْضَٓاءَ ‘de, saflık ve temizlik manasından kinaye olarak tıbâk-ı tedbîc sanatı vardır.
تَخْرُجْ ‘daki zamirin mahzuf haline müteallık مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ ibaresi ihtiras ıtnâbıdır.
اٰيَةً ikinci haldir. Hal; cümlede failin, mef’ûlün veya her ikisinin durumunu bildiren lafızdır.
اُخْرٰىۙ kelimesi اٰيَةً için sıfattır. Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan ıtnâb sanatıdır.
وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ cümlesiyle تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰى cümlesi arasında mukabele sanatı vardır.
اضْمُمْ - تَخْرُجْ ve سُٓوءٍ - بَيْضَٓاءَ gruplarındaki kelimeler arasında tıbâk-ı hafîy sanatı vardır.
سُٓوءٍ , her bir şeyde bulunan adilik ve çirkinlik anlamındadır. Bu şekilde kinaye yoluyla alaca, sedef hastalığı kastedilmiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Edebiyatçılara göre ihtiras, maksadın dışındaki vehmi ortadan kaldırmak üzere bir açıklık getirmektir. Mesela bu ayette, sadece بَيْضَٓاءَ (bembeyaz) denilseydi, bunun bir alaca hastalığı veya benzeri bir cilt hastalığından ileri geldiği düşünülebilirdi. Bundan dolayı مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ [kusursuz olarak] sözüyle, bu yanlış anlama engellenmiş olur. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)