Mü'minûn Sûresi 3. Ayet

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ  ٣

Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَالَّذِينَ ve
2 هُمْ onlar
3 عَنِ -den
4 اللَّغْوِ boş şeyler- ل غ و
5 مُعْرِضُونَ yüz çevirirler ع ر ض
 
Meâlinde “anlamsız ve yararsız” diye çevirdiğimiz lağiv kelimesi sözlükte “boş ve mânasız söz ve davranış” anlamına gelir. Taberî’nin belirttiği gibi (XVII, 3) kelime burada Allah’ın kullarında görmek istemediği her türlü boş ve yanlış (bâtıl) tutum ve davranışları ifade etmektedir. Hasan-ı Basrî’nin bu kelimeyi bütün günahları içeren bir kavram olarak daha geniş bir muhtevada açıkladığı bildirilmektedir (Kurtubî, XII, 112).
 
 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 10
 
Riyazus Salihin, 68 Nolu Hadis
Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi müslüman oluşundandır.”
(Tirmizî, Zühd 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 12)

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun. “
( Buhâri, Edeb 31,85, Rikâk 23; Müslim, Îman 74,75).

Riyazus Salihin, 833 Nolu Hadis
Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim bir mecliste oturur ve orada bir sürü faydasız ve mânasız sözlerle vakit öldürür de, o meclisten kalkmadan önce, Sübhâneke Allahumme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke: Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim, derse, o mecliste yapmış olduğu hataları bağışlanır.” 
(Tirmizî, Daavât 39)
 

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ

 

Cemi müzekker has ism-i mevsûl  الَّذ۪ينَ , atıf harfi  وَ ’la önceki ism-i mevsûle matuf, mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası  هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ ’dir. Îrabdan mahalli yoktur.

İsim cümlesidir. Munfasıl zamir  هُمْ  mübteda olarak mahallen merfûdur. عَنِ اللَّغْوِ  car mecruru  مُعْرِضُونَ ’ye mütealliktir. مُعْرِضُونَ  mübtedanın haberi olup ref alameti  وَ ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.

عَنْ  harf-i ceri mecruruna mücaveze, sebep, kaynak-rivayet, bedel, hal, zaman – mekân zarfı gibi manalar kazandırabilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetler)

مُعْرِضُونَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ

 

الَّذ۪ينَ , atıf harfi  و ‘la önceki  الَّذ۪ينَ ’ye atfedilmiştir. Atıf sebebi tezayüftür.

الْمُؤْمِنُونَ ‘nin sıfatı konumundaki cemi müzekker has ism-i mevsûl  الَّذ۪ينَ ‘nin sılası olan  هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ  cümlesi, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.  

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir.  

عَنِ اللَّغْوِ  car mecruru haber olan  مُعْرِضُونَ ‘ye  ihtimam için takdim edilmiştir. 

İsm-i mevsûl  الَّذ۪ينَ , sonraki haberin önemini vurgulamak ve müminleri tazim için tekrarlanmıştır. Bu tekrarda ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

İsim cümleleri, mübteda ve haberden oluşur. Zaman ifade etmez. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Müsned olan  مُعْرِضُونَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin müsnedün ileyhteki istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır. Bunun manası, boş sözlerden yüz çevirme özelliğinin, onlarda sabit olduğudur.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Onlar ki, boş şeylerden malayani söz ve işten yüz çevirenlerdir, çünkü o kadar meşgullerdir ki ona vakit bulamazlar. Bu da  الَّذ۪ينَ لا ينهون  ifadesinden birkaç yönden daha beliğdir: İsim cümlesi olması, hükmün zamire dayanması, ism-i fail kullanılması, sılanın (عَنِ edatının) takdim edilmesi ve yüz çevirmenin terk yerine kullanılması gibi. Bu da ondan re'sen, doğrudan, sebep, meyil ve bulunma bakımından uzak olduklarını göstermek içindir. Çünkü  عرِض kelimesinin aslı başka bir yanda olmaktır. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)

اللَّغْوِ : Her haram lağvdır. Lağv, bazen küfür manasına gelir. Nitekim Cenab-ı Hak, [O kâfirler şöyle dediler: Kur'an-ı dinlemeyin. O'nun hakkında lağviyat (manasız yaygaralar) yapın...] (Fussilet, 26) buyurmuştur. Bazan da, "yalan manasına gelir. Nitekim Allah Teâlâ, [O (cennette), hiçbir lağv (yalan) duymazsın] (Gâşiye. 11) ve [Onlar, orada ne bir lağv ne günaha sokacak bir şey işitmezler] (Vakıa. 25) buyurmuştur. Cenab-ı Hak, müminleri bu tür lağviyattan yüz çevirdikleri için övmektedir. Bunlardan yüz çevirmek ise böyle şeyleri yapmamak, bunlardan hoşlanmamak ve bunları yapanlarla içli-dışlı olmamakla mümkündür. İşte bu manada Cenab-ı Hak, [Onlar, boş ve kötü lakırdıya rastladıkları zaman, şerefli olarak, (yüz çevirip) geçerler] (Furkân, 72) buyurmuştur. Bil ki Allah Teâlâ o müminleri, "namazlarında huşûlu olan kimseler" diye tavsif edince, mükellefiyetin iki temeli olan ve insan nefsine çok ağır gelen fiil ve terki (yapmaları ve yapmamaları) bir arada bulundurdukları için, bunun peşi sıra onları "lağviyattan yüz çevirenler" olarak tavsif etmiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Eğer, "Allah Teâlâ Kur'an'da, namaz ile zekâtı hep birlikte zikretmiştir. Bu ayette niçin, ikisininin arasını; ‘’Onlar, boş ve faydasız şeylerden yüz çeviricidir’’ ifadesi ile ayırmıştır" denilirse biz deriz ki: Boş ve faydasız şeylerden yüz çevirmek, namazın tamamlayıcısı olan hususlardandır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Bu ayetle önceki ayetteki namazlarında huşû duyarlar ifadesi arasında manevi tıbâk-ı îcab vardır. Allah Teâlâ, müminlerde namazda huşû duymak ve lağvı terk etmek sıfatlarını birleştirmiştir. (https://tafsir.app/aljadwal/23/3)