وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ ٤
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ
Cemi müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ينَ , atıf harfi وَ ’la önceki ism-i mevsûle matuf, mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَ ’dir. Îrabdan mahalli yoktur.
İsim cümlesidir. Munfasıl zamir هُمْ mübteda olarak mahallen merfûdur. لِ harf-i ceri zaiddir. لِلزَّكٰوةِ lafzen mecrur, ism-i fail فَاعِلُونَ ‘nun mukaddem mef’ûlu bihi olarak mahallen mansubdur. فَاعِلُونَ mübtedanın haberi olup ref alameti وَ ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
İsmi failin fiil gibi amel şartları şunlardır: 1. Harfi tarifli (ال) olmalıdır. 2. Haber olmalıdır. 3. Sıfat olmalıdır. 4. Hal olmalıdır. 5. Kendisinden önce nefy (olumsuzluk) edatı bulunmalıdır. 6. Kendisinden önce istifham (soru) edatı bulunmalıdır. Şartlardan birinin bulunması amel etmesi için yeterlidir. Bu amel şartlarından birini taşıyan ismi fail kendisinden sonra fail ve meful alabilir. Bu fail veya meful bazen ismi failin muzafun ileyhi konumunda da gelebilir. İsmi fail tercüme edilirken umumiyetle muzari manası verir. Nadiren mazi manası da olabilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
فَاعِلُونَ ; sülâsî mücerredi فعل olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ
Ayet, atıf harfi وَ ‘la önceki ayete atfedilmiştir. Atıf sebebi tezayüftür. 1. ayetteki الْمُؤْمِنُونَ ’nin üçüncü sıfatı konumundaki cemi müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ينَ ‘nin sıla cümlesi olan هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَ , sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
İsm-i mevsûl الَّذ۪ينَ , sonraki haberin önemini vurgulamak ve müminleri tazim için tekrarlanmıştır. Bu tekrarda ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. لِلزَّكٰوةِ car mecruru, ihtimam için amili olan فَاعِلُونَۙ ‘ye takdim edilmiştir.
İsim cümleleri, mübteda ve haberden oluşur. Zaman ifade etmez. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Müsned olan فَاعِلُونَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin müsnedün ileyhteki istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Onların namazdan ve huşûdan sonra bununla nitelenmesi şunu gösterir ki, onlar bedenî ve malî taatları yerine getirmede, haramlardan ve diğer insanlığa sığmayan şeylerden sakınmada en son noktaya ulaşmışlardır. Zekât, manevi şeye de, aynî şeye de denir. Burada kastedilen birincisidir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)