وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ٥
Ferace فرج : فَرْجٌ ve فُرْجَةٌ iki nesne arasında bulunan yarık ya da çatlaktır. Örneğin duvardaki gedik veya çatlak gibi.. فَرْجٌ iki bacak aralığıdır. Sonradan kinayeli olarak edep mahalli anlamında kullanılmış ve bu kullanım o kadar çoğalmıştır ki en sonunda bu kinayeli anlamı neredeyse sarih anlamı derecesine gelmiştir. فَرْجٌ kelimesi müstear olarak serhat (sınır boyu) ve korku ve tehlikenin olduğu her türlü yerle ilgili kullanılmıştır. Son olarak فَرَجٌ gam, tasa ve kederin kişinin üzerinden kalkması manasına gelir. (Müfredat)
Kuran’ı Kerim’de bir isim bir de fiil formunda 9 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekilleri ferc ve ferâcedir. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ
Cemi müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ينَ , atıf harfi وَ ’la önceki ism-i mevsûle matuf, mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ ’dir. Îrabdan mahalli yoktur.
İsim cümlesidir. Munfasıl zamir هُمْ mübteda olarak mahallen merfûdur. لِ harf-i ceri zaiddir. لِفُرُوجِهِمْ lafzen mecrur, ism-i fail حَافِظُونَ ‘nun mukaddem mef’ûlu bihi olarak mahallen mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هِمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. حَافِظُونَ mübtedanın haberi olup ref alameti وَ ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
حَافِظُونَ ; sülâsî mücerredi حفظ olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ
الَّذ۪ينَ , atıf harfi وَ ‘la önceki ayette gelen الَّذ۪ينَ ‘ye atfedilmiştir. Atıf sebebi tezayüftür. 1. ayetteki الْمُؤْمِنُونَ ’nin dördüncü sıfatı konumundaki cemi müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ينَ ‘nin sıla cümlesi olan هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ , sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
İsm-i mevsûl الَّذ۪ينَ , sonraki haberin önemini vurgulamak ve müminleri tazim için tekrarlanmıştır. Bu tekrarda ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. لِفُرُوجِهِمْ car mecruru, ihtimam için amili olan حَافِظُونَۙ ‘ye takdim edilmiştir.
İsim cümleleri, mübteda ve haberden oluşur. Zaman ifade etmez. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Müsned olan حَافِظُونَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin müsnedün ileyhteki istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)
Müminlerin 2. ayetten itibaren özelliklerinin sıralanması taksim sanatıdır. هِمْ zamiri de onları teşrif için tekrar edilmiştir.
Boş şeylerden yüz çevirirler genel ifadesinden sonra bunu ayrı olarak zikretmesi, cinsi münasebetin nefse en hoş gelen şeylerden ve en büyüklerinden olmasındandır. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
لفَرْجِ erkek ve kadının avret yerleridir. (Ebü’l-Berekât Hâfızüddîn Abdullah b. Ahmed b. Mahmûd en-Nesefî, Medârikü’t-tenzîl ve ḥaḳāʾiḳu’t-teʾvîl)
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ [Onlar ırzlarını korurlar] ayeti ile ilgili olarak İbnu'l-Arabî şunları söylemektedir: "Kur'an-ı Kerîm'deki garîb (farklı) üsluplardan birisi de şudur: Bu on ayet-i kerîme erkekler ve kadınlar hakkında umumidir, Tıpkı Kur'an-ı Kerîm'in diğer lafızlarının da bu manaya gelme ihtimalini taşımaları ve her ikisi hakkında umumi olmaları gibi. Ancak burada yüce Allah'ın: "Onlar ırzlarını korurlar" ayeti ile zevceler dışarıda tutularak, sadece erkekler muhatap alınmıştır. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)