Şuarâ Sûresi 151. Ayet

وَلَا تُط۪يعُٓوا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَۙ  ١٥١

“Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.”  (151 - 152. Ayetler Meali)
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَلَا
2 تُطِيعُوا uymayın ط و ع
3 أَمْرَ emrine ا م ر
4 الْمُسْرِفِينَ aşırıların س ر ف
 

وَلَا تُط۪يعُٓوا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَۙ

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

لَا  nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تُط۪يعُٓوا  fiili  نَ ‘un hazfıyla meczum muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. اَمْرَ  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. الْمُسْرِف۪ينَ  muzâfun ileyh olup, cer alameti  ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.

تُط۪يعُٓوا  fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi  طوع ’dir.

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder. 

الْمُسْرِف۪ينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَلَا تُط۪يعُٓوا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَۙ

 

Ayet, atıf harfi  وَ ‘la önceki ayetteki  فَاتَّقُوا اللّٰهَ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Ayetler arasında lafzen ve manen mutabakat vardır. Nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır. Müspet sıygadan menfî sıygaya geçişte iltifat sanatı vardır.

تُط۪يعُٓوا - اَمْرَ  kelimeleri arasında tıbâk-ı hafîy sanatı vardır.

لَا تُط۪يعُٓوا اَمْرَ  ibaresinde istiare sanatı vardır. Itaat etme, boyun eğme manasındaki  تُط۪يعُٓوا  fiili  اَمْرَ ‘ya nisbet edilerek emir, kişileştirilmiş, boyun eğilen bir lidere benzetilmiştir. Bu üslupta mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.

Bu ayette itaat etme fiili, fail yerine, mef'ûl olan  اَمْرَ  kelimesine nispet edilmiş. Halbuki, müsriflere nispet edilmesi gerekirdi. Çünkü emre değil, emredene itaat edilir. İcra nispeti alakasıyla mecaz-ı mürseldir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

المُسْرِفِينَ  ile kastedilen, cehaletlerinden yararlanarak onları putlara tapmaya sevk eden, onları saptıran ve çıkarları için onlarla alay eden insanların ileri gelenleridir.  الإسْرافُ ; Bir şeydeki aşırılıktır. Burada kastedilen, mal ve para konusunda kınanması gereken savurganlık ve küfürdür. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)  

وَلَا تُط۪يعُٓوا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَ  ifadesi (emrin gereğince davranma) veya (kendisine itaat edilen amire itaat moduna girme) anlamı için istiare olarak kullanılmıştır. Ya da emrin kendisi mecâz-ı hükmî ile ‘itaat olunan şey’ kılınmış olabilir; çünkü emre değil, emreden kişiye itaat edilir. (Normalde “Aşırı gidenlerin emrine” değil de “Aşırı gidenlere itaat etmeyin” denir.) Bu ifadenin benzeri,‘’ لَكَ عَلَيَّ أمْرَةٌ مُطاَعَةٌ ’’sözüdür. (Senin bana emretme hakkın var, emrine mutlaka itaat edilecek!) Ve emrime itaat edin. (Ta -Ha 20/90) ayeti de buna benzer. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)