اَلَّذ۪ي يَرٰيكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ ٢١٨
اَلَّذ۪ي يَرٰيكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ
الَّذ۪ي müfred müzekker has ism-i mevsûl الْعَز۪يزِ ‘in ikinci sıfatı olarak mahallen mecrurdur. İsm-i mevsûlun sılası يَرٰيكَ ‘dir. Îrabdan mahalli yoktur.
Fiil cümlesidir. يَرٰي elif üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Bilmek anlamında kalp fiilidir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
ح۪ينَ zaman zarfı يَرٰيكَ fiiline mütealliktir. تَقُومُ ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
تَقُومُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir.
Has ism-i mevsûller marife isimden sonra geldiğinde kelimenin sıfatı olur. Cümledeki yerine göre onun unsuru (Fail, mef’ûl,muzâfun ileyh) olur. (Arapça Dil Bilgisi, Nahiv, Dr. M.Meral Çörtü,s; 44)
Kalp fiilleri (iki mef’ûl alan fiiller); bir mef’ûl ile manası tamamlanamayıp ikinci mef’ûle ihtiyaç duyan fiillerdir. Bu fiiller isim cümlesinin önüne gelirler, mübtedayı ve haberi iki mef’ûl yaparak nasbederler. 3 gruba ayrılırlar:
1. Bilmek manasında olanlar. ألفي - دري - رأي - وجد - علم fiilleridir. 2. Sanmak manası ifade edenler, kesine yakın bilgi ifade ederler. “Sanmak, zannetmek, saymak, kendisine öyle gelmek” gibi manalara gelir. ظنّ - حسب - خال - زعم - عدّ fiilleridir.
3. grupta olan değiştirme manası ifade edenler aynı anlama gelmedikleri halde görevleri itibariyle onlara benzerliklerinden kalp fiilleri adı altına girmişlerdir. جعل - صيّر - إتّخذ - ردّ - ترك fiilleridir. Değiştirme manasına gelen fiiller “etti, yaptı, kıldı, edindi, dönüştürdü, değişik bir hale getirdi” gibi manalara gelir.
Bilgi ve zan fiillerinden sonra bazen اَنَّ ’li ve اَنْ ’li cümleler gelir, bu cümleler iki mef’ûl kabul edilir. Bilmek, sanmak ve değiştirme manasına gelen bu fiiller 3 şekilde gelebilir:
1) İki mef’ûl alanlar, 2) İki mef’ûlünü masdarı müevvel cümlesi olarak alanlar, 3) İki mef’ûlü hazif olanlar. Kalp fiilleri iki mamûlü arasında olduğunda amel etmeleri de etmemeleri de caizdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَلَّذ۪ي يَرٰيكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ
Fasılla gelen ayette اَلَّذ۪ي , önceki ayetteki الْعَز۪يزِ için ikinci sıfat konumundadır. Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan ıtnâb sanatıdır.
Müfred müzekker has ism-i mevsûl اَلَّذ۪ي ‘nin sıla cümlesi olan يَرٰيكَ ح۪ينَ تَقُومُ , müspet muzari fiil siygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
ح۪ينَ ‘ye muzaf olan zaman zarfı ح۪ينَ ’nin müteallakı يَرٰيكَ fiilidir.
Muzâfun ileyh konumundaki تَقُومُ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Muzari fiiller, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
O seni kalkınca da görür ifadesi müfessirlerin çoğunluğunun yani İbn Abbâs ve diğerlerinin görüşüne göre ‘’namaza kalktığın zaman’’ demektir. Mücahid ise: ‘’Nerede olursan ol, kalktığın zaman’’ anlamındadır der. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)