فَاَلْقٰى مُوسٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَۚ ٤٥
فَاَلْقٰى مُوسٰى عَصَاهُ
Fiil cümlesidir. Atıf harfi فَ ile önceki ayetteki فَاَلْقَوْا fiiline matuftur. اَلْقٰى elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. مُوسٰى fail olup, elif üzere mukadder damme ile merfûdur. Maksur isimdir. عَصَاهُ mef’ûlü bih olup, mukadder fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هُ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
Maksûr isimler: Sondan bir önceki harfi fethalı olup son harfi (ى) olan isimlere “maksûr isimler” denir. Maksûr isimler genellikle (ى) ile biter. Fakat çok az olarak (ا) ile biten maksûr isimler de vardır. Maksûr isimlerin sonunda yer alan bu harflere “elif-i maksûre” denir. اَلْفَتَى – اَلْعَصَا gibi.
Maksûr isimlerin îrab durumu şöyledir: Merfû halinde takdiri damme ile mansub halinde takdiri fetha ile mecrur halinde takdiri kesra ile îrab edilir. Yani maksûr isimler merfû, mansub, mecrur hallerinde hep takdiri olarak (takdiren) îrab edilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
فَاِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَۚ
İsim cümlesidir. فَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِذَا mufacee harfidir. اِذَا isim cümlesinin önüne geldiğinde “birdenbire, ansızın” manasında mufacee harfi olur.
Munfasıl zamir هِيَ mübteda olarak mahallen merfûdur. تَلْقَفُ cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur.
Fiil cümlesidir. تَلْقَفُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Müşterek ism-i mevsûl مَا mef’ûlü bih olarak mahallen mansubdur. Aid zamir mahzuftur. Takdiri, يأفكونه şeklindedir. İsm-i mevsûlun sılası يَأْفِكُونَ ’dir. Îrabdan mahalli yoktur.
يَأْفِكُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
فَاَلْقٰى مُوسٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَۚ
Ayet, atıf harfi فَ ile önceki ayetteki فَاَلْقَوْا حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, s. 107)
Veciz ifade kastına matuf عَصَاهُ izafetinde Hz.Musa’ya aid zamire muzaf olmasıyla عَصَا , şan ve şeref kazanmıştır.
Makabline, takip anlamı ihtiva eden فَ ile atfedilen فَاِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ cümlesinin atıf sebebi hükümde ortaktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilmiştir. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
اِذَا ; müfacee harfidir. Aniden olan beklenmedik durumları ifade eder. Özellikle فَ ile birlikte kullanıldığı zaman cümleye, “ansızın, bir de bakarsın ki hayret verici bir durum” anlamları katar.
Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ cümlesi, müsneddir.
Cümlede müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar, teceddüt ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
تَلْقَفُ fiilinin mef’ûl konumundaki müşterek ism-i mevsûl مَا ’nın sıla cümlesi olan يَأْفِكُونَ , müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
تَلْقَفُ yutmak manasınadır. Hafs şedde ile تلقَّف şeklinde okumuştur. Uydurdukları şeyleri yaldızlayarak ve süsleyerek ters yüz ettikleri iplerinin ve sopalarının koşturan yılanlar gibi hayal ettirdikleri şeyleri ya da yalanlarını yutuyor ki mübalağa için uydurdukları şeyleri demektir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)