Zuhruf Sûresi 16. Ayet

اَمِ اتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَاَصْفٰيكُمْ بِالْبَن۪ينَ۟  ١٦

Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı?
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 أَمِ yoksa
2 اتَّخَذَ kendisine aldı (mı?) ا خ ذ
3 مِمَّا
4 يَخْلُقُ yarattıklarından خ ل ق
5 بَنَاتٍ kızları ب ن ي
6 وَأَصْفَاكُمْ ve size seçti ص ف و
7 بِالْبَنِينَ oğulları ب ن ي
 

Müşrik Araplar kız çocuklarını istemedikleri, onları doğru dürüst insan saymadıkları, savaşa dayanıklı olmayıp, ömürlerini güzel görünmek için süslenmekle geçirmeleri gerekçesiyle kadın cinsini hor gördükleri halde hem meleklerin hem de Allah’a ortak kıldıkları putların dişi olduklarına inanır, ayrıca bu dişi putları Allah’ın kızları olarak kabul ederlerdi. Ayetlerde bu hurafî ve tutarsız inançlar reddedilmiştir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 770
 

  Beneve بنو : 

  Fiil olarak bina etmek, kurmak, inşa etmek ve yapmak anlamında kullanılır. بِناءٌ sözcüğü bina ve inşa edilen yapının adıdır.

  إبْنٌ  kelimesinin aslı بنو kökünden gelir. Araplar çoğulu olarak أبْناءٌ ve بَنُونَ sözcüğünü, küçültme isminde ise بُنَيٌّ 'ü kullanırlar.

  Oğulun إبْنٌ diye adlandırılmasının nedeni, onun babanın kurduğu bir bina mesabesinde olmasıdır. إبْنٌ kelimesinin dişili  إبْنَةٌ  ve بِنْتٌ  şekillerinde gelir. Bunların çoğulu ise بَناتٌ  şeklindedir. (Müfredat) 

  Kuran’ı Kerim’de sülasi fiil formunda ve pek çok isim türeviyle 184 defa geçmiştir. (Mu'cemu-l Mufehres)

  Türkçede kullanılan şekilleri İbn (Haldun), Benî (Âdem), Benî (İsrâil), binâ, binâen, binâenaleyh, bünye ve mebnîdir. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi) 

 

اَمِ اتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَاَصْفٰيكُمْ بِالْبَن۪ينَ۟

 

Fiil cümlesidir. اَمْ  munkatı’dır.  بل  ve hemze manasındadır. Cümle mukadder sözün mekulü’l kavli olarak mahallen mansubdur. Takdiri, أم تقولون اتّخذ (Allah … edindi mi? dediler) şeklindedir. 

اتَّخَذَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir.  مَا  müşterek ism-i mevsûl  مِنْ  harf-i ceriyle  اتَّخَذَ  fiiline mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası  يَخْلُقُ ‘dur. Îrabdan mahalli yoktur. 

يَخْلُقُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir.  بَنَاتٍ  mef’ûlun bih olup, nasb alameti kesradır. Cemi müennes salim kelimeler hareke ile irablanır.

وَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَصْفٰي  fiili elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Muttasıl zamir  كُمْ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. بِالْبَن۪ينَ۟  car mecruru  اَصْفٰيكُمْ  fiiline mütealliktir. 

اَمْ ; Çoğunlukla soru edatlarıyla birlikte kullanılır ve muhataptan bu edatın öncesi ile sonrasındaki unsurlardan birini tayin ve tercih etmesini zorunlu kılar. Genellikle soru edatı olan hemze ile (اَ) birlikte kullanılır. İkiye ayrılır:  Muttasıl  اَمْ , Munkatı’  اَمْ  (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)  

Kalp fiilleri (iki mef’ûl alan fiiller); bir mef’ûl ile manası tamamlanamayıp ikinci mef’ûle ihtiyaç duyan fiillerdir. Bu fiiller isim cümlesinin önüne gelirler, mübtedayı ve haberi iki mef’ûl yaparak nasbederler. 3 gruba ayrılırlar:

1. Bilmek manasında olanlar.  ألفي -  دري -  رأي -  وجد - علم fiilleridir. 2. Sanmak manası ifade edenler, kesine yakın bilgi ifade ederler. “Sanmak, zannetmek, saymak, kendisine öyle gelmek” gibi manalara gelir. ظنّ -  حسب -  خال - زعم - عدّ  fiilleridir.

3. grupta olan değiştirme manası ifade edenler aynı anlama gelmedikleri halde görevleri itibariyle onlara benzerliklerinden kalp fiilleri adı altına girmişlerdir. جعل - صيّر - إتّخذ  - ردّ  -  ترك  fiilleridir. Değiştirme manasına gelen fiiller “etti, yaptı, kıldı, edindi, dönüştürdü, değişik bir hale getirdi” gibi manalara gelir.

Bilgi ve zan fiillerinden sonra bazen  اَنَّ ’li ve  اَنْ ’li cümleler gelir, bu cümleler iki mef’ûl kabul edilir. Bilmek, sanmak ve değiştirme manasına gelen bu fiiller 3 şekilde gelebilir: 

1) İki mef’ûl alanlar, 2) İki mef’ûlünü masdarı müevvel cümlesi olarak alanlar, 3) İki mef’ûlü hazif olanlar. Kalp fiilleri iki mamûlü arasında olduğunda amel etmeleri de etmemeleri de caizdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اتَّخَذَ  fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi  أخذ ’dir.

İftiâl babı fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır. 

اَصْفٰي  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi  صفي’dir. 

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.

 

اَمِ اتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَاَصْفٰيكُمْ بِالْبَن۪ينَ۟

 

Müstenefe olan ilk cümle istifham üslubunda talebi inşai isnaddır.  اَمِ , hemze ve  بل manasını taşıyan munkatıadır. Buradaki hemze inkârî manadadır. Mazi fiil sıygasındaki cümle, istifham üslubunda gelmiş olmasına rağmen, soru sorup cevap bekleme kastı taşımadan, tevbih ve takrir manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir.

Ayette mütekellim Allah Teâlâ’dır. Sorunun cevabını bilmemesi veya cevap beklemesi söz konusu olmadığı için ayette tecâhül-i ârif sanatı vardır.

اَمِ  harfi, ayeti inkarî anlamdaki mahzuf bir istifhama bağlar. Takdiri; أم تقولون اتّخذ ... (edindiğini mi söylüyorlar) şeklindedir. (Derviş)

İlk cümle hemze ve  بَلْ  manasında olan  اَمِ  kelimesiyle başlamıştır. Hemzenin manası inkâr,  بَلْ 'in manası idrâb ve başka bir manaya geçmektir. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, C. 4, s. 87)

Mecrur mahaldeki  مَا  müşterek ism-i mevsûlu,  مِنْ   harfiyle birlikte  اتَّخَذَ  fiiline  mütealliktir. Sılası olan  يَخْلُقُ بَنَاتٍ , müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.  

Hudûs, istimrar ve teceddüt ifade eden muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar. Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

بَنَاتٍ ‘deki tenvin cins ve tahkir ifade eder. 

وَاَصْفٰيكُمْ بِالْبَن۪ينَ۟  cümlesi atıf harfi وَ ‘la …اَمِ اتَّخَذَ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi tezattır. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s. 107)

بَنَاتٍ - الْبَن۪ينَ۟  kelimeleri arasında cinas-ı iştikak, tıbâk-ı îcab, mürâât-ı nazîr ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır. 

اتَّخَذَ  fiili  افتعال  sıygasının delaletiyle, Allah Teâlâ’nın kızları büyük bir arzu ve hevesle kendisine seçtiği manasını taşır. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, C. 4, s.88)

Burada kınama ve azarlama ifade etmesi için alay üslubu kullanılmıştır. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefâsir)

اَمِ اتَّخَذَ [Yoksa kendisi mi aldı?!] Hemze yadırgama ifade eder. Müşriklerin cahilliğini ve durumlarının şaşırtıcı oluşunu vurgulamaya yöneliktir; çünkü onlar kullarından Allah’a bir parça nispet etmekle kalmamışlar, bunu da (yerleşik kanaate göre) en kötüsünden seçmişlerdir; yani parça erkeklerden değil de kızlardan oluşmaktadır. Oysa müşrikler, Allah’ın kulları içinde kızlardan en çok nefret eden ve onlara en çok buğzeden kimselerdi; kızlara olan buğzları onları diri diri gömmeye kadar varmıştı! Bu sebeple adeta şöyle denmektedir: Haydi -farazî olarak ve temsil kabilinden- Allah’a çocuk nispet edilebilir diyelim; peki bu paylaşımdaki dengesizlikten, onun ‘en hayırlı ve üstün’ payı size vererek sizi kendisine tercih ettiğini, (sizce) ‘en kötü ve aşağı olanı kendisine bıraktığını söylemekten de mi utanmıyorsunuz.(Keşşâf) 

بَنَاتٍ (kızlar) kelimesinin nekre ve  الْبَن۪ينَ۟ (oğullar) kelimesinin marife gelişi, birincisinin daha önce zikredilişi, [Dilediğine kızlar bağışlıyor; dilediğine erkekler bağışlıyor.] (Şûrâ 42/49) ayetinde belirttiğim sebepten dolayıdır. (Keşşâf)