اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٤
اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
İsim cümlesidir. اِلَى اللّٰهِ car mecruru, mahzuf mukaddem habere mütealliktir. مَرْجِعُكُمْۚ muahhar mübteda olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمْۚ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
وَ atıf harfidir. Haliyye olması da caizdir. Munfasıl zamir هُوَ mübteda olarak mahallen merfûdur. عَلٰى كُلِّ car mecruru قَد۪يرٌ ‘e mütealliktir. شَيْءٍ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. قَد۪يرٌ mübtedanın haberi olup damme ile merfûdur.
عَلَى harf-i ceri mecruruna istila, rağmen, karşı, hal gibi manalar kazandırabilir. Burada istila manasındadır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَد۪يرٌ mübalağalı ism-i fail kalıbıdır. Bu kalıp bu vasfın mevsufta sürekli varlığına, sıfatın mevsufun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.
Mübalağalı ism-i fail; bir varlıkta bir niteliğin aşırı derecede bulunduğunu gösteren, fiilden türeyen, sıfat cinsinden isimlerdir. Mübalağalı ism-i failler Allah için kullanılırsa sıfat, insanlar için kullanılırsa mübalağa ya da lakap olurlar. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْۚ
Cümle, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Cümlede takdim-tehir ve îcâz-ı hazif sanatları vardır.
اِلَى اللّٰهِ mahzuf mukaddem habere mütealliktir. مَرْجِعُكُمْ muahhar mübtedadır.
Onlar için korkmanın sebebini bildiren cümle, fasılla gelmiştir. Car mecrurun amiline takdim edilmesi, ihtimam ve takviye içindir. Bununla murad edilen kasr manası değildir. Çünkü öldükten sonra geri döndürüleceklerine değil, başkasına döneceklerini zannediyorlardı. مَرْجِعُكُمْۚ , ne kadar uzun zaman olursa olsun kurtuluşun olmadığını ifade etmek üzere, bilinen zamandan kinayedir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Cümlede mütekellimin Allah Teâlâ olması hasebiyle lafza-i celâlde tecrîd sanatı vardır.
Mecrur haber, vasıf kuvvetindedir. Haber olarak gelen mecrurlar, zarflar mübtedanın bununla vasıflandığını ifade ederler. Nahiv alimlerinin açıkladığı gibi kelamda كائِنٍ benzeri bir müstekar takdiriyle husûl ve sübut ifade eder. (Âşûr,Et-Tahrîr Ve’t- Tenvîr, Şuarâ/113)
مَرْجِعُكُمْ , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mefûlü de ifade eder.
اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ ibaresinde car mecrur takdim edilmiştir. Bu söz, hasr (sadece) manası ifade eder. Yani, “Dönüşünüz başkasına değil, sadece Allah’a olacaktır” demektir.
Binaenaleyh bu ayet, orada Allah’tan başka bir yöneticinin ve tasarruf edenin olmadığına delalet eder. Durum, bu dünya hayatında da aynıdır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Bu kelam, günün büyüklüğü için bir açıklama ve korku için de illet mahiyetindedir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Cümle, atıf harfi وَ ‘ la istînâfa atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ car mecruru, ihtimam için amili olan قَد۪يرٌ۟ ‘a takdim edilmiştir.
شَيْءٍ ’deki nekrelik, kesret, tazim ve nev ifade eder.
قَد۪يرٌ۟ , mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)