ثُمَّ بَدَا لَهُمْ مِنْ بَعْدِ مَا رَاَوُا الْاٰيَاتِ لَيَسْجُنُنَّهُ حَتّٰى ح۪ينٍ۟ ٣٥
ثُمَّ بَدَا لَهُمْ مِنْ بَعْدِ مَا رَاَوُا الْاٰيَاتِ لَيَسْجُنُنَّهُ حَتّٰى ح۪ينٍ۟
Fiil cümlesidir. ثُمَّ tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. بَدَا elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili mahzuftur. Fiilin masdarının fail olması caizdir. Takdiri, بدا لهم بداء şeklindedir. لَهُمْ car mecruru بَدَا fiiline mütealliktir. مِنْ بَعْدِ car mecruru بَدَا fiiline mütealliktir. مَا ve masdar-ı müevvel بَعْدِ ’nin muzâfun ileyhi olarak mahallen mecrurdur.
رَاَوُا iki sakinin birleşmesinden dolayı mahzuf elif üzere mukadder damme ile mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. الْاٰيَاتِ mef’ûlün bih olup nasb alameti kesradır. Cemi müennes salim kelimeler hareke ile îrablanır.
لَ harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir.
يَسْجُنُنَّ fiili mahzuf ن' un sübutuyla merfû muzari fiildir. İki sakin bir araya geldiği için zamir olan cemi و' ı mahzuftur. Fiilinin sonundaki نَّ , tekid ifade eden nûn-u sakiledir. Muttasıl zamir هُ mef’ûlün bih olarak mahallen mansubdur. حتّٰى harf-i cerdir. ح۪ينٍ۟ zaman zarfı يَسْجُنُنَّ fiiline mütealliktir.
حَتّٰٓى edatı üç şekilde kullanılabilir: Harf-i cer olarak, başlangıç edatı olarak ve atıf edatı olarak.Ayette harf-i cer şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
ثُمَّ : Matuf ve matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir sürenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ harfinin zıttıdır. ثُمَّ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
بَعْدَ ve قَبْلَ ’nin geliş şekilleri şöyledir: Başlarına harf-i cer gelmeksizin muzâf olduklarında mansubdurlar. Muzâf olup başlarına harf-i cer geldiğinde mecrur olurlar. Cümleye muzâf olduklarında cümlenin başında اَنْ bulunur. Muzâfun ileyhleri hazf edilince damme üzere mebni olurlar. Burada بَعْدَ muzâf olup başına harf-i cer geldiği için mecrur olmuştur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
ثُمَّ بَدَا لَهُمْ مِنْ بَعْدِ مَا رَاَوُا الْاٰيَاتِ
Cümle, tertip ve terahî ifade eden ثُمَّ atıf harfiyle, önceki ayetteki …فَصَرَفَ cümlesine atfedilmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
بَعْدِ ‘nin muzâfun ileyhi konumundaki masdar harfi مَا ve akabindeki رَاَوُا الْاٰيَاتِ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında gelerek temekkün ve istikrar ifade etmiştir.
Masdar-ı müevvel cümlesi, mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
رَاَوُا kelimesinde müennesin müzekkere katılması yoluyla tağlîb sanatı vardır. “Ey iman edenler!” şeklindeki hitapların çoğunda kadınların erkeklere katılması yoluyla tağlîb vardır. (Prof. Dr. Ali Bulut, Belâgat)
لَيَسْجُنُنَّهُ حَتّٰى ح۪ينٍ۟
لَيَسْجُنُنَّهُ حَتّٰى ح۪ينٍ۟ cümlesi, mahzuf kasemin cevabıdır. لَ , mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. Mahzuf kasemle birlikte terkip, kasem üslubunda gayrı talebî inşâî isnaddır.
Kasem cümlesinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. Kasem üslubundaki terkip, takdiri ظهر لهم من بعد ما رأوا الآيات قائلين: والله لنسجننه (Onlar, gördükleri bütün delillerden sonra "Vallahi, biz onu mutlaka hapse atacağız" dediler.) olan mahzuf sözün mamulü olarak haldir.
Kasemin cevabı; başına gelen lam, mahzuf kasem ve nûn-u sakile ile tekid edilmiş, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber inkâri kelamdır. Muzari fiil hudûs, istimrar, teceddüt ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
لَيَسْجُنُنَّهُ fiiline müteallik olan ح۪ينٍ۟ mecrurundaki nekrelik, herhangi bir manasında belirsizlik ifade eder.
ثُمَّ ve بَعْدِ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Kasem cümlesinin mahzuf olduğu durumda, vurgu kasem cevabına yapıldığından kasem cümlesi telaffuzda terk edilir. Kasem cümlesini oluşturan kasem fiili, kasem edatı ve kasem edilen isim üçü birlikte hazfedilir. Fakat kasemin varlığı kasem cevabından anlaşılmaktadır. Bu form, Kur’an’da sıkça kullanılmıştır. (Nihat Tarı, Arap Dilinde Kasem Formları ve Kur’ân-ı Kerim’e Özgü “La Uksimu” Formu ile İlgili Tartışmalar)
Züleyha'nın Yusuf'u zindana attırma amacı; Yusuf'u elde etmek için ona güzelliğini arz etmesiyle ve kendisi ile arkadaşlarının onu bu işe teşvik etmesiyle bir sonuç almaktan umudu kalmayınca tehdidini gerçekleştirip Yusuf’un azmini kırmak ve teslimiyetini sağlamak içindi. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
ح۪ينٍ۟ muayyen olmayan bir zaman parçasıdır. Hem kısa hem de uzun olan zaman parçasına denir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)