فَاِنْ لَمْ تَأْتُون۪ي بِه۪ فَلَا كَيْلَ لَكُمْ عِنْد۪ي وَلَا تَقْرَبُونِ ٦٠
فَاِنْ لَمْ تَأْتُون۪ي بِه۪ فَلَا كَيْلَ لَكُمْ عِنْد۪ي وَلَا تَقْرَبُونِ
ف atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
إِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لَمْ muzariyi cezm ederek manasını olumsuz maziye çeviren harftir.
تَأْتُون۪ي şart fiili olup, ن ’un hazfıyla meczum muzari fiildir. Sonundaki ن vikayedir. Mütekellim zamir ي mef’ûlün bih olarak mahallen mansubdur. بِه۪ car mecruru تَأْتُون۪ي fiiline mütealliktir.
فَ şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
لَا cinsini nefyeden olumsuzluk harfidir. اِنَّ gibi ismini nasb, haberini ref eder.
كَيْلَ kelimesi, لَٓا ’nın ismi olup fetha üzere mebnidir. لَكُمْ car mecruru لَا ’nın mahzuf haberine mütealliktir. عِنْد۪ي mekân zarfı لَا ’nın mahzuf haberine mütealliktir. Mütekellim zamir ي muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لَا nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَقْرَبُونِ fiili نَ ‘un hazfıyla meczum muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. Sonundaki نِ vikayedir. Esre ise mahzuf mütekellim zamirinden ivazdır. Hazf edilen يَ mef‘ûlün bih olarak mahallen mansubdur.
Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir.
Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez. Ayrıca لَمْ (cahd-ı mutlak) ve لَا (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
فَاِنْ لَمْ تَأْتُون۪ي بِه۪ فَلَا كَيْلَ لَكُمْ عِنْد۪ي وَلَا تَقْرَبُونِ
Ayet, atıf harfi فَ ile önceki ayetteki ائْتُون۪ي بِاَخٍ لَكُمْ مِنْ اَب۪يكُمْ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Emir üslubundan şart üslubuna iltifat sanatı vardır.
اِنْ cezm eden şart harfi, لَمْ cezm ve nefy harfidir. تَأْتُون۪ي fiilini cezm ederek manasını olumsuz maziye çevirmiştir. Şart üslubundaki terkipte لَمْ تَأْتُون۪ي بِه۪ cümlesi şarttır. Muzari fiil sıygasında gelerek hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.
فَ karinesiyle gelen cevap cümlesi olan فَلَا كَيْلَ لَكُمْ عِنْد۪ي , cinsini nefyeden لَا ‘nın dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
كَيْلَ , cinsini nefyeden لَا ‘nın ismidir. لَا ’nın haberinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. لَكُمْ car mecruru bu mahzuf habere mütealliktir.
Şart ve cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber ibtidaî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
Geldi manasındaki آتِي fiili, بِ harf-i ceri ile kullanıldığında getirdi manasına gelir. Bu tazmin sanatıdır.
Bazı fiiller mef’ûllerini harf-i cerlerle alırlar. Bu harfler fiilin manasına tesir eder. Bazı nahivcilerin görüşüne göre harf-i cerin fiile mana kazandırmasına tazmin denir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Şartın cevabına atfedilen وَلَا تَقْرَبُونِ cümlesi, nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Fiilin sonundaki kesre, mütekellim zamirinden ivazdır.
Bu hazif mütekellimin heyecanına, kararlılığına işaret veya fasılaya riayet için olabilir.
تَقْرَبُونِ - عِنْد۪ي kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
وَلَا تَقْرَبُونِ ifadesi iki türlü yorumlanabilir. İlkine göre bu ifade, şart cümlesinin cevabının kapsamına dahildir ve meczumdur. [Yanımda size verilecek tek bir ölçek bile yoktur.] ifadesinin mahalline atıf olup sanki “Bana onu getirmezseniz mahrum kalır ve bana yaklaşamazsınız.” anlamına gelmektedir. İkinci yoruma göre ise nehiy anlamındadır (Yanıma yaklaşmayın!). (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
Yusuf (a.s), onlardan o kardeşini getirmelerini isteyince hem teşvik hem tehdit üslubunu birlikte kullandı. Teşvik onun: “Görmüyor musunuz, tam ölçek veriyorum. Ben, misafir ağırlayanların en hayırlısıyım.” sözüdür. Tehdit ve korkutma ise “Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size hiçbir ölçek yok, bana yaklaşmayın!” sözüdür. Bu ifade, bir tehdittir. Çünkü onlar yiyecek elde etmeye mecbur idiler. Onu elde edebilmek de ancak elinde yiyecek bulunan bu kimse vasıtasıyla mümkündü. Binaenaleyh o, onlara yanına gelmeyi yasak edince bu son derece ileri bir tehdit ve korkutma olmuş olur. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)