Yusuf Sûresi 93. Ayet

اِذْهَبُوا بِقَم۪يص۪ي هٰذَا فَاَلْقُوهُ عَلٰى وَجْهِ اَب۪ي يَأْتِ بَص۪يراًۚ وَأْتُون۪ي بِاَهْلِكُمْ اَجْمَع۪ينَ۟  ٩٣

Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 اذْهَبُوا götürün ذ ه ب
2 بِقَمِيصِي benim gömleğimi ق م ص
3 هَٰذَا şu
4 فَأَلْقُوهُ koyun ل ق ي
5 عَلَىٰ üzerine
6 وَجْهِ yüzü و ج ه
7 أَبِي babamın ا ب و
8 يَأْتِ başlasın ا ت ي
9 بَصِيرًا görmeye ب ص ر
10 وَأْتُونِي ve bana gelin ا ت ي
11 بِأَهْلِكُمْ ailenizle birlikte ا ه ل
12 أَجْمَعِينَ bütün ج م ع
 

Yûsuf babasının, ağlamaktan gözlerinin göremez hale geldiğini öğrenince, kendi gömleğini götürüp babasının yüzüne koymalarını, böylece tekrar görecek duruma geleceğini söyledi. “Gözlerine boz gelmesi” göz yaşına boğulma değil de hastalık olarak anlaşılırsa, açılma olayı bir mûcize olarak kabul edilir. Bir başka yoruma göre de Hz. Ya‘kub’un gözlerine boz gelmesi psikolojik sıkıntıdan kaynaklanmaktadır. Yûsuf babasının üzüntü, sıkıntı ve sürekli olarak göz yaşı dökmekten görme duyusunun zayıfladığını anlamış ve bu sıkıntıyı gidermek üzere gömleğini babasına göndermiştir; Ya‘kub oğlunun sağ olduğu haberini aldığı ve gömleğini yüzüne sürdüğü takdirde olayın vereceği psikolojik rahatlık, sevinç ve mânevî güç, onun bedenini ve görme gücünü kuvvetlendirecek, gözleri görür hale gelecektir (Râzî, XVIII, 206).

Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri 

Cilt: 3 Sayfa: 254

 

اِذْهَبُوا بِقَم۪يص۪ي هٰذَا فَاَلْقُوهُ عَلٰى وَجْهِ اَب۪ي يَأْتِ بَص۪يراًۚ

 

Fiil cümlesidir.  اِذْهَبُوا  fiili  ن ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. بِقَم۪يص۪ي  car mecruru  اِذْهَبُوا  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  ى  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. هٰذَا  işaret ismi, بِقَم۪يص۪ي ‘ den bedel veya atf-ı beyan olarak mahallen mecrurdur.

فَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ  ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَلْقُوهُ  fiili  ن ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.  Muttasıl zamir  هُ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.  عَلٰى وَجْهِ  car mecruru  اَلْقُوهُ  fiiline mütealliktir. اَب۪ي  muzâfun ileyh olup mukadder kesra ile mecrurdur. Aynı zamanda muzaftır. Mütekellim zamiri  ى  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. 

فَ  karînesi olmadan gelen  يَأْتِ  cümlesi şartın cevabıdır.

يَأْتِ  illet harfinin hazfıyla meczum muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُوَ ’dir. بَص۪يراً  kelimesi  يَأْتِ ‘deki failin hali olup fetha ile mansubdur.

Bedel: Metbuundaki kapalılığı açıklamak ve pekiştirmek gibi sebeplerle getirilen ve irab bakımından metbuuna uyan tabidir. Bedelden önce gelen ve bedelin irabını almış olduğu kelimeye “mübdelün minh” denir. 

Bedel 3 gruba ayrılır: 1. Bedel-i kül, 2. Bedel-i baz, 3. Bedel-i iştimal. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.

Hal sahibu’l-hale ya  و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 

1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

اَلْقُو  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi لقي ’dir. 

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.


وَأْتُون۪ي بِاَهْلِكُمْ اَجْمَع۪ينَ۟

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

أْتُون۪ي  fiili  ن ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. Sonundaki  ن  vikayedir. Mütekellim zamiri  ى  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

بِاَهْلِكُمْ  car mecruru  أْتُون۪ي  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir  كُمْ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. اَجْمَع۪ينَ۟  kelimesi  اَهْلِكُمْ  için manevi tekid olup cer alameti  ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile irablanırlar.

Te’kid: Tabi olduğu kelimenin veya cümlenin manasını kuvvetlendiren, pekiştiren, manasındaki kapalılığı gideren ve aynı irabı alan sözdür. Te’kide “tevkid” de denilir. Te’kid eden kelimeye veya cümleye “te’kid (müekkid- ٌمُؤَكِّد)”, te’kid edilen kelime veya cümleye de “müekked (مَؤَكَّدٌ)” denir. Te’kid, çoğunlukla muhatabın zihninde iyice yerleşmesi veya onun tereddüdünü gidermek için yapılan vurguya denir. Te’kid, lafzî ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır.  Lafzi te’kid: Harfin, fiilin, ismin hatta cümlenin tekrarı ile olur. Zamirler zamir ile te’kid edilebilirler. Bu durumda sayı ve cinsiyet yönünden te’kid müekkede uyar.

Manevi te’kid: Manevi te’kit marifeyi tekit eder, belirli kelimelerle yapılır. Bu kelimeler: كُلُّ , اَجْمَعُونَ , اَجْمَعِينَ dir. Ayette manevi tekid şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

اِذْهَبُوا بِقَم۪يص۪ي هٰذَا فَاَلْقُوهُ عَلٰى وَجْهِ اَب۪ي يَأْتِ بَص۪يراًۚ

 

Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Hz. Yusuf’un sözlerinin devamıdır. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.

هٰذَا  işaret ismi,  بِقَم۪يص۪ي ‘den bedeldir. Bedel, atıf harfi getirilmeksizin tefsir ve izah maksadıyla bir kelimenin açıklanması için bir başkasının getirilmesiyle yapılan ıtnâb sanatıdır. Gömleğin önemini vurgulamaktadır.

Gitti manasındaki  ذْهَبُ  fiili, بِ  harf-i ceri ile kullanıldığında götürdü manasına gelir. Bu tazmin sanatıdır.

Bazı fiiller mef’ûllerini harf-i cerlerle alırlar. Bu harfler fiilin manasına tesir eder. Bazı nahivcilerin görüşüne göre harf-i cerin fiile mana kazandırmasına tazmin denir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Veciz ifade kastına matuf  بِقَم۪يص۪ي  izafetinde, Hz. Yusuf’a aid zamire muzâf olan  قَم۪يص۪ , tazim ve şeref kazanmıştır. 

Aynı üslupta gelen  اَلْقُوهُ عَلٰى وَجْهِ اَب۪ي  cümlesi, atıf harfi  فَ  ile  اِذْهَبُوا بِقَم۪يص۪ي هٰذَا  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. İki cümle arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. 

Veciz ifade kastına matuf  وَجْهِ اَب۪ي  izafetinde, Hz. Yusuf’a aid zamire muzâf olan  وَجْهِ  ve  اَب۪  tazim ve şeref kazanmıştır. 

Talebin cevabı olan  يَأْتِ بَص۪يراًۚ  cümlesi meczum muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

بَص۪يراً  fiilin failinden haldir.

Emir, nehy, soru, temenni gibi talep bildiren durumlardan sonra başında  ف  harfi bulunmayan, karşılık ve sonuç (ceza) ifade eden bir muzari fiil geldiğinde söz konusu muzari fiil de meczûm olur. Çünkü o cümlede şart ve cezâ anlamı bulunmaktadır. Bir diğer ifadeyle talep bildiren cümleden sonraki muzari fiil, öncesindeki talebin karşılığı veya sonucudur. (Yunus İnanç Dr. Öğr. Üyesi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi, Arap Dili ve Belagatı Anabilim Dalı, Karaman) 

يَأْتِ بَص۪يراً  ifadesinde  بَص۪يراً  kelimesinin  يَأْتِ  fiiline isnad edilmesi aklî mecazdır.

يَأْتِ بَص۪يراً  cümlesinde istiare sanatı vardır. بَص۪يراً  kelimesi,  يَأْتِ  fiiline nispet edilerek kişileştirilmiş, iradesi olan bir canlıya benzetilmiştir. Görmenin bir şahıs gibi gelecek olması durumun önemini artırmaktadır. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.


 وَأْتُون۪ي بِاَهْلِكُمْ اَجْمَع۪ينَ۟

 

Cümle atıf harfi  وَ ‘ la  …اِذْهَبُوا  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. İki cümle arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. 

وَأْتُون۪ي بِاَهْلِكُمْ  (Ailenizi bana getirin.) ibaresinden sonra  اَجْمَع۪ينَ  kelimesi manevi tekid olarak ıtnâb sanatıdır. Yusuf (a.s)’ın ailesine olan özlemini vurgulamak açısından dikkate değerdir.

يَأْتِ  fiili  ب  harf-i ceri ile kullanıldığında ‘getirmek’ manasına gelir. Arapçada fiillerin harfi cerle manalarının değişmesi tazmin sanatıdır.

أْتُون۪ي - يَأْتِ  kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

أْتُون۪ي بِ - اِذْهَبُوا بِ  kelimeleri arasında tıbâk-ı hafîy sanatı vardır.

بِاَهْلِكُمْ - اَب۪ي  kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.

Aileden murad, Yakub (a.s) ile ailesinden sayılan kadınlar ve çocuklardır. (Ebüssuûd, İrşâdü’l- Akli’s-Selîm)