ذَهَب /Altın: Malumdur. Bazen ذَهَبَة diye de telâffuz edilir.
رَجُلٌ ذَهِبٌ: Altın madeni görüp de dehşete düşen adam.
ذَهَاب: Gitmek.
ذَهَبَ بِالشَّيْءِ وَأَذْهَبَهُ: Bir şey götürdü. Bu kelime hem madde, hem mana konusunda kullanılır. Allah buyurur ki:
وَقَالَ اِنّ۪ي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ
Dedi ki, “Ben Rabbime gidiyorum.” (37/Sâffât 99). (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Sözlükte “gitmek” anlamındaki zehâb kökünden hem masdar hem de“gidecek yer ve yol” mânasında mekân ismi olan mezheb kelimesi, terim olarak “dinin aslî veya fer‘î hükümlerinin dayandığı delilleri bulmakta ve bunlardan hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan âlimlerin ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistem” diye tanımlanabilir. “Gitmek” anlamındaki zehâb kökünden hem masdar hem de “gidecek yer ve yol” mânasında mekân ismi olan mezheb kelimesi, terim olarak “dinin aslî veya fer‘î hükümlerinin dayandığı delilleri bulmakta ve bunlardan hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan âlimlerin ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistem” diye tanımlanabilir. Kur’ân-ı Kerîm’de zehâb kökü çeşitli türevleriyle birçok âyette yer almakla birlikte (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ẕhb” md.) mezhep kelimesine rastlanmamaktadır. (İlyas Üzüm, “Mezhep”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 29: 526.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
ذَهَبَ | giderdi |
|
|
لَذَهَبَ | elbette götürürdü |
|
|
الذَّهَبِ | altından |
|
|
ذَهَبًا | altın |
|
|
لِتَذْهَبُوا | alıp götürmek için |
|
|
يُذْهِبْكُمْ | sizi götürür |
|
|
فَاذْهَبْ | gidin |
|
|
يُذْهِبْكُمْ | sizi uzaklaştırır |
|
|
وَيُذْهِبَ | ve gidermek için |
|
|
وَتَذْهَبَ | ve gider |
|
|
وَيُذْهِبْ | ve gidersin |
|
|
الذَّهَبَ | altın |
|
|
ذَهَبَ | gitti |
|
|
ذَهَبَ | gidince |
|
|
يُذْهِبْنَ | giderir |
|
|
تَذْهَبُوا | götürmeniz |
|
|
ذَهَبُوا | götürdüler |
|
|
ذَهَبْنَا | gittik |
|
|
اذْهَبُوا | gidin |
|
|
اذْهَبُوا | götürün |
|
|
فَيَذْهَبُ | gider |
|
|
يُذْهِبْكُمْ | sizi götürür |
|
|
اذْهَبْ | git |
|
|
لَنَذْهَبَنَّ | tamamen gideririz |
|
|
ذَهَبٍ | altın- |
|
|
اذْهَبْ | sen git |
|
|
اذْهَبْ | götürün |
|
|
اذْهَبَا | ikiniz gidin |
|
|
وَيَذْهَبَا | ve gidersinler |
|
|
فَاذْهَبْ | git (defol) |
|
|
ذَهَبَ | gitmişti |
|
|
يُذْهِبَنَّ | giderebilecek |
|
|
ذَهَبٍ | altın- |
|
|
ذَهَابٍ | gidermeğe de |
|
|
لَذَهَبَ | götürürdü |
|
|
يَذْهَبُ | alır |
|
|
يَذْهَبُوا | gitmezler |
|
|
اذْهَبَا | gidin |
|
|
فَاذْهَبَا | ikiniz de gidin |
|
|
اذْهَبْ | götür |
|
|
ذَهَبَ | gidince |
|
|
يَذْهَبُوا | gitmediklerini |
|
|
لِيُذْهِبَ | gidermek |
|
|
تَذْهَبْ | gitmesin |
|
|
يُذْهِبْكُمْ | sizi götürür |
|
|
ذَهَبٍ | altından |
|
|
أَذْهَبَ | gideren |
|
|
ذَاهِبٌ | gideceğim |
|
|
نَذْهَبَنَّ | biz alıp götürsek |
|
|
ذَهَبٍ | altın- |
|
|
ذَهَبٍ | altın- |
|
|
أَذْهَبْتُمْ | zayi ettiniz |
|
|
ذَهَبَتْ | gidenlere |
|
|
ذَهَبَ | gitti |
|
|
اذْهَبْ | git |
|
|
تَذْهَبُونَ | gidiyorsunuz |