اِذْهَبْ بِكِتَاب۪ي هٰذَا فَاَلْقِهْ اِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ ٢٨
اِذْهَبْ بِكِتَاب۪ي هٰذَا فَاَلْقِهْ اِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ
Fiil cümlesidir. اِذْهَبْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. بِكِتَاب۪ car mecruru اِذْهَبْ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri ي muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. هٰذَا işaret ismi كِتَاب۪ي ‘den atf-ı beyân veya bedel olarak mahallen mecrurdur.
فَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَلْقِهْ illet harfinin hazfıyla mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. Muttasıl zamir هْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. اِلَيْهِمْ car mecruru اَلْقِهْ fiiline mütealliktir.
ثُمَّ tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. تَوَلَّ illet harfinin hazfıyla mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. عَنْهُمْ car mecruru تَوَلَّ fiiline mütealliktir.
فَ atıf harfidir. انْظُرْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. İstifhâm ismi مَاذَا , amili يَرْجِعُونَ ‘nin mukaddem mef’ûlün bihi olarak mahallen mansubdur.
Veya مَا istifham ismi mübteda olarak mahallen merfûdur. ذَا ism-i mevsûl haber olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası يَرْجِعُونَ ‘dir.
يَرْجِعُونَ fiili نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.
Bedel: Metbuundaki kapalılığı açıklamak ve pekiştirmek gibi sebeplerle getirilen ve irab bakımından metbuuna uyan tabidir. Bedelden önce gelen ve bedelin îrabını almış olduğu kelimeye “mübdelün minh” denir.
Bedel 3 gruba ayrılır: 1. Bedel-i kül, 2. Bedel-i ba’z, 3. Bedel-i iştimal. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
ثُمَّ ; Matuf ve matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir surenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ harfinin zıttıdır. ثُمَّ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَلْقِهْ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi لقي ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
اِذْهَبْ بِكِتَاب۪ي هٰذَا فَاَلْقِهْ اِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ
Beyânî istînâf olarak fasılla gelen ayetin fasıl sebebi, şibh-i kemâl-i ittisâldir. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. Mütekellim Süleyman (a.s)’dır.
Veciz ifade kastına matuf بِكِتَاب۪ي izafeti, Hz. Süleyman’a ait zamire muzaf olan كِتَاب۪ ‘ye, tazim içindir.
بِكِتَاب۪ي için tazim ifade eden هٰذَا işaret ismi, كِتَاب۪ي ‘den bedeldir. Bedel, atıf harfi getirilmeksizin tefsir ve izah maksadıyla bir kelimenin açıklanması için bir başkasının getirilmesiyle yapılan ıtnâb sanatıdır.
Aynı üslupta gelen فَاَلْقِهْ اِلَيْهِمْ cümlesi, atıf harfi فَ ile, ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ cümlesi, tertip ve terahi ifade eden ثُمَّ ile öncesine atfedilmiştir. Cümlelerin atıf sebebi hükümde ortaklıktır aralarında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Her ikisi de emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Atfın ثُمَّ ile yapılması, az da olsa bir zamanın geçtiğine işarettir.
فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ cümlesi, atıf harfi فَ ile makabline, hükümde ortaklık sebebiyle atfedilmiştir. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
İstifham üslubunda talebi inşaî isnad olan مَاذَا يَرْجِعُونَ cümlesi, انْظُرْ fiilinin mef’ûlü konumundadır.
مَاذَا , istifham harfi olarak يَرْجِعُونَ fiilinin mef’ûlü konumundadır. يَرْجِعُونَ muzari fiil sıygasında gelerek hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.
İstifhâm ismi olan مَاذَا , amili olan يَرْجِعُونَ ’ye takdim edilmiştir. İstifham isimlerinde sadaret hakkı vardır.
مَاذَا - هٰذَا kelimeleri arasında cinas-ı muzari ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
يَرْجِعُونَ - تَوَلَّ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
يَرْجِعُونَ - اِذْهَبْ kelimeleri arasında tıbâk-ı icab sanatı vardır.
فَانْظُرْ fiili, istifhamdaki amelle ilgilidir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Hz. Süleyman'ın, emri altında bulunan tasarruf ve marifete muktedir emin cinleri değil de bu elçiliği Hüdhüd’e tahsis etmesi, onda ilim, hikmet ve doğru feraset alametlerini görmesinden dolayıdır; bir de onun hiçbir özrü kalmaması içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
الرَّجْعِ ‘den kastedilen, mektuba verilecek olan cevaptır. Yani kabul veya reddir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Emirler aciliyet veya tehir ifade etmezler. Sadece bir şeyin yapılmasını isterler. Nehiyler aciliyet ifade ederler. Yasaklanan şeyden hemen uzaklaşılmasını isterler. (Hasan Karakaya, Fıkıh usulü, s. 558-559)