قَالُٓوا اِنْ هٰذَانِ لَسَاحِرَانِ يُر۪يدَانِ اَنْ يُخْرِجَاكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَر۪يقَتِكُمُ الْمُثْلٰى ٦٣
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | قَالُوا | dediler ki |
|
| 2 | إِنْ | gerçekten |
|
| 3 | هَٰذَانِ | bunlar |
|
| 4 | لَسَاحِرَانِ | iki büyücüdür |
|
| 5 | يُرِيدَانِ | istiyorlar |
|
| 6 | أَنْ | ki |
|
| 7 | يُخْرِجَاكُمْ | sizi çıkarsınlar |
|
| 8 | مِنْ | -dan |
|
| 9 | أَرْضِكُمْ | yurdunuz- |
|
| 10 | بِسِحْرِهِمَا | büyüleriyle |
|
| 11 | وَيَذْهَبَا | ve gidersinler |
|
| 12 | بِطَرِيقَتِكُمُ | sizin yolunuzu |
|
| 13 | الْمُثْلَىٰ | örnek |
|
قَالُٓوا اِنْ هٰذَانِ لَسَاحِرَانِ يُر۪يدَانِ اَنْ يُخْرِجَاكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَر۪يقَتِكُمُ الْمُثْلٰى
Fiil cümlesidir. قَالُٓوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavli اِنْ هٰذَانِ لَسَاحِرَانِ ‘dir. قَالُٓوا fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
اِنْ tekid ifade eden muhaffefe اِنَّ ’dir. İsmi olan şan zamiri mahzuftur. Mahzuf muttasıl zamir ile هٰذَانِ (هُمَا ) لَسَاحِرَانِ cümlesi, muhaffefe اِنَّ ‘nin haberi olup, müsenna olduğundan elif ile merfûdur.
İsim cümlesidir. İşaret ismi هٰذَانِ mübteda olup, müsenna olduğu için elif ile merfûdur.
لَ harfi, اِنْ ‘in muhaffefe اِنَّ olduğuna delalet eden lam-ı farikadır. سَاحِرَانِ işaret isminin haberi olup müsenna olduğu için elif ile merfûdur. يُر۪يدَانِ cümlesi سَاحِرَانِ ‘nin sıfatı olarak mahallen merfûdur.
يُر۪يدَانِ fiili ن ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur. اَنْ ve masdar-ı müevvel يُر۪يدَانِ fiilinin mef’ûlün bihi olarak mahallen mansubdur.
اَنْ muzariyi nasb ederek manasını masdara çeviren harftir.
يُخْرِجَا fiili ن ‘un hazfıyla mansub muzari fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
مِنْ اَرْضِكُمْ car mecruru يُخْرِجَا fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. بِسِحْرِهِمَا car mecruru يُخْرِجَا fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هِمَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. يَذْهَبَا fiili, atıf harfi وَ ‘la يُخْرِجَا fiiline matuftur.
يَذْهَبَا fiili ن ‘un hazfıyla mansub muzari fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur. بِطَر۪يقَتِ car mecruru يَذْهَبَا fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. الْمُثْلٰى kelimesi بِطَر۪يقَتِكُمُ ‘un sıfatı olup, mukadder kesra ile mecrurdur.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur.İlki fiil cümlesi ikincisi müfred şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يُخْرِجَا fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındadır. Sülâsîsi خرج ’dir.
يُر۪يدَانِ fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındadır. Sülâsîsi رود ‘dir.
İf’al babı fiille, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar.
سَاحِرَانِ ; sülâsî mücerredi سحر olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail: Eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
الْمُثْلٰى ; ism-i tafdildir. İsmi tafdil; bir vasfın, bir hususun bir varlıkta diğer bir varlıktan daha fazla olduğunu ifade eder. İsmi tafdil اَفْضَلُ veznindendir. İsmi tafdilin sıfatı müşebbeheden farkı; renk, şekil, uzuv noksanlığı ifade etmemesidir. Müennesi فُعْلَى veznindedir.
İsmi tafdilden önce gelen isme “mufaddal”, sonra gelen isme “mufaddalun aleyh’’ denir. Mufaddal ve mufaddalun aleyhi bazen açıkça cümlede göremeyebiliriz. Bu durumda mufaddal ve mufaddalun aleyh cümlenin gelişinden anlaşılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالُٓوا اِنْ هٰذَانِ لَسَاحِرَانِ يُر۪يدَانِ اَنْ يُخْرِجَاكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَر۪يقَتِكُمُ الْمُثْلٰى
Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قَالُٓوا fiilinin mekulü’l-kavli olan اِنْ هٰذَانِ لَسَاحِرَانِ يُر۪يدَانِ اَنْ يُخْرِجَاكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِمَا cümlesine dahil olan اِنْ , tahfif edilmiş اِنّ ’dir. Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkâri kelamdır.
اِنْ ‘in haberi olan لَسَاحِرَانِ ‘ye dahil olan lam, اِنْ ’in muhaffefe olduğuna işaret eden lam-ı farikadır.
اِنْ ’in nafiye, لَ ’ın ise إلّا manasında olduğu da söylenmiştir.
Müsnedün ileyhin ism-i işaretle marife olması, mütekellimin tahkir niyetine işaret etmektedir.
Ayette sihirbazların Hz. Musa ve Harun (a.s) hakkında söyledikleri sözlerin üslubu, onlar hakkında çok fazla şüpheleri olduğunu göstermektedir.
يُر۪يدَانِ اَنْ يُخْرِجَاكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِمَا cümlesi, سَاحِرَانِ için sıfattır. Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan ıtnâb sanatıdır. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Masdar harfi اَنْ ve akabindeki يُخْرِجَاكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِمَا cümlesi, masdar tevilinde يُر۪يدَانِ fiilinin mef’ûlü konumundadır. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Aynı üsluptaki وَيَذْهَبَا بِطَر۪يقَتِكُمُ الْمُثْلٰى cümlesi, atıf harfi وَ ‘la يُخْرِجَاكُمْ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
İsm-i tafdil kalıbında gelerek mübalağa ifade eden الْمُثْلٰى kelimesi, بِطَر۪يقَتِكُمُ için sıfattır. Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan ıtnâb sanatıdır.
سَاحِرَانِ - بِسِحْرِهِمَا kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.
Muzari fiiller teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)