İbrahim Sûresi 20. Ayet

وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَز۪يزٍ  ٢٠

Bu, Allah’a hiç de güç gelmez.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَمَا ve değildir
2 ذَٰلِكَ bu
3 عَلَى karşı
4 اللَّهِ Allah’a
5 بِعَزِيزٍ güç ع ز ز
 
Hz. Peygamber’in şahsında insanlığa hitap edilerek zorba toplumları yok edip yerlerine başkalarını yerleştirmenin zor olduğunu düşünen inkârcılara cevap verilmekte, başkalarının yardımına muhtaç olmaksızın gökleri, yeri ve bunların üzerinde yaşayan varlıkları hikmetli olarak yaratmış olan Allah Teâlâ’nın dilediğini yapma, onları yok edip yerine başka varlıklar getirme gücüne sahip olduğu ifade edilmektedir.

Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 313
 

وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَز۪يزٍ

 

İsim cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

مَا  olumsuzluk harfi olup  لَيْسَ  gibi amel eder. İsmini ref, haberini nasb eder.

ذٰلِكَ  işaret ismi  مَا ’nın ismi olarak mahallen merfûdur.  عَلَى اللّٰهِ  car mecruru  عَز۪يزٍ ‘e mütealliktir. بِ  harf-i ceri zaiddir. بِعَز۪يزٍ  car mecruru lafzen mecrur,  مَا ’nın haberi olarak mahallen mansubdur.

 

وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَز۪يزٍ

 

Ayet, atıf harfi  وَ ‘la … اِنْ يَشَأْ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada haber cümlesi inşâ cümlesine atfedilmiştir. Matufun aleyhin haberî manada olması, haber cümlesinin inşâ cümlesine atfını mümkün kılmıştır. İnşâ üslubundan haber üslubuna, müspet sıygadan menfî sıygaya geçişte iltifat sanatı vardır.

Menfi sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. Nefy harfi mâ,  ليس  gibi amel etmiştir.

مَا ‘nın haberi olan  بِعَز۪يزٍ ’deki  بِ  harfi zaiddir. Cümlede takdim-tehir sanatı vardır.  عَلَى اللّٰهِ  car-mecruru, ihtimam için, amili olan  بِعَز۪يزٍ ’e takdim edilmiştir.

Cümlede car mecrur takdim edilmiş ve zaid harf kullanılmıştır. Bütün bunlar tekid ifade eder, hükmü kuvvetlendirir.

Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde  اللّٰهِ  isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.

Müsnedün ileyhin ism-i işaret olması, şanının yüceliğine işaret etmek ve dikkat çekecek biçimde başkalarından ayırt etmek içindir.

İşaret isminde istiare vardır.  ذٰلِكَ  ile Allah’ın yaratmasına işaret edilmiştir. 

Bilindiği gibi işaret ismi mahsus şeyler için kullanılır. Ama burada olduğu gibi aklî şeyler için kullanıldığında istiare olur. Câmi’; her ikisinde de “vücudun tahakkuku”dur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Beyân İlmi)

Dil alimleri sadece mühim bir haber vermek istedikleri zaman muşârun ileyhi işaret ismiyle kâmil olarak temyiz ederler. Çünkü bu şekilde işaret ederek verdikleri haber başka hiçbir kelamda bu kadar açık bir şekilde ortaya konmaz. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri 5, Duhan/57, s. 190)