اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰٓى اَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ ٣١
اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰٓى اَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ
Fiil cümlesidir. اِلَّٓا istisna edatıdır. اِبْل۪يسَ istisna-i munkatı’ veya muttasıl müstesna olarak fetha ile mansubdur.
اَبٰٓى elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir takdiri هُوَ ’dir. اَنْ ve masdar-ı müevvel اَبٰٓى fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
اَنْ muzariyi nasb ederek manasını masdara çeviren harftir.
كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.
يَكُونَ nakıs, fetha ile mansub muzari fiildir. يَكُونَ ismi, müstetir olup takdiri هُوَ ’dir. مَعَ zaman zarfı, يَكُونَ ‘ün mahzuf haberine mütealliktir. السَّاجِد۪ينَ muzâfun ileyh olup, cer alameti ى ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
İstisna; bir nesneyi, kişiyi veya hükmü istisna edatlarından biriyle cümledeki hükmün dışında tutmaktır.İstisnanın 3 unsuru vardır:
1. İstisna edatı: Cümlede kullanılan edatlardır.
2. Müstesna: İstisna edatından sonra gelen kelimedir. İstisna edilen, hariç tutulan kelimedir.
3. Müstesna minh: İstisna edatından önce gelen kelimedir. Kendisinden bir şeyin hariç tutulduğu, genellikle çoğul olan bir kelimedir.
.İstisnanın kısımları 3’e ayrılır:1. Muttasıl istisna 2. Munkatı istisna 3. Müferrağ istisna.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
السَّاجِد۪ينَ ; sülasi mücerredi سجد olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ
Önceki ayetin devamı olan ayette, فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ cümlesinden istisna edilenler bildirilmiştir. اِلَّٓا , istisna edatıdır. اِبْل۪يسَ müstesnadır.
İblisin meleklerden olup olmadığı konusunda müfessirler ihtilaf etmişlerdir. Meleklerden olduğu kabul edilirse istisna muttasıl olur. Yoksa munkatı’ istisna olur.
Ayetteki اِلَّٓا اِبْل۪يسَ [Ancak iblis (müstesna)] ifadesine gelince, alimler İblis’in de Âdem’e secde etmekle emrolunduğu hususunda ittifak etmişler, ama onun meleklerden olup olmadığı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Ayetteki “O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı” ifadesi, bir müste’nef cümledir. Sanki birisi, “O secde etti mi?” diye sormuş da bunun üzerine, “Hayır, bundan kaçındı ve secde etmeye karşı büyüklük tasladı” denilmiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
اَبٰٓى اَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ
Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâli ittisâldir.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
Masdar harfi اَنْ ve akabindeki يَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ cümlesi, masdar tevilinde, اَبٰٓى fiilinin mef’ûlun bihi konumundadır.
Masdar-ı müevvel, nakıs fiil كَان ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. مَعَ السَّاجِد۪ينَ car mecruru nakıs fiil كَان ’nin mahzuf haberine mütealliktir.
اَبٰٓى - السَّاجِد۪ينَ kelimeleri arasında tıbâk-ı hafîy sanatı vardır.
Sayfadaki ayetlerin fasılalarını teşkil eden و- نَ ve ي - نَ harflerinden oluşan ahenk, duyanların, okuyanların gönlünü fethedecek güzelliktedir. Bu fasılalarda lüzum ma la yelzem sanatı vardır.
Bu sanat; fasıla veya kafiye harfinden önce gerekli olmadığı halde bir veya daha fazla harfin aynısının getirilmesidir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Bedî’ İlmi, s. 201-202)