قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَج۪يمٌ ٣٤
قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَج۪يمٌ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir takdiri هُوَ ‘dir. Mekul’ül-kavl, mukadder şart cümlesidir. قَالَ fiilinin mef’ûlu bihi olarak mahallen mansubdur.
فَ mukadder şartın cevabının başına gelen rabıta veya fasihadır. Takdiri; إن لم ترض السجود فاخرج (Eğer secdeye razı değilsen, çık.) şeklindedir.
اخْرُجْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. مِنْهَا car mecruru اخْرُجْ fiiline mütealliktir.
فَ ta’liliyyedir. İsim cümlesidir. اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.
كَ muttasıl zamiri اِنَّ ‘nin ismi olarak mahallen mansubdur. رَج۪يمٌ kelimesi, اِنَّ ‘nin haberi olup damme ile merfûdur.
قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında lazım-ı faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli, şart üslubunda gelmiştir.
فَ , mahzuf şartın cevabına dahil olmuş rabıta harfidir.
فَاخْرُجْ مِنْهَا cümlesi, takdiri إن لم ترض السجود فاخرج (Eğer secdeye razı değilsen,) olan mukadder şartın cevabıdır. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Mahzuf şart ve mezkûr cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda talebî inşâî isnaddır.
فَاِنَّكَ رَج۪يمٌ
Fasılla gelen cümlede فَ , ta’liliyyedir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.
اِنَّ ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkâri kelamdır.
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden, اِنَّ ile tekit edilen isim cümleleri çok muhkem/sağlam cümlelerdir.
اِنَّ ’nin haberi olan رَج۪يمٌ , sıfat-ı müşebbehe kalıbında vezninde gelerek mübalağa ifade etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır. Bu kalıp bu vasfın müsnedün ileyhte sürekli varlığına, sıfatın onun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Allah Teâlâ’nın فَاِنَّكَ رَج۪يمٌ sözü kinayedir. Taşlanan kimse zaten her hayırdan ve şereften uzaklaştırılmış kimsedir. (https://tafsir.app/aljadwal/15/34 )
فَاِنَّكَ رَج۪يمٌ [Çünkü sen gerçekten taşlandın, kovuldun!] Sen gerçekten bütün hayır ve bereketlerden kovuldun. Zira kovulan kimse, taşlanır. Yahut sen gerçekten semavi alevlerle kovuldun. Bu ilâhi kelam, İblisin şüphesine verilecek cevabı zımnen ifade eden bir tehdittir. Zira nassa kıyasla karşı çıkan kimse, kovulmuş bir lanetlidir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
Hak Teâlâ’nın, “çık buradan” emri ile, “Adn cennetinden çık”; yahut “göklerden” ya da “meleklerin içinden çık” gibi manaların kastedildiği söylenmiştir.(Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Ayetteki ilk فَ , “fâ-i fasiha”, ikinci فَ , ta’lil harfidir. (https://tafsir.app/iraab-aldarweesh/15/34, (Muhiddin Derviş, İrabi’l Kur’an)