قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ ٣٧
قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir takdiri هُوَ ‘dir. Mekulü’l-kavl mukadder şart cümlesidir. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
فَ mukadder şartın cevabının başına gelen rabıta veya fasihadır. Takdiri, إن أردت الإنظار فإنّك من المنظرين (Mühlet istiyorsan muhakkak ki mühlet verilenlerdensin) şeklindedir.
اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.
كَ muttasıl zamiri اِنَّ ‘nin ism-i olarak mahallen mansubdur. مِنَ الْمُنْظَر۪ينَ car mecruru اِنَّ ’nin mahzuf haberine müteallik olup, cer alameti ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile îrablanır.
مُنْظَر۪ينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i mef’ûlüdür.
قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi, şibh-i kemâli ittisâldir. Cümle müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَ cümlesi, şart üslubunda gelmiştir. Terkipte îcâz-ı hazif sanatı vardır. فَ , mahzuf şartın cevabına dahil olmuş rabıta harfidir. Cümle, takdiri إن أردت الإنظار (Mühlet istiyorsan) olan mukadder şartın cevabıdır.
Cevap cümlesi olan اِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَ cümlesi, اِنَّ ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkâri kelamdır.
Cümlede îcaz-ı hazif sanatı vardır. مِنَ الْمُنْظَر۪ينَ car mecruru اِنَّ ’ nin mahzuf haberine mütealliktir.
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden, اِنَّ ve isim cümlesi olmak üzere iki tekid içeren bu ve benzeri cümleler çok muhkem/sağlam cümlelerdir.
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Mahzuf şart ve mezkur cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda haberî isnaddır. Cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecâz-ı mürsel mürekkeptir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
Denilmiştir ki: “İblis, sırf ölmemek için insanların diriltileceği gün olan kıyamete kadar kendisine zaman tanınmasını ve mühlet verilmesini istemiştir. Bunun da nedeni, insanların diriltildiği gün, artık bundan böyle ölüm denen olay olmayacaktır ve dolayısıyla kendisi de ölmemiş olacaktır. İblis böyle bir hileye başvurmuş olmakla birlikte ona, sorumluluk günlerinin kalkacağı günlerin sonuna kadar bu mühlet tanınmıştır. Ölümden kurtuluşu olmayacaktır. (Ebü’l-Berekât Hâfızüddîn Abdullah b. Ahmed b. Mahmûd en-Nesefî, Medârikü’t-tenzîl ve ḥaḳāʾiḳu’t-teʾvîl)