وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَۢ ٥١
وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَۢ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
نَبِّئْهُمْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. Muttasıl zamir هُمْ mef’ûlün bih olarak mahallen mansubdur. عَنْ ضَيْف car mecruru نَبِّئْهُمْ fiiline mütalliktir. Aynı zamanda muzaftır. اِبْرٰه۪يمَۢ muzâfun ileyh olup, gayri munsarif olduğu için cer alameti fethadır.
Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayri munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayrı munsarıfa girer.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
نَبِّئْهُمْ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi نبأ ‘dir.
Bu bab fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlün çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَۢ
Ayet atıf harfi وَ ‘ la 49.ayetteki .. نَبِّئْ عِبَاد۪ٓي cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Az sözle çok anlam ifade kastına matuf ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَ izafetinde, Hz.İbrahim’e muzâf olması sebebiyle ضَيْفِ , şan ve şeref kazanmıştır.
Cenab-ı Hakk’ın, نَبِّئْهُمْ [Onlara haber ver] emrindeki هُمْ zamiri, 49. ayetteki عِبَاد۪ٓي [kullarım] ifadesine raci olup, bunun takdiri, “kullarıma İbrahim’in misafirlerinden bahset” şeklinde olur. Allah Teâlâ bu ayette, Hazret-i İbrahim’in misafirlerinin, yaşlılığına rağmen çocuğunun olacağı; Lût’un kavminden olan müminlere de, azab-ı ilahiden kurtulacakları müjdesini verdiklerini, Allah Teâlâ’nın, Lût’un inanmayan kavmine, köklerini kazıma azabı ile azap edeceğini haber verdiklerini belirtmiştir ki, bütün bunlar, Cenab-ı Hakk’ın, müminler için Gafûr ve Rahîm olduğuna; O’nun azabının ise kâfirler hakkında çok elîm bir azap olduğuna dair bahsetmiş olduğu açıklamaları destekler. ضَيْفِ kelimesi aslında, bir kimse bir kimseye misafir olmak için geldiğinde kullanılan ضاف fiilinin masdarıdır. Daha sonra ise, masdar olan bu kelime, misafire verilen isim olmuştur. Bundan dolayı, Hazret-i İbrahim’e gelen misafirler çok olduğu halde, kelime cins manasında olmak üzere, müfred olarak getirilmiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)