Hicr Sûresi 63. Ayet

قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ  ٦٣

Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالُوا dediler ki ق و ل
2 بَلْ doğrusu
3 جِئْنَاكَ biz sana getirdik ج ي ا
4 بِمَا
5 كَانُوا olduklarını ك و ن
6 فِيهِ hakkında
7 يَمْتَرُونَ şüphe etmekte م ر ي
 
Melekler, Lût’un kaygısını gidermek üzere, gerek kendisi gerekse öteki müminler için korkulacak bir şey olmadığını; insanların yani inkârcı kavminin, kendilerine haber verilip uyarıldıklarında kuşkuyla karşılayıp reddettikleri (Zemahşerî, II, 316) felâketi gerçekleştirmek üzere Allah tarafından gönderildiklerini, böylece gerçeği getirdiklerini yani Allah’ın, inkârcılıkları sebebiyle müstahak olanlar için hükmettiği belânın gerçek olduğunu ispatlamak için geldiklerini haber verdiler; ardından da Hz. Lût’un ve ona iman eden yakınlarının söz konusu felâketten kurtulabilmeleri için yapmaları gerekeni bildirdiler.

Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 360
 

قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ

 

Fiil cümlesidir.  قَالُوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavl cümlesi hazf edilmiştir. Takdiri; لسنا بمنكرين  şeklindedir.

بَلْ  idrâb ve atıf harfidir.  جِئْنَاكَ  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri  نَا  fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir  كَ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

مَا  müşterek ism-i mevsûl,  بِ  harf-i ceriyle  جِئْنَاكَ  fiiline mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası  كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ  ‘dir. Îrabtan mahalli yoktur.

كَانَ  nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder. 

كَانُوا  nakıs, damme üzere mebni mazi fiildir. كَانُوا ’nun ismi, cemi müzekker olan و  muttasıl zamirdir, mahallen merfûdur.  ف۪يهِ  car mecruru  يَمْتَرُونَ  fiiline mütealliktir. يَمْتَرُونَ  cümlesi, كَانُوا ’nun haberi olarak mahallen mansubdur 

يَمْتَرُونَ  fiili  ن ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Muttasıl zamir çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.

بَلْ  idrâb ve atıf harfidir. Önce söylenen bir şeyden vazgeçmeyi belirtir. Buna “idrâb (  اِضْرَابْ  )” denir. “Öyle değil, böyle, fakat, bilakis, belki” anlamlarını ifade eder.

Kendisinden sonra gelen cümle ile iki anlam ifade eder: 1. Kendisinden önceki cümlenin ifade ettiği anlamın doğru olmadığını, doğrusunun sonraki olduğunu ifade etmeye yarar. Bu durumda edata karşılık olarak “oysa, oysaki, halbuki, bilakis, aksine” manaları verilir.

2. Bir maksattan başka bir maksada veya bir konudan diğer bir konuya geçiş için kullanılır. Burada, yukarıda olduğu gibi bir iddiayı çürütmek ve doğrusunu belirtmek için değil de bir konudan başka bir konuya geçiş içindir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

يَمْتَرُونَ  fiili, sülasi mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındandır. Sülâsîsi  مري ’dir.

İftiâl babı fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlede fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. 

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)

قَالُٓوا  fiilinin elçilerin sözlerinden oluşan mekulü’l-kavli, takdiri  لسنا بمنكرين  [Biz asla inkârcı değiliz] olan mahzuf cümledir. 

İntikal için gelen idrâb harfinin dahil olduğu  بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ  cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Geldi manasındaki  جاء  fiili  بِ  harfiyle kullanıldığında getirdi manası kazanır. Fiillerin harflerle farklı mana kazanması, tazmin sanatıdır. 

Mecrur mahaldeki müşterek ism-i mevsûl  مَا , başındaki harf-i cerle  جِئْنَاكَ  fiiline mütealliktir. Sılası olan  كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ  cümlesi, nakıs fiil  كاَن ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

كَانَ ’nin haberi olan  يَمْتَرُونَ ‘nin muzari fiille gelmesi hükmü takviye, hudûs, teceddüt, istimrar ve teceddüt ifade etmiştir. Bu takdim fasılaya riayeti de sağlamıştır.

كَانَ ’nin haberinde takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. Car mecrur  ف۪يهِ  önemine binaen amili olan  يَمْتَرُونَ  ’ye takdim edilmiştir.  Bu takdim fasılaya riayeti de sağlamıştır.

كَانَ ’nin haberinin muzari fiille gelmesi, geçmişte belirli bir süre devam edip biten eylemler ve geçmişte mûtat olarak yapılan, âdet haline gelmiş davranışlar olmak üzere iki manaya delalet eder. (Vecih Uzunoğlu, Arap Dilinde كَانَ  ve Kur'an’da Kullanımı, DEÜ İlahiyat Fak. Dergisi Sayı 41)

كَانَ ’nin haberinin muzari fiili olarak gelmesi durumun yenilenerek tekrar ettiğine işaret eder. (Vakafat, s. 103)

Azap manasındaki  مَا ‘nın  جِئْنَاكَ  fiiline isnadı aklî mecazdır. Ya da bu ifadede istiare sanatı vardır. Azap, taşınabilir bir nesneye benzetilmiş, müşebbehün bih ile alakalı bir özellik olan getirme fiili azaba isnad edilmiştir. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır.

İşte Lût (a.s) böyle deyince melekler, [Hayır dediler, biz sana onların, hakkında şek etmekte oldukları şeyi getirdik] demişlerdir. Yani, “onların gelmesi hususunda şüphe ettikleri o azabı getirdik” demektir. Daha sonra da o melekler, bu ileri sürdükleri şeyi, [“Sana hak ile geldik”] ifadesiyle tekid etmişlerdir. (64. ayet) (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)