Hicr Sûresi 73. Ayet

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ  ٧٣

Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَأَخَذَتْهُمُ onları yakaladı ا خ ذ
2 الصَّيْحَةُ korkunç bir ses ص ي ح
3 مُشْرِقِينَ güneşin doğarken ش ر ق
 

Nihayet ortalık aydınlanırken, yani hiç beklemedikleri bir saatte korkunç ses onları yakalayıverdi! Ardından ülkeleri harap oldu, üzerlerine pişmiş çamurdan oluşan taşlar yağdı. Böylece Allah’a âsi olup peygamberin ikazlarını ciddiye almadan, hiçbir değer yargısı tanımadan, yüz kızartıcı ahlâksızlıkları bile hayasızca ve fütursuzca işlemekte ısrar eden bir toplumun âkıbeti ortaya konmuştur (krş. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/69-83; Şuarâ 26/160-173; Neml 27/54-58).

Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 361

 

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ

 

Ayet, atıf harfi  فَ  ile mukadder cümleye matuftur. Takdiri, فأبوا الانصياع فأخذتهم الصيحة.(Ve boyun eymekten vazgeçtiler onları uğultu yakaladı.)

Fiil cümlesidir.  فَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ  ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَخَذَتْهُمُ  fetha üzere mebni mazi fiildir.  تْ  te’nis alametidir. Muttasıl zamir  هُمُ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. الصَّيْحَةُ  fail olup damme ile merfûdur. مُشْرِق۪ينَ  kelimesi  اَخَذَتْهُمُ ‘deki mef’ûlun hali olup nasb alameti  ي  ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.

Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.

Hal sahibu’l-hale ya  و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 

1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

مُشْرِق۪ينَ  sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i failidir. 

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata), hem de onun sıfatına delalet eden kelimedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ

 

Ayet, takdiri  فأبوا الانصياع  [Ve boyun eğmekten vazgeçtiler] olan mukadder cümleye  فَ  ile atfedilmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)

مُشْرِق۪ينَ  kelimesi  اَخَذَتْهُمُ ‘deki mef’ûlun halidir. Hal; cümlede failin, mef’ûlün veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır. 

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ  cümlesinde istiare sanatı vardır. الصَّيْحَةُ  kelimesi  اَخَذَ  fiilinin faili yapılarak kişileştirilmiş, iradesi olan bir canlıya benzetilmiştir. Sayhanın bir şahıs gibi gelecek olması onun şiddetini, azametini artırmaktadır. Ayrıca ayette Allah tarafından olması onun korkunçluğunu tekit etmektedir. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır. 

اَخَذَ  fiilinin,  الصَّيْحَةُ  kelimesine isnadı mecaz-ı aklîdir.

Cenab-ı Hak, “Derken onları… o korkunç ses yakalayıverdi” buyurmuştur. Yani onları Cebrail (a.s)’in sayhası yakalayıverdi” demektir. Dil alimleri şöyle demişlerdir: “Ayette o sayhanın Cebrail’e ait olduğunu gösteren açık bir şey yoktur. Eğer bu, kuvvetli bir delil ile sabit olursa kabul edilir. Aksi halde ayette, onların başına büyük ve helak edici bir sayhanın gelmiş olmasından başka bir mana yoktur.

Ayetteki  مُشْرِق۪ينَ  [işrak vaktine erdikleri sırada] kelimesine gelince: Arapça’da doğu yönünden doğan ve gelen herşey için  مُشْرِق۪ينَ  deyimi kullanılır.  مُشْرِق۪ينَ  ifadesi, ‘sabah vaktine girdikleri zaman’ anlamına gelir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)