وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ ٩٧
وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ
وَ istînâfiyyedir. لَ harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ tahkik harfidir. Tekid ifade eder.
Fiil cümlesidir. نَعْلَمُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri نحن ’dur. اَنَّ ve masdar-ı müevvel نَعْلَمُ fiilinin iki mef’ûlu yerinde olup mahallen mansubdur.
اَنَّ masdar harfidir. İsim cümlesine dahil olur. İsmini nasb haberini ref yapar, cümleye masdar anlamı verir.
كَ muttasıl zamir اَنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. يَض۪يقُ cümlesi, اَنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.
يَض۪يقُ damme ile merfû muzari fiildir. صَدْرُكَ fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır.
Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. مَا ve masdar-ı müevvel, بِ harf-i ceriyle يَض۪يقُ fiiline mütealliktir.
يَقُولُونَ fiili نَ ’nun sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ
وَ , istînâfiyyedir. İstînâfiye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Kasem üslubundaki terkipte لَ , mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. Kasem fiilinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte cümle kasem üslubunda gayr-ı talebî inşâî isnaddır.
Kasem cümlesinin mahzuf olduğu durumda, vurgu kasem cevabına yapıldığından kasem cümlesi telaffuzda terk edilir. Kasem cümlesini oluşturan kasem fiili, kasem edatı ve kasem edilen isim üçü birlikte hazfedilir. Fakat kasemin varlığı kasem cevabından anlaşılmaktadır. Bu form, Kur’an’da sıkça kullanılmıştır. (Nihat Tarı, Arap Dilinde Kasem Formları ve Kur’ân-ı Kerim’e Özgü “La Uksimu” Formu ile İlgili Tartışmalar)
Mahzuf kasem ve قَدْ ile tekid edilmiş cevap cümlesi نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ , müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır.
نَعْلَمُ fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.
Masdar ve tekid harfi اَنَّ ’nin dahil olduğu اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ cümlesi, masdar teviliyle نَعْلَمُ fiilinin iki mef’ûlü yerindedir. Masdar-ı müevvel cümlesi, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.
اَنَّ ’nin haberi olan يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. اَنَّ ’nin haberinin muzari fiil cümlesi olması, hükmü takviye hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Veciz ifade kastına matuf صَدْرُكَ izafetinde Hz. Peygambere ait zamire muzaf olan صَدْرُ tazim edilmiştir.
Göğsünün daralması ifadesinde kastedilen mana kalbin sıkışmasıdır. Göğüs kalbin mahalli olduğu için hal-mahal alakasıyla mecaz-ı mürseldir.
Mecrur mahaldeki masdar harfi مَا , başındaki harf-i cerle يَض۪يقُ fiiline mütealliktir.
Sılası olan يَقُولُونَ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Ayette iki masdar-ı müevvel tercih edilmiştir. Bunun sebebi; açık masdarın, olayın bir kere gerçekleşmiş olması ihtimaline işaret etmesidir. Oysa burada, bir kere gerçekleşme manası murad edilmemiştir. Bu yüzden de teceddüt ve devama delalet eden fiil cümleleri getirilmiştir. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsir Yolu, c.1, s. 83)
وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ [Yemin olsun, onların dediklerinden göğsünün daraldığını biliyoruz] ibaresinde kastedilen mana; şirklerinden, Kur'an’a dil uzatmalarından ve seninle alay etmelerinden dolayı manasıdır. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)