İlim, bir şeyi hakikatiyle idrak etmek demektir.
Alim, bir isim kalıbıdır. Çok iyi bilen, çok bilen demektir. Kur’an’da en çok geçen isim şeklidir ve yanında da makama uygun bir diğer isim vardır. Sem’î ( çok iyi işiten), hâkim (çok iyi hüküm ve hikmet sahibi), habir (her şeyden haberdar), vasi (her yönden kapasitesi sonsuz) gibi, Allâm bundan daha mübalağalı bir isimdir. İlim ve kuşatıcılığın çokluğuna işaret edilen yerlerde kullanılır.
Âlem, özel isim demektir. Âlem ve a’lâm kelimeleri, özel isim manasında olmakla beraber araya giren ve yayılmaya delalet eden elif sebebiyle daha fazla mana ifade eder. Bir şeyin etkisini gösterir. Yeryüzündeki coğrafi bir şekil olan dağ için, bir milletin temsilcisi olan bayrak için kullanılır. Âlem; tekildir ve her ferdi, ya da akıllı akılsız her cinsi kapsar. Âlemin şeklinde çoğul olduğu zaman akıllılara mahsus olur. Hayvanlar âlemi, bitkiler âlemi, cansız âlemi gibi kullanılmaz .
Arapçada alime, amile ve lemea fiilleri aynı harflerden oluşur. Alime, bildi; amile, bildiğine eyleme döktü; lemea ise parladı demektir. İlmi ile amel eden kişi meçhullerden uzak mutlu bir hayat yaşar. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an’ın Harikulade Kelimeleri, ilim, s. 55-56.)
عِلْم: Bir şeyi hakikatiyle idrak etmektir. Bu da iki kısma ayrılır:
1- Bir şeyin zatını/ kendisini idrak etmek.
2- Bir şeye, kendisi için var olan bir şeyin varlığıyla hükmetmek; veya bir şeye, kendisi için var olmayan bir şeyin var olmamasıyla hükmetmek.
عَالَم kelimesinin [ عَالَمِين-عَالَمُون şeklinde) çoğul gelmesi, evrendeki her bir çeşit varlığa عَالَم denilmesinden dolayıdır. Örneğin; عَالَمُ اْلإِنْسَانِ (insan âlemi); عَالَمُ الْمَاءِ (su âlemi); عَالَمُ النَّارِ (ateş âlemi) denir. Bu kelimenin [akıllı varlıklar için olan] cem-i sâlim formunda gelmesi ise, insanların da sözü edilen varlıkların içinde olmasından dolayıdır ve insan bir sözcüğü başkasıyla paylaştığında, onun hükmü galip gelir/sadece insan dikkate alınır. Kimisine göre ise, söz konusu kelimenin bu şekilde çoğul yapılması, onunla diğer varlıkların değil sadece melek, cin ve insanların kastedilmesinden dolayıdır. Bu görüş İbn Abbâs’tan rivâyet edilmiştir. Cafer b. Muhammed de şöyle der: Bu çoğul kelimeyle, insanlar kastedilmiş ve onlardan her biri bir âlem sayılmıştır. Âlem iki kısma ayrılır: Büyük âlem; felek ve içindekilerdir. Küçük âlem; insandır. Çünkü insan âlemin heyeti/şekli üzerine yaratılmıştır. Nitekim Allah, büyük âlemde var olan her şeyi insanda da yaratmıştır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
İşaretlemek, üst dudağı yarılmak, bilmek, anlamak, tanımak hakîkatini idrâk etmek anlamlarındaki a-l-m kökünden türeyen âlim; bilen anlayan tanıyan demektir. Alîm ve allâm kelimeleri, âlim kelimesinin mübalağalı şekli olup çok bilen; a’lem ise ismi tafdil olup daha iyi, en iyi, pek iyi bilen demektir. Bu sıfatlar Allah'ın, sırları, gizli olanları, olmuşu ve olacağı, görünen ve görünmeyen âlemi, yerde ve göklerde olup bitenleri, geçmişi, hâli ve geleceği, canlı ve cansız bütün varlıkları, insanların gizli ve âşikâr bütün yaptıklarını, küçük ve büyük her şeyi bildiğini ifade eder.
Alîm kelimesi, Kur'ân'da insanın vasfı olarak da kullanılmıştır. (A’raf, 109, 112) Allâm mübalağalı ismi ise, sadece Allah hakkında kullanılmıştır: “...Şüphesiz Allah allâmü’l-ğuyûb=gayıpları çok iyi bilendir.” (Tevbe, 78)
“Alîm” sıfatında; Allah’ın amellerine göre kullarını ödüllendirmesi ve tecziye etmesi anlamı da vardır.(bk. Ankebût, 5, 60; Mü’minûn, 51) (İsmail Karagöz-Fikret Karaman , Dinî Kavramlar Sözlüğü, s. 21, 22, 23.)
İlm kökünden isim olan “Alîm” zaman ve mekân kaydı olmaksızın büyük küçük, gizli aşikâr, her şeyi hakkıyla bilen” anlamına gelir. Allah’ın ilminin zaman ve mekânla sınırlı olmamasının kader inancını doğru anlamamız bakımından hayatî önem taşıdığına da burada bir işaret olsun değinmek gerekir. Alîm isminin en çok Hakîm ismiyle birlikte geldiğini görürüz ( 36 kez). Bu durum ilahi bilgi ile hikmet'in yakın ilişkisini gösterir. (Fatma Bayram, En Güzel İsimler 99 Esma Sonsuz Mana, s. 99/100.)
Kur’ân-ı Kerîm’de ilim kökünden türeyen kelimelerin yaklaşık 750 yerde geçtiği görülmektedir. Bu sayı, bilginin ve bilme faaliyetinin Kur’ân mesajı bakımından önemini ortaya koymaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de ilim kavramı daha ziyade “ilâhî bilgi” yahut “vahiy” anlamında kullanılmakta, ayrıca gerek insanın vahyedilmiş ilâhî hakikate dair ilmi, gerekse bilme melekesi ile ilgili kazandığı dünyevî ilmi ifade etmek üzere çeşitli âyetlerde yer almaktadır. Buna göre ilim sahipleri yahut kendilerine ilim verilenler ilâhî bilgiye muhatap olan ve bu bilginin doğruluğuna inananlardır (el-Bakara 2/145; Âl-i İmrân 3/19; el-İsrâ 17/107). Bunun yanında Kur’an yüksek gerçeğin ne olduğu konusunda bilgisizce tartışanların, Allah’a karşı düşmanca tutum takınanların içine düştüğü kötü durumu da zikreder (el-En‘âm 6/108, 119, 144; el-Hac 22/3; er-Rûm 30/29). İlim sahibi olmadıkları için bu hale düşenler sadece zanna uymaktadır (en-Necm 53/28). Halbuki onlar, acı azabı tatma vakti geldiğinde gerçeği kesin bir ilimle (ilme’l-yakīn) bilecekler, bu kesinliğin müşahede (ayne’l-yakīn) ve yaşayarak bilme (hakka’l-yakīn) derecelerini de idrak edeceklerdir. Kur’an’da, doğrudan doğruya insanın zihnî melekeleri sayesinde elde ettiği bilme, anlama, farkına varma, hatırlama gibi faaliyetleri için de ilim kökünden fiiller yer almaktadır. Meselâ hırsızlıkla itham edilen Yûsuf’un kardeşlerinin Mısırlı yetkililere tepkilerini ifade eden âyette (Yûsuf 12/73) ilim, fiil olarak zihnî çıkarıma yahut gözleme dayalı bilgiyi, bir kimsenin ne dediğini bilmeyecek kadar sarhoş olduğu durumda namaza durmaması gerektiğini belirten âyette de (en-Nisâ 4/43) fiilî şuurluluk halini ifade etmektedir. Allah’ın gök cisimlerinin hareketi için belirli konaklar tayin etmiş olmasının insanların takvim ve hesabı bilmelerine yönelik olduğunu bildiren âyette (el-İsrâ 17/12) sözü edilen bilgi sırf aklî bilgidir. İnsanın doğduğunda hiçbir şey bilmediğini (en-Nahl 16/78), ileri yaşlılık dönemine ulaşınca da bildiklerini bilmez duruma geldiğini ifade eden âyetlerde (el-Hac 22/5) tecrübî birikime dayalı bilgilere işaret edilmiştir. Kur’an’da bilenlerle bilmeyenlerin kesinlikle bir olmayacağı belirtilmekte (ez-Zümer 39/9), “Rabbim, ilmimi arttır!” diye Allah’a yakarmamız öğütlenmektedir (Tâhâ 20/114). Kur’an, bir yönüyle kendini Allah’tan gelmiş bir bilgi şeklinde tanımlarken (el-Bakara 2/120, 145; er-Ra‘d 13/37) ortadan kaldırmayı hedeflediği zihniyeti de ilmîn zıttı olan “câhiliye” olarak nitelemekle (Âl-i İmrân 3/154) hem zihnî hem de ahlâkî gelişmişliğe vurgu yapmıştır. (İlhan Kutluer, “İlim”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 22 :109/113.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
الْعَالَمِينَ | Alemlerin |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilenlerden |
|
|
تَعْلَمُونَ | bile bile |
|
|
فَيَعْلَمُونَ | bilirler |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
أَعْلَمُ | bilirim |
|
|
تَعْلَمُونَ | siz biliyor |
|
|
وَعَلَّمَ | ve öğretti |
|
|
عِلْمَ | bilgimiz |
|
|
عَلَّمْتَنَا | bize öğrettiğin |
|
|
الْعَلِيمُ | bilensin |
|
|
أَعْلَمُ | bilirim |
|
|
وَأَعْلَمُ | ve bilirim |
|
|
تَعْلَمُونَ | bildiğiniz halde |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler |
|
|
عَلِمَ | bilmişti |
|
|
عَلِمْتُمُ | bilmişsinizdir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bildikleri halde |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmiyorlar mı ki? |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmediğiniz |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmiyorlarmış |
|
|
يَعْلَمُونَ | (bunu) bilselerdi! |
|
|
يُعَلِّمُونَ | öğreterek |
|
|
يُعَلِّمَانِ | onlar öğretmezlerdi |
|
|
فَيَتَعَلَّمُونَ | fakat öğreniyorlardı |
|
|
وَيَتَعَلَّمُونَ | onlar öğreniyorlardı |
|
|
عَلِمُوا | gayet iyi biliyorlardı ki |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilseler |
|
|
تَعْلَمْ | bilmez misin? |
|
|
تَعْلَمْ | bilmez misin? |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmeyen(ler) |
|
|
عَلِيمٌ | (her şeyi) bilendir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmeyen(ler) |
|
|
الْعِلْمِ | ilim- |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler |
|
|
الْعَلِيمُ | bilensin |
|
|
وَيُعَلِّمُهُمُ | ve onlara öğretecek |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilirsiniz |
|
|
لِنَعْلَمَ | bilmek için |
|
|
لَيَعْلَمُونَ | elbette bilirler |
|
|
الْعِلْمِ | ilim- |
|
|
يَعْلَمُونَ | bildikleri (halde) |
|
|
وَيُعَلِّمُكُمْ | ve size öğreten |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmiyor |
|
|
وَيُعَلِّمُكُمُ | ve size öğreten |
|
|
عَلِيمٌ | (yaptığını) bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmediğiniz |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilirseniz |
|
|
عَلِمَ | bildi |
|
|
تَعْلَمُونَ | bildiğiniz halde |
|
|
وَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
مَعْلُومَاتٌ | bilinen |
|
|
يَعْلَمْهُ | onu bilir |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
فَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmezsiniz |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilen |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmezsiniz |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
عَلِمَ | bilir |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve yine bilin ki |
|
|
عَلَّمَكُمْ | size öğrettiği |
|
|
تَعْلَمُونَ | biliyor |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
الْعِلْمِ | bilgisinin |
|
|
عَلِيمٌ | (O herşeyi) bilendir |
|
|
وَعَلَّمَهُ | ve ona öğretti |
|
|
الْعَالَمِينَ | bütün alemlere |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عِلْمِهِ | O’nun ilmi- |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
أَعْلَمُ | biliyorum ki |
|
|
وَاعْلَمْ | bil ki |
|
|
عَلِيمٌ | (O) bilendir |
|
|
وَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
عَلِيمٌ | (O) bilendir |
|
|
يَعْلَمُهُ | onu bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilirseniz |
|
|
عَلَّمَهُ | kendisine öğrettiği |
|
|
وَيُعَلِّمُكُمُ | ve size öğretiyor |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
يَعْلَمُ | bilmez |
|
|
الْعِلْمِ | ilimde |
|
|
الْعِلْمِ | ilim |
|
|
الْعِلْمُ | ilim |
|
|
يَعْلَمْهُ | onu bilir |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve bilir |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
الْعَلِيمُ | bilensin |
|
|
أَعْلَمُ | bilirken |
|
|
الْعَالَمِينَ | dünyaların |
|
|
وَيُعَلِّمُهُ | ve ona öğretecektir |
|
|
الْعِلْمِ | ilim- |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عِلْمٌ | biraz bilginiz |
|
|
عِلْمٌ | bilginiz |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmezsiniz |
|
|
تَعْلَمُونَ | bildiğiniz halde |
|
|
عَلِيمٌ | (O her şeyi) bilendir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bile bile |
|
|
يَعْلَمُونَ | bile bile |
|
|
تُعَلِّمُونَ | okuyor |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemlere |
|
|
الْعَالَمِينَ | bütün alemler- |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemlere |
|
|
عَلِيمٌ | bilmektedir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendi |
|
|
يَعْلَمُونَ | bile bile |
|
|
وَلِيَعْلَمَ | (bu) bilmesi içindir |
|
|
يَعْلَمِ | bilmeden |
|
|
وَيَعْلَمَ | (sınayıp) bilmeden |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
وَيُعَلِّمُهُمُ | ve kendilerine öğreten |
|
|
وَلِيَعْلَمَ | ve bilmesi içindir |
|
|
وَلِيَعْلَمَ | ve bilmesi içindir |
|
|
نَعْلَمُ | bilseydik |
|
|
أَعْلَمُ | çok iyi bilmektedir |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
عَلِيمًا | (herşeyi) bilendir |
|
|
عَلِيمًا | biliyor |
|
|
تَعْلَمُوا | bilesiniz |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلِيمًا | bilen olarak |
|
|
لَعَلِمَهُ | bilirlerdi |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
وَعَلَّمَكَ | ve sana öğretti |
|
|
تَعْلَمُ | biliyor |
|
|
عَلِيمًا | bilir |
|
|
عَلِيمًا | (herşeyi) bilendir |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
عِلْمٍ | bilgileri |
|
|
الْعِلْمِ | ilimde |
|
|
بِعِلْمِهِ | kendi bilgisiyle |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عَلَّمْتُمْ | yetiştirdiğiniz |
|
|
تُعَلِّمُونَهُنَّ | öğreterek |
|
|
عَلَّمَكُمُ | size öğrettiğinden |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
الْعَالَمِينَ | dünyalarda |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
فَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
تَعْلَمْ | bilmez misin ki |
|
|
فَاعْلَمْ | bil ki |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
فَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
لِيَعْلَمَ | bilmek için |
|
|
لِتَعْلَمُوا | anlayasınız diye |
|
|
يَعْلَمُ | bildiğini |
|
|
عَلِيمٌ | bildiğini |
|
|
اعْلَمُوا | iyi bilin ki |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmeyen |
|
|
عِلْمَ | bilgimiz yok |
|
|
عَلَّامُ | bilen |
|
|
عَلَّمْتُكَ | sana öğrettim |
|
|
وَنَعْلَمَ | ve bilmeyi |
|
|
الْعَالَمِينَ | dünyalarda |
|
|
عَلِمْتَهُ | sen bunu bilirdin |
|
|
تَعْلَمُ | sen bilirsin |
|
|
أَعْلَمُ | ben bilmem |
|
|
عَلَّامُ | bilen |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve bilir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
نَعْلَمُ | biliyoruz |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
أَعْلَمُ | bilmem |
|
|
بِأَعْلَمَ | daha iyi bilen |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
يَعْلَمُهَا | onları bilmez |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve (O) bilir |
|
|
يَعْلَمُهَا | onun bilgisi |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilirsiniz |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عَالِمُ | bilendir |
|
|
عِلْمًا | bilgice |
|
|
تَعْلَمُونَ | biliyor |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemlere |
|
|
وَعُلِّمْتُمْ | ve size öğretildiği |
|
|
تَعْلَمُوا | bilmediği |
|
|
الْعَلِيمِ | bilen(Allah)ın |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilen |
|
|
عِلْمٍ | bilmeden |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilen |
|
|
عِلْمٍ | bilmeyerek |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilirler |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
أَعْلَمُ | çok iyi bilir |
|
|
أَعْلَمُ | çok iyi bilir |
|
|
عِلْمٍ | bir bilgileri |
|
|
أَعْلَمُ | çok iyi bilir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عِلْمٍ | bilgisizlik yüzünden |
|
|
بِعِلْمٍ | bilgi ile |
|
|
عِلْمٍ | bilgisi |
|
|
عِلْمٍ | bir bilgi |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
بِعِلْمٍ | bilgi ile |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmediğiniz |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilen |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmediğiniz |
|
|
تَعْلَمُونَ | siz bilmezsiniz |
|
|
عِلْمٍ | bilgiye |
|
|
الْعَالَمِينَ | Âlemlerin |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
وَأَعْلَمُ | ve biliyorum |
|
|
تَعْلَمُونَ | sizin bilmediğiniz |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
أَتَعْلَمُونَ | siz biliyor musunuz? |
|
|
الْعَالَمِينَ | dünyalarda |
|
|
عِلْمًا | bilgice |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عَلِيمٌ | çok bilgili |
|
|
عَلِيمٍ | bilgili |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler |
|
|
عَلِمَ | bildi |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmeyecekleri |
|
|
عِلْمُهَا | onun bilgisi |
|
|
عِلْمُهَا | onun bilgisi |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
أَعْلَمُ | bilseydim |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِمَ | bilseydi |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
وَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
تَعْلَمُونَ | bildiğiniz halde |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
فَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
وَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
تَعْلَمُونَهُمُ | sizin bilmediğiniz |
|
|
يَعْلَمُهُمْ | bildiği |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
وَعَلِمَ | ve bildi |
|
|
يَعْلَمِ | bilirse |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
فَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmez |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilen |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمِ | bilmeden |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
تَعْلَمُونَ | biliyor |
|
|
يَعْلَمُ | biliyor |
|
|
وَتَعْلَمَ | ve öğreninceye |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُوا | bilmediler mi ki |
|
|
يَعْلَمُوا | bilmediler mi ki |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلَّامُ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
عَالِمِ | bilene |
|
|
يَعْلَمُوا | tanımamaya |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
تَعْلَمُهُمْ | sen onları bilmezsin |
|
|
نَعْلَمُهُمْ | onları biliriz |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُوا | bilmediler mi ki |
|
|
عَالِمِ | bilene |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilen |
|
|
لِتَعْلَمُوا | bilmeniz için |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
يَعْلَمُ | bilmediği |
|
|
عَلِيمٌ | bilmektedir |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
بِعِلْمِهِ | ilmini |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmiyorlar |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmediğiniz |
|
|
عَلِيمٍ | bilgin |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmeyen(lerin) |
|
|
الْعِلْمُ | ilim |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve O bilir |
|
|
فَاعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
بِعِلْمِ | ilmiyle |
|
|
أَعْلَمُ | bilmiyorum |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
عِلْمٌ | bilgin |
|
|
عِلْمٌ | bilgim |
|
|
تَعْلَمُهَا | onu biliyor |
|
|
عَلِمْتَ | sen bilirsin ki |
|
|
لَتَعْلَمُ | iyi bilirsin |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
وَيُعَلِّمُكَ | ve sana öğretecektir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | biliyordu |
|
|
وَلِنُعَلِّمَهُ | ve ona öğrettik |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
وَعِلْمًا | ve ilim |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
عَلَّمَنِي | bana öğrettiği |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
بِعَالِمِينَ | bilen(kişi)ler |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilirler |
|
|
عَلِيمٌ | biliyor |
|
|
عَلِمْنَا | biz bilmiyoruz |
|
|
لِيَعْلَمَ | bilmesi içindir |
|
|
عَلِيمٌ | iyi bilirim |
|
|
عِلْمٍ | bilgi |
|
|
عَلَّمْنَاهُ | ona öğrettiğimizden |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
عَلِمْتُمْ | siz de bilmişsinizdir ki |
|
|
عِلْمٍ | bilgi |
|
|
عَلِيمٌ | daha bir bilen |
|
|
أَعْلَمُ | çok iyi biliyor |
|
|
تَعْلَمُوا | bilmiyor musunuz? |
|
|
عَلِمْنَا | bildiğimiz |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
وَأَعْلَمُ | ve bilirim |
|
|
تَعْلَمُونَ | sizin bilmediğiniz |
|
|
عَلِمْتُمْ | bildiniz |
|
|
أَعْلَمُ | bilirim |
|
|
تَعْلَمُونَ | sizin bilmediğiniz |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
وَعَلَّمْتَنِي | ve bana öğrettin |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | bütün alemler için |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَالِمُ | (O) bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilen |
|
|
يَعْلَمُ | (Allah’ın) bilmediği |
|
|
الْعِلْمِ | ilim- |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
وَسَيَعْلَمُ | ve bileceklerdir |
|
|
عِلْمُ | bilgisi |
|
|
يَعْلَمُهُمْ | onları kimse bilmez |
|
|
تَعْلَمُ | bilirsin |
|
|
وَلِيَعْلَمُوا | ve bilsinler diye |
|
|
يَعْلَمُونَ | bileceklerdir |
|
|
مَعْلُومٌ | bilinen |
|
|
مَعْلُومٍ | bilinen |
|
|
عَلِمْنَا | biliriz |
|
|
عَلِمْنَا | biliriz |
|
|
عَلِيمٌ | Bilendir |
|
|
الْمَعْلُومِ | bilinen |
|
|
عَلِيمٍ | bilgin |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler- |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bileceklerdir |
|
|
نَعْلَمُ | biliyoruz (ki) |
|
|
تَعْلَمُونَ | sizin bilmediklerinizi |
|
|
وَعَلَامَاتٍ | ve (nice) işaretler |
|
|
يَعْلَمُ | her şeyi bilir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عِلْمٍ | bilgisizce |
|
|
الْعِلْمَ | ilim |
|
|
عَلِيمٌ | biliyor |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
وَلِيَعْلَمَ | ve bilsinler (diye) |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilselerdi |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmiyorsanız |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmedikleri |
|
|
يَعْلَمَ | hiçbir şeyi bilmez olsun |
|
|
عِلْمٍ | bilgiden |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmezsiniz |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmezken |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilirseniz |
|
|
أَعْلَمُ | bilirken |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmiyorlar |
|
|
نَعْلَمُ | biliyoruz |
|
|
يُعَلِّمُهُ | ona öğretiyor |
|
|
أَعْلَمُ | en iyi bilen |
|
|
أَعْلَمُ | (en iyi) bilendir |
|
|
وَلِتَعْلَمُوا | ve bilmeniz için |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
عِلْمٌ | bilgin |
|
|
أَعْلَمُ | gayet iyi biliyoruz |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
الْعِلْمِ | ilim- |
|
|
عَلِمْتَ | sen biliyorsun ki |
|
|
الْعِلْمَ | bilgi |
|
|
عِلْمٍ | bilgisi |
|
|
لِنَعْلَمَ | bilmek için |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
لِيَعْلَمُوا | bilsinler diye |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
يَعْلَمُهُمْ | onları bilen |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
وَعَلَّمْنَاهُ | ve ona öğretmiştik |
|
|
عِلْمًا | bir ilim |
|
|
تُعَلِّمَنِ | bana da öğretmen için |
|
|
عُلِّمْتَ | sana öğretilen |
|
|
الْعِلْمِ | bir bilgi |
|
|
تَعْلَمُ | biliyor- |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi biliriz |
|
|
فَسَيَعْلَمُونَ | bileceklerdir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عِلْمُهَا | onların bilgisi |
|
|
عَلَّمَكُمُ | size öğreten |
|
|
وَلَتَعْلَمُنَّ | ve bileceksiniz |
|
|
عِلْمًا | O’nun bilgisi |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi biliriz |
|
|
يَعْلَمُ | O bilir |
|
|
عِلْمًا | bilgice |
|
|
عِلْمًا | ilmimi |
|
|
فَسَتَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmiyor |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
يَعْلَمُ | bir bilselerdi |
|
|
عَالِمِينَ | biliyor |
|
|
عَلِمْتَ | bilirsin ki |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemlere |
|
|
وَعِلْمًا | ve ilim |
|
|
وَعِلْمًا | ve bilgi |
|
|
وَعَلَّمْنَاهُ | ve ona öğretmiştik |
|
|
عَالِمِينَ | biliriz |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemlere |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemler için |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve bilir |
|
|
عِلْمٍ | bilgisi |
|
|
يَعْلَمَ | bilmez |
|
|
عِلْمٍ | bilen kimse iken |
|
|
عِلْمٍ | bilgisi |
|
|
مَعْلُومَاتٍ | belirli |
|
|
عَلِيمٌ | ’alim(bilen)dir |
|
|
وَلِيَعْلَمَ | ve bilsinler diye |
|
|
الْعِلْمَ | ilim |
|
|
لَعَلِيمٌ | bilendir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
تَعْلَمْ | bilmez misin? |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عِلْمٌ | bir bilgileri |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilmekteyim |
|
|
تَعْلَمُونَ | biliyor |
|
|
تَعْلَمُونَ | biliyor |
|
|
عَالِمِ | (O) bilir |
|
|
أَعْلَمُ | biliyoruz |
|
|
تَعْلَمُونَ | -mi sandınız? |
|
|
عِلْمٌ | bilgi(niz) |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmezsiniz |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
وَيَعْلَمُونَ | ve onlar bilirler |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
لِيُعْلَمَ | bilinmesi için |
|
|
عَلِيمٌ | (her şeyi) bilendir |
|
|
عَلِمْتُمْ | bilirseniz |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عَلِمَ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilmektedir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemlere |
|
|
يَعْلَمُ | bilen |
|
|
يَعْلَمُونَ | bileceklerdir |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عَلِيمٌ | bilen |
|
|
عَلِيمٍ | bilgin |
|
|
مَعْلُومٍ | belli |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عَلَّمَكُمُ | size öğreten |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عِلْمِي | ben bilmem |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
تَعْلَمُونَ | bildiğiniz |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
مَعْلُومٍ | belli |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
يَعْلَمَهُ | onu bilmesi |
|
|
عُلَمَاءُ | bilginlerinin |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
وَسَيَعْلَمُ | ve yakında bileceklerdir |
|
|
عَلِيمٍ | (herşeyi) bilen |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عِلْمًا | bir ilim |
|
|
عُلِّمْنَا | bize öğretildi |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve bilen |
|
|
عِلْمٌ | bir ilim |
|
|
الْعِلْمَ | bilgi |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilen |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmiyorlar |
|
|
يَعْلَمُ | bilmez |
|
|
عِلْمُهُمْ | onların bilgileri |
|
|
لَيَعْلَمُ | bilir |
|
|
الْعَلِيمُ | hakkiyle bilendir |
|
|
عِلْمًا | ilmen |
|
|
وَلِتَعْلَمَ | ve bilmesi için |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
وَعِلْمًا | ve ilim |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi biliyor |
|
|
عَلِمْتُ | bilmiyorum |
|
|
فَاعْلَمْ | bil ki |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
فَعَلِمُوا | bilirler ki |
|
|
عِلْمٍ | bir bilgi |
|
|
يَعْلَمْ | bilmedi mi ki |
|
|
الْعِلْمَ | bilgi |
|
|
أَعْلَمُ | bilir |
|
|
فَلَيَعْلَمَنَّ | elbette bilecektir |
|
|
وَلَيَعْلَمَنَّ | ve bilecektir |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler- |
|
|
عِلْمٌ | bilgin |
|
|
بِأَعْلَمَ | daha iyi bilen |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
وَلَيَعْلَمَنَّ | ve elbette bilir |
|
|
وَلَيَعْلَمَنَّ | ve elbette bilir |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemlere |
|
|
تَعْلَمُونَ | biliyor(lar) |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler- |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi biliriz |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilseler |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
الْعَالِمُونَ | bilenlerden |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
الْعِلْمَ | bilgi |
|
|
يَعْلَمُ | O bilir |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُونَ | biliyor(lar) |
|
|
يَعْلَمُونَ | bileceklerdir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilirler |
|
|
لِلْعَالِمِينَ | bilenler için |
|
|
عِلْمٍ | bilgi(leri) |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
الْعِلْمَ | bilgi |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmiyor(lar) |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmeyen(lerin) |
|
|
عِلْمٍ | bilgisi |
|
|
عِلْمٌ | bilgin |
|
|
عِلْمٍ | bilgisi |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
عِلْمُ | bilgisi |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عَالِمُ | bilen |
|
|
تَعْلَمُ | bilemez |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
تَعْلَمُوا | bilmiyorsanız |
|
|
يَعْلَمُ | biliyor |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
عَلِمْنَا | biz biliyoruz |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
عَلِيمًا | bilmektedir |
|
|
عِلْمُهَا | onun bilgisi |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَالِمِ | bilen |
|
|
الْعِلْمَ | bilgi |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilseler |
|
|
لِنَعْلَمَ | (ayırd edip) bilelim diye |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
عَلَّامُ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | biliyor |
|
|
بِعِلْمِهِ | O’nun bilgisi |
|
|
الْعُلَمَاءُ | bilginler |
|
|
عَالِمُ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir ki |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilseydi |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmedikleri |
|
|
الْعَلِيمِ | ve bilenin |
|
|
عَلَّمْنَاهُ | biz ona öğretmedik |
|
|
نَعْلَمُ | biliyoruz |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
الْعَلِيمُ | çok bilen |
|
|
مَعْلُومٌ | bilinen |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عَلِمَتِ | bilmişlerdir |
|
|
مَعْلُومٌ | bilinen |
|
|
يَعْلَمُونَ | bileceklerdir |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عِلْمٍ | bilgi(m) |
|
|
الْمَعْلُومِ | bilinen |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | bütün alemlere |
|
|
وَلَتَعْلَمُنَّ | gayet iyi bileceksiniz |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilen(lerle) |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmeyen(ler) |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilselerdi |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmiyorlar |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
عَالِمَ | bilen |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmiyorlar |
|
|
عِلْمٍ | bilgi(m) |
|
|
يَعْلَمُوا | bilmediler |
|
|
أَعْلَمُ | en iyi bilendir |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَلِيمِ | alim (herşeyi en iyi bilen) |
|
|
وَعِلْمًا | ve bilgi ile |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عِلْمٌ | bilgim |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
يَعْلَمُونَ | bileceklerdir |
|
|
الْعِلْمِ | bilgi- |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilen |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
الْعَلِيمِ | bilenin |
|
|
يَعْلَمُ | bilmez |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
عِلْمُ | bilgisi |
|
|
بِعِلْمِهِ | O’nun bilgisi |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
الْعِلْمُ | ilim |
|
|
وَيَعْلَمُونَ | ve bilirler |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve bilir |
|
|
كَالْأَعْلَامِ | dağlar gibi |
|
|
وَيَعْلَمَ | ve bilsinler |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
الْعَلِيمُ | çok bilen |
|
|
عِلْمٍ | bilgileri |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
لَعِلْمٌ | ilmidir |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
عِلْمُ | bilgisi |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilerek |
|
|
يَعْلَمُونَ | bileceklerdir |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
مُعَلَّمٌ | öğretilmiştir |
|
|
عِلْمٍ | bir bilgiye |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmiyorlar |
|
|
عَلِمَ | öğrendiği |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemler |
|
|
الْعِلْمُ | bilgi |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmeyen(lerin) |
|
|
عِلْمٍ | bir bilgi- |
|
|
عِلْمٍ | bilgileri |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
الْعَالَمِينَ | bütün alemlerin |
|
|
عِلْمٍ | bilgi- |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
الْعِلْمُ | bilgi |
|
|
الْعِلْمَ | bilgi |
|
|
فَاعْلَمْ | bil ki |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
يَعْلَمُ | biliyor |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
نَعْلَمَ | bilinceye |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
فَعَلِمَ | bildi |
|
|
تَعْلَمُوهُمْ | bilmeyerek |
|
|
عِلْمٍ | bilginiz |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
فَعَلِمَ | böylece bildi |
|
|
تَعْلَمُوا | sizin bilmediğiniz |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
وَاعْلَمُوا | ve bilin ki |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
أَتُعَلِّمُونَ | siz mi öğreteceksiniz? |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلِمْنَا | biz bilmişizdir |
|
|
وَنَعْلَمُ | ve biliriz |
|
|
أَعْلَمُ | biliyoruz |
|
|
عَلِيمٍ | bilgin |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
عَلَّمَهُ | onu öğretti |
|
|
عِلْمٍ | bilgileri |
|
|
الْعِلْمِ | bilgi- |
|
|
أَعْلَمُ | iyi bilir |
|
|
أَعْلَمُ | iyi bilir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
عِلْمُ | bilgisi |
|
|
سَيَعْلَمُونَ | onlar bilecekler |
|
|
عَلَّمَ | öğretti |
|
|
عَلَّمَهُ | ona öğretti |
|
|
كَالْأَعْلَامِ | koca dağlar gibi |
|
|
مَعْلُومٍ | belli |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilmediğiniz |
|
|
عَلِمْتُمُ | bildiniz |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilirseniz |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
اعْلَمُوا | biliniz ki |
|
|
اعْلَمُوا | bilin ki |
|
|
وَلِيَعْلَمَ | ve bilsin diye |
|
|
يَعْلَمَ | bilsinler |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
الْعِلْمَ | ilim |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilerek |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عَالِمُ | bilir |
|
|
أَعْلَمُ | bilirim |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
أَعْلَمُ | daha iyi bilir |
|
|
عَلِمْتُمُوهُنَّ | anlarsanız |
|
|
تَعْلَمُونَ | biliyorsunuz |
|
|
تَعْلَمُونَ | biliyor(lar) |
|
|
وَيُعَلِّمُهُمُ | ve onlara öğreten |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
عَالِمِ | bilen’e |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilirseniz |
|
|
يَعْلَمُ | bilir (ki) |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmezler |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
وَيَعْلَمُ | ve bilir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَلِيمٌ | bilendir |
|
|
عَالِمُ | bilendir |
|
|
لِتَعْلَمُوا | bilesiniz diye |
|
|
عِلْمًا | bilgice |
|
|
الْعَلِيمُ | bilendir |
|
|
الْعَلِيمُ | bilen |
|
|
عَلِيمٌ | bilir |
|
|
يَعْلَمُ | bilmez mi? |
|
|
فَسَتَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
الْعِلْمُ | bilgi |
|
|
فَسَتَعْلَمُونَ | yakında bileceksiniz |
|
|
أَعْلَمُ | en iyi bilen |
|
|
أَعْلَمُ | en iyi bilen |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilseler |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilmedikleri |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemler için |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
لَنَعْلَمُ | elbette biliyoruz |
|
|
مَعْلُومٌ | belli |
|
|
يَعْلَمُونَ | bildikleri |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilenlerden |
|
|
فَسَيَعْلَمُونَ | bileceklerdir |
|
|
عَالِمُ | bilendir |
|
|
لِيَعْلَمَ | bilsin diye |
|
|
يَعْلَمُ | biliyor |
|
|
عَلِمَ | bildi |
|
|
عَلِمَ | bilmiştir |
|
|
يَعْلَمُ | bilmez |
|
|
عَلِيمًا | bilendir |
|
|
مَعْلُومٍ | belirli |
|
|
سَيَعْلَمُونَ | yakında bilecekler |
|
|
سَيَعْلَمُونَ | yakında bilecekler |
|
|
عَلِمَتْ | bilir |
|
|
لِلْعَالَمِينَ | alemlere |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
عَلِمَتْ | bilir |
|
|
يَعْلَمُونَ | bilirler |
|
|
الْعَالَمِينَ | alemlerin |
|
|
أَعْلَمُ | biliyor |
|
|
يَعْلَمُ | bilir |
|
|
عَلَّمَ | öğretti |
|
|
عَلَّمَ | öğretti |
|
|
يَعْلَمْ | bilmediği |
|
|
يَعْلَمْ | bilmedi mi (o)? |
|
|
يَعْلَمُ | bilmez mi? |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
تَعْلَمُونَ | bileceksiniz |
|
|
تَعْلَمُونَ | bilseydiniz |
|
|
عِلْمَ | bilgi ile |