Yunus Sûresi 89. Ayet

قَالَ قَدْ اُج۪يبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَق۪يمَا وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ سَب۪يلَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ  ٨٩

Allah da, “Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالَ (Allah) dedi ki ق و ل
2 قَدْ muhakkak
3 أُجِيبَتْ kabul edildi ج و ب
4 دَعْوَتُكُمَا duanız د ع و
5 فَاسْتَقِيمَا doğru yolda devam edin ق و م
6 وَلَا ve
7 تَتَّبِعَانِّ uymayın ت ب ع
8 سَبِيلَ yollarına س ب ل
9 الَّذِينَ kimselerin
10 لَا
11 يَعْلَمُونَ bilmeyen(lerin) ع ل م
 
Tefsiri 88.ayetle birlikte verilmiştir.
 

قَالَ قَدْ اُج۪يبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَق۪يمَا وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ سَب۪يلَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ

 

Fiil cümlesidir. قَالَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Mekulü’l-kavli, قَدْ اُجٖيبَتْ ’dir. قَالَ  fiilinin mef’ûlün bihi olarak mahallen mansubdur.

قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder.  اُجٖيبَتْ  fetha üzere mebni meçhul mazi fiildir. تْ  te’nis alametidir. دَعْوَتُكُمَ  naib-i fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir  كُمَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

فَ  sebebi müsebbebe bağlayan rabıta harfidir.  اسْتَقٖيمَا  fiili  ن ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur. 

وَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

لَا  nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır.  تَتَّبِعَٓانِّ  fiili  نَ ’un hazfıyla meczum muzari fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur. Fiilin sonundaki  نِّ , tekid ifade eden nûn-u sakiledir.

سَبٖيلَ  mef’ûlün bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Cemi müzekker has ism-i mevsûl  الَّذٖينَ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. İsm-i mevsûlün sılası  لَا يَعْلَمُونَ ’dir. Îrabdan mahalli yoktur.

لَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يَعْلَمُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul  و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.

Tekid nun’ları bitiştikleri fiile istikbal manası kazandıran bir edatın veya durumun bulunması halinde muzari fiilin sonuna gelirler. (Soru, arz, tekid lamı, ummak, teşvik, nehiy, temenni ve yemin gibi.)

تَتَّبِعَٓانِّ  fiilinin sonundaki nun, tekid ifade eden nûn-u sakiledir. Bu fiilin aslı  تتّبعانِ  şeklindedir. Başına nehiy lamı geldiği için nun harfi düşmüş, sakin bir nun harfi kalmıştır. Sonuna da şeddeli tekid nunu gelince iki sakin harf yan yana gelmiştir. Bu durumda elif düşemez, çünkü düşerse fiil tekil gibi anlaşılır. Elife hareke konamaz çünkü kabul etmez. Nun hazf edilemez. Bunun için eliften sonra gelen esreli nuna benzetilerek yazılmıştır.

Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman,  Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman,  Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اُجٖيبَتْ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi جوب ’dir. 

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.

اسْتَقٖيمَا  fiili, sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil istif’al babındandır. Sülâsîsi  قوم ’dir.

Bu bab fiile talep, tehavvül, vicdan, mutavaat, ittihaz ve itikat gibi anlamları katar. 

تَتَّبِعَٓانِّ  fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi  تبع ’dır.

Bu bab fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek anlamları katar.

 

قَالَ قَدْ اُج۪يبَتْ دَعْوَتُكُمَا

 

Beyânî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. 

Müspet mazi fiil cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)

قَالَ  fiilinin mekulü’l-kavli olan  قَدْ اُجٖيبَتْ دَعْوَتُكُمَا  cümlesi, tahkik harfi  قَدْ  ile tekid edilmiş, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.

قَدْ  mazi fiile dahil olduğunda kesinlik ifade eder. Ayrıca mazi fiildeki sebat ve temekkün manası onların küfürde ne kadar istikrarlı olduklarına işaret etmiştir.

قَدْ  sadece fiilin başına gelen bir tekid harfidir. Muzari fiilin başına geldiği zaman bazen azlık bazen de çokluğa delâlet eder. Ancak belâgat alimlerinin sözlerinden anladığımıza göre; fiilin gerçekleştiği anlatılmak isteniyorsa  قَدْ  harfi, başına geldiği fiil için ister mazî ister muzari olsun tekid ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

اُجٖيبَتْ  fiili, meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü fiil malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime, meçhul binada naib-i fail olur. 

Meçhul bina naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına da işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er- Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)

دَعْوَتُكُمَا , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mefûlü de ifade eder. 

Daha sonra Cenab-ı Hak  قَدْ اُجٖيبَتْ دَعْوَتُكُمَا  (İkinizin de duası kabul olunmuştur.) buyurmuştur. Bu hususta da şu iki izah yapılabilir: 

a.) İbni Abbas (r.a): “Hz. Musa dua etmiş, Hz. Harun da ‘amin’ demiştir. İşte bundan dolayı, ‘İkinizin de duası kabul olunmuştur.’ denilmiştir. Zira dua edenin duasına, ‘amin’ diyen kimse de katılmış sayılır. Çünkü ‘amin’, ‘Kabul et ya Rab!’ demektir ki bu da tıpkı dua edenin isteyen durumunda olması gibi bu kimse de isteyen durumunda olmuş olur.” demiştir.

b.) Onlardan her birinin bu duayı yapmış olması da uzak bir ihtimal değildir. Bu konuda söylenebilecek en son söz şudur: Allah Teâlâ bu duayı, “Musa, ‘Ey Rabbimiz!’ dedi…” ifadesi ile Hz. Musa’dan nakletmiştir. Fakat bu, Hz. Harun’un aynı duayı yapmış olmasına mani değildir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

 

فَاسْتَق۪يمَا وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ سَب۪يلَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ


فَاسْتَقٖيمَا  cümlesi, takdiri; تنبها فاستقيما (Dikkatli ve dosdoğru olun) olan mukadder istînâf cümlesine  فَ  ile atfedilmiştir.

Cümle, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.

وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ سَبٖيلَ الَّذٖينَ لَا يَعْلَمُونَ  cümlesi, atıf harfi  وَ  ile makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. 

Nun-i sakile ile tekit edilmiş, nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır. Emir üslubundan nehiy üslubuna iltifat sanatı vardır.

Tekid nûnu çoğu zaman sarih kasem, gizli kasem ve nehiyden sonra gelir. Hal ve istikbal ifade eden muzari fiilin manasını sadece istikbal anlamına hamleder ve bu  ن , َّfiilin üç defa tekidini sağlar. (Mehmet Altın, Kur’an’da Tekid Üslupları ve Çeşitleri, Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2017/3) 

 

 

سَبٖيلَ  için muzâfun ileyh konumundaki ism-i mevsûlün sılası  لَا يَعْلَمُونَ  cümlesi, menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.  

Muzari fiil, hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)