Mü'minûn Sûresi 114. Ayet

قَالَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً لَوْ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ  ١١٤

Allah, şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.”
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالَ buyurdu ki ق و ل
2 إِنْ
3 لَبِثْتُمْ kalmadınız ل ب ث
4 إِلَّا başka
5 قَلِيلًا az bir (zamandan) ق ل ل
6 لَوْ keşke
7 أَنَّكُمْ siz
8 كُنْتُمْ bilseydiniz ك و ن
9 تَعْلَمُونَ -mi sandınız? ع ل م
 
Âhirette Allah ile kulları arasında geçeceği bildirilen bu diyalog, zamanın göreceliğine işaret eden temsilî bir anlatımdır. Dünyadaki zaman kavramı dünyanın şartlarına bağlı bir algılama, zihnimizin oluşturduğu bir tasavvurdur. Burada, bu fâni âlem bitip de ebedî âleme geçince zaman tasavvurunun da değişeceği anlatılmaktadır.
 
 Tefsirlerde, “saymakla görevli olanlar”la meleklerin veya hesap ehli insanların kastedildiği belirtilir (Taberî, XVIII, 63; Kurtubî, XII, 162).
 
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 46
 

قَالَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً لَوْ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

 

Fiil cümlesidir. قَالَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Mekulü’l-kavli  اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً ’dir.  قَالَ  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. 

اِنْ  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır.  لَبِثْتُمْ  sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir  تُمْ  fail olarak mahallen merfûdur. اِلَّا  hasr edatıdır.  قَل۪يلاً   zaman zarfı olup mahzuf mevsufun sıfatı olup fetha ile mansubdur. Takdiri;  لبثتم عددا قليلا من السنين (Birkaç yıl kaldınız) şeklindedir.  

لَوْ  gayr-i cazim şart harfidir. اَنَّ  ve masdar-ı müevvel mahzuf olan  ثبت  fiilinin faili olarak mahallen merfûdur. 

لَوْ ’in cevabı mahzuftur. لعلمتم قلّة لبثكم (Kalışınızın az olduğunu bilirdiniz) şeklindedir.

أَنَّ  masdar harfidir. İsim cümlesine dahil olur. İsmini nasb haberini ref yapar, cümleye masdar anlamı verir.

كُمْ  muttasıl zamir  اَنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. كُنتُم ’ün dahil olduğu isim cümlesi  اَنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.

كَانَ  nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.  

تُمْ  muttasıl zamiri  كُنْتُمْ ’ün ismi olarak mahallen merfûdur. تَعْلَمُونَ  cümlesi, كُنْتُمْ ’ ün haberi olarak mahallen mansubdur. 

تَعْلَمُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mef’ûlun bihi mahzuftur. Takdiri, مقدار لبثكم. (kaldığınız zamanı) şeklindedir.

لَوْ  edatı; şart ilişkisi kurar. Bu edat, gerçekleşmeyen iki fiil arasındaki ayrılmazlık ilişkisini ifade eder. Nahivciler  لَوْ  edatını “şart gerçekleşmediği için cevabının da gerçekleşmemesini gerektiren bir edattır” diye tanımlamaktadırlar. Başka bir deyişle “şart bulunmadığından cevabın da bulunmadığını” ifade eder. Bu tanıma göre cevabın gerçekleşmediğine açık bir şekilde delalet eder. Yani şartın imkânsızlığında cevabın da imkânsızlığını ifade eden bir edat olmaktadır. (Abdullah Hacıbekiroğlu, Arap Dilinde Edatların Metinde Kurduğu Anlamsal İlişkiler, Doktora Tezi)

 

قَالَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً 

 

Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, s. 107)   

قَالَ  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً  cümlesi, mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır. Nefy harfi  اِنْ  ve istisna edatı  اِلَّا  ile oluşan kasr cümleyi tekid etmiştir. İki tekit hükmündeki kasr, fiille müteallıkı olan zaman zarfı arasındadır. لَبِثْتُمْ  maksûr/sıfat, قَل۪يلاً maksûrun aleyh/mevsûf olmak üzere kasr-ı sıfat ale’l- mevsûftur.


 لَوْ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

 

Şart edatı  لَوْ ’in dahil olduğu cümle, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Şart üslubunda gelen cümlede لَوْ , şart edatı, اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ  cümlesi şarttır. Şart cümlesinde îcâz-ı hazif sanatı vardır. 

Tekid ve masdar harfi  اَنَّ ’nin dahil olduğu  اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ  cümlesi, masdar tevili ile takdiri, ثبت  (Sabit oldu) olan mahzuf şart fiilinin failidir. Bu takdire göre şart cümlesi müsbet mazi fiil sıygasında, gelerek istikrar ve temekkün ifade etmiştir. 

Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelam olan masdar-ı müevvel cümlesinde  اَنَّ ’nin haberi  كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ , nakıs fiil  كَانَ ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.

كَانَ ‘nin haberi olan تَعْلَمُونَ  cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidai kelamdır. 

كَانَ ’nin haberinin muzari fiille gelmesi hükmü takviye, hudûs ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Şartın cevabı öncesinin delaletiyle hazf edilmiştir. Takdiri;  لعلمتم قلّة لبثكم  (Kalışınızın az olduğunu anlardınız) olan cevabın hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Bu hazif, muhatabın muhayyilesini kısıtlamadan, serbestçe düşünebilmesini sağlamaktadır. 

Bu takdire göre şart ve mahzuf cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecâz-ı mürsel mürekkeptir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.

اَنَّكُمْ - كُنْتُمْ  kelimeleri arasında cinası-ı nakıs ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.

كَانَ ’nin haberinin muzari fiille gelmesi, geçmişte belirli bir süre devam edip biten eylemler ve geçmişte mûtat olarak yapılan, âdet haline gelmiş davranışlar olmak üzere iki manaya delalet eder. (Vecih Uzunoğlu, Arap Dilinde  كَانَ  ve Kur'an’da Kullanımı, DEÜ İlahiyat Fak. Dergisi Sayı 93)

كَانَ ’nin haberinin muzari fiili olarak gelmesi ise durumun yenilenerek tekrar ettiğine işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s.103) 

İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

لَوْ  edatı; şart ilişkisi kurar. Bu edat, gerçekleşmeyen iki fiil arasındaki ayrılmazlık ilişkisini ifade eder. Nahivciler  لَوْ  edatını “şart gerçekleşmediği için cevabının da gerçekleşmemesini gerektiren bir edattır” diye tanımlamaktadırlar. Başka bir deyişle “şart bulunmadığından cevabın da bulunmadığını” ifade eder. Bu tanıma göre cevabın gerçekleşmediğine açık bir şekilde delalet eder. Yani şartın imkânsızlığında cevabın da imkânsızlığını ifade eden bir edat olmaktadır. (Abdullah Hacıbekiroğlu, Arap Dilinde Edatların Metinde Kurduğu Anlamsal İlişkiler, Doktora Tezi)