Şuarâ Sûresi 47. Ayet

قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ  ٤٧

“Âlemlerin Rabbine inandık” dediler.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالُوا dediler ق و ل
2 امَنَّا inandık ا م ن
3 بِرَبِّ Rabbine ر ب ب
4 الْعَالَمِينَ alemlerin ع ل م
 

قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

 

Ayet, mukadder  قَدْ  ile  السَّحَرَةُ ’in hali olarak mahallen mansubdur.

Fiil cümlesidir.  قَالُٓوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavli  اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ’dir.  قَالُٓوا  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. 

اٰمَنَّا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  نَا  fail olarak mahallen merfûdur. بِرَبِّ  car mecruru  اٰمَنَّا  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. الْعَالَم۪ينَ  muzâfun ileyh olup cer alameti  ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.

Hal, cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal, “Nasıl?” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zül-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l hal marife olur. Hal mansubdur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde  iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hali sahibu’l hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazf edilmiş) olarak gelir.

Hal sahibu’l-hale ya  و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 

1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harf-i cerli veya zarflı isim). Ayette fiil cümlesi şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

اٰمَنَّا  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi أمن ’dir. 

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.

 

قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

 

Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi kemâl-i ittisâldir.

Takdir edilen  قَدْ  ile  السَّحَرَةُ ’nün halidir. Hal; cümlede failin, mef’ûlün veya her ikisinin durumunu bildiren lafızdır. 

Bu takdire göre, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. Allah Teâlâ, secdeye kapanan sihirbazların sözlerini bildirmektedir.

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, s. 107) 

قَالُوا  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Az sözle çok anlam ifade etmiş olan  رَبِّ الْعَالَم۪ينَ  izafeti, muzâfun ileyh için şan ve şeref ifade eder.

اٰمَنَّا  fiili “emin kılmak, emniyette olmak” anlamlarına gelirken,  بِ  harf-i ceri ile kullanıldığında “inanmak” manasını alır. Fiillerin harf-i cerlerle başka anlamlar kazanmasına tazmin denir.

Bazı fiiller mef’ûllerini harf-i cerlerle alırlar. Bu harfler fiilin manasına tesir eder. Bazı nahivcilerin görüşüne göre harf-i cerin fiile mana kazandırmasına tazmin denir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Allah’a değil de âlemlerin Rabbine iman ettik demeleri, Allah Teâlâ’nın rububiyet vasfına sığınmak istemelerinin işareti olabilir. 

O sihirbazlar, o manzarayı gördükten sonra hiç gecikmeksizin ve tereddüt etmeksizin, kendilerine malik olmayarak ve sanki gayri ihtiyari bir kuvvetle buna itiliyorlarmış gibi hemen secdeye kapandılar. Çünkü onlar, böyle bir şeyin sihrin sınırları dışında olduğunu, bunun ilâhi bir iş olup Hz. Musa'yı tasdik için onun eliyle zahir olduğunu kesin olarak anlamışlardı. (Ebüssuûd, İrşâdü’l- Akli’s-Selîm)

Allah Teâlâ’dan  رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ  şeklinde bahsedilmesi; her tür mahlukatın maliki olması dolayısıyla azametine işaret eder. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr Mutaffifin Suresi, 5)