En'âm Sûresi 86. Ayet

وَاِسْمٰع۪يلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطاًۜ وَكُلاًّ فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَم۪ينَۙ  ٨٦

İsmail’i, Elyasa’ı, Yûnus’u ve Lût’u da doğru yola erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kılmıştık.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَإِسْمَاعِيلَ ve İsma’il’e
2 وَالْيَسَعَ ve el-Yesa’a
3 وَيُونُسَ ve Yunus’a
4 وَلُوطًا ve Lut’a da
5 وَكُلًّا hepsini ك ل ل
6 فَضَّلْنَا üstün kıldık ف ض ل
7 عَلَى üzerine
8 الْعَالَمِينَ alemler ع ل م
 

Önceki âyetlerde Hz. İbrâhim’in gözlem ve istidlâl metoduyla ortaya koyduğu tevhid akîdesinden söz edildikten sonra bu âyetlerde İbrâhim’in sahip olduğu akîdenin bütün peygamberlerce benimsenen mutlak hakikat olduğu anlatılmaktadır. 84. âyette, Hz. İbrâhim’in imanda hakikate ulaşma ve tevhid akîdesini hâkim kılma çabasının bir ödülü olmak üzere kendisine İshak adlı bir oğul ve Ya‘kub adlı bir torun armağan edildiği belirtiliyor.

Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 436

 

وَاِسْمٰع۪يلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطاًۜ وَكُلاًّ فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَم۪ينَۙ

 

اِسْمٰع۪يلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطاً  kelimeleri atıf harfi  وَ ’la önceki ayetteki  دَاوُ۫دَ  veya  زَكَرِيَّا ‘ya matuftur. 

Fiil cümlesidir. كُلاًّ  mukaddem mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. فَضَّلْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri  نَٓا  fail olarak mahallen merfûdur. عَلَى الْعَالَم۪ينَ car mecruru  فَضَّلْنَا ’ya müteallik olup cer alameti  ى ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.

فَضَّلْنَا  fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi  فضل ‘dir.

Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.

 

وَاِسْمٰع۪يلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطاًۜ وَكُلاًّ فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَم۪ينَۙ

 

Bu ayette sayılan dört peygamber de önceki ayette mef’ûl konumunda, sayılanlara matuftur. 

وَكُلاًّ فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَم۪ينَۙ  cümlesindeki  وَ  istinafiyedir.

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.  كُلاًّ  kelimesi  فَضَّلْنَا  fiilinin mukaddem mef’ûlüdür.  كُلاًّ  kelimesindeki nekrelik, mahzuf muzâfun ileyhten ivazdır.

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)

فَضَّلْنَا  fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder.

Bu ayetteki dört peygamberle birlikte bu ayetlerde sayılan peygamber sayısı 18 olmuştur.

Her peygamber ve onlara inananlar yaşadıkları çağda alemlere üstün kılınmıştır.