وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ ١٠٧
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مَٓا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اَرْسَلْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri نَا fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
اِلَّا hasr edatıdır. رَحْمَةً mef’ûlun lieclih olup fetha ile mansubdur. لِلْعَالَم۪ينَ car mecruru رَحْمَةً ’e müteallik olup, cer alameti ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
Mef’ûlun leh; fiilin oluş sebebini bildiren mef’ûldür. “Mef’ûlün lieclihi” veya “Mef’ûlün min eclihi” de denir. Mef’ûlün leh mansubdur. Fiile, “neden, niçin?” soruları sorularak bulunur.
Türkçede “için, -den dolayı, sebebiyle, -sın diye, ta ki zira, maksadıyla, uğruna” gibi manalara gelir. Mef’ûlün leh fiilinin önüne geçebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَرْسَلْنَا fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi رسل ’dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ
Ayet, atıf harfi وَ ’la önceki ayete atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır. Mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
اَرْسَلْنَاكَ fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.
Cümlede nefi harfi مَٓا , istisna edatı اِلَّا ile oluşmuş iki tekit hükmündeki kasr, fiille mef’ûlü arasındadır. اَرْسَلْنَا sıfat/maksûr, رَحْمَةً sıfat/maksûrun aleyh olmak üzere kasr-ı sıfat ale’l-mevsûftur. Kasr-ı mevsûf ale’s-sıfat olması da caizdir.
Hz. Peygamberimizin alemlere rahmet için gönderilmiş olduğu etkili ve kesin bir şekilde ifade edilmiştir.
لِلْعَالَم۪ينَ car-mecruru, mef’ûlü lieclih olan رَحْمَةً ‘e mütealliktir.
رَحْمَةً , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar, ism-i fail ve ism-i mef’ûl yerinde kullanılabilirler. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler.
رَحْمَةً ’deki nekrelik kesret ve tazim içindir.
Hz. Peygamber, hem dinî hem dünyevî bakımdan rahmettir. O, dinî bakımdan rahmettir çünkü Hz. Peygamber, insanlar bir cahiliye ve dalalet içinde iken ve iki ehli kitap yani Yahudiler ve Hristiyanlar aradan uzun zaman geçtiği tevatürleri (sağlam rivayetleri) kesildiği ve kitapları hususunda ihtilafları meydana geldiği için dinleri hususunda şaşkınlığa düştükleri bir zamanda gönderilmiştir. Dünyevî bakımdan Hz. Peygamberin rahmet oluşu, insanların onun sayesinde pek çok zilletlerden, savaşlardan ve harplerden kurtulmaları, onun dininin bereketli sayesinde yardıma mazhar olmalarıdır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
لْعَالَم۪ينَ [Âlemler] ile özel olarak müminleri kastetmiştir. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)
العالَمِينِ kelimesindeki marifelik, istiğrak içindir. Alem isminin kullanıldığı her şeyi kapsar. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)