Hicr Sûresi 24. Ayet

وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِر۪ينَ  ٢٤

Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَلَقَدْ andolsun
2 عَلِمْنَا biliriz ع ل م
3 الْمُسْتَقْدِمِينَ önce geçenleri ق د م
4 مِنْكُمْ sizden
5 وَلَقَدْ ve elbette
6 عَلِمْنَا biliriz ع ل م
7 الْمُسْتَأْخِرِينَ geri kalanları da ا خ ر
 
Zerresinden küresine kadar bütün kozmik varlık ve olaylar gibi geçmişiyle geleceğiyle bütün insanlık dünyası da Allah’ın mülkünde ve tasarrufunda olup onların bütün durumları ve yapıp ettikleri de O’nun ilmi tarafından kuşatılmıştır. Bu sebeple O, öncekileriyle sonrakileriyle bütün insanlığı bir gün tekrar canlandırıp bir araya toplayacak, herkese iyi ve kötü olarak neler yaptığını gösterecek, hükmünü verecektir. O, hakîmdir, alîmdir; sınırsız ilmiyle kuşattığı işlerimizi gözümüzün önüne serecek ve derin hikmetiyle herkes hakkında en uygun, en âdil ve en hakîmane hükmünü verecektir.
Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 246
 

وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِر۪ينَ

 

وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

لَ  harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder. 

عَلِمْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri  نَا  fail olarak mahallen merfûdur. الْمُسْتَقْدِم۪ينَ mef’ûlun bih olup nasb alameti  ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile îrablanır. مِنْكُمْ  car mecruru  لْمُسْتَقْدِم۪ينَ ‘nin mahzuf haline mütealliktir. 

وَ  atıf harfidir.  لَ  harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder.

عَلِمْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  نَا  fail olarak mahallen merfûdur. الْمُسْتَأْخِر۪ينَ  mef’ûlun bih olup nasb alameti  ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile îrablanır.

الْمُسْتَأْخِر۪ينَ  -  الْمُسْتَقْدِم۪ينَ  kelimeleri sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan istif’al babının ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِر۪ينَ

Kasem üslubundaki terkipte  وَ , atıf,  لَ , mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. Kasem fiilinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte cümle kasem üslubunda gayr-ı talebî inşâî isnaddır. 

Mahzuf kasem ve  قَدْ  ile tekid edilmiş cevap cümlesi olan  عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)

Aynı üsluptaki  وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِر۪ينَ  terkibinde  وَ  atıf harfi,  لَ  mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. Kasem üslubunda gelen terkip makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat ayrıca tezat ilişkisi mevcuttur.

Kasem fiilinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte cümle kasem üslubunda gayr-ı talebî inşâî isnaddır.

عَلِمْنَا  fiillinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder.

Ayette Allah Teâlâ, bildiklerini iki gruba ayırmıştır. Taksim sanatı vardır.

الْمُسْتَقْدِم۪ينَ  ve  الْمُسْتَأْخِر۪ينَ  kelimeleri arasında tıbâk-ı îcab, muvazene, لَقَدْ  ve  عَلِمْنَا  kelimelerinin tekrarında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

لَقَدْ  ve  عَلِمْنَا ‘nın tekrarı manayı zihinde iyice yerleştirmeye ve tekide matuf ıtnâbtır.

وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ  cümlesiyle,  وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِر۪ينَ  cümlesi arasında mukabele sanatı vardır..

Bu ayet-i kerimeyi müfessirler şu şekillerde izah etmişlerdir:

“Şüphesiz ki biz, sizden önce yaratılmış olup ölenleri de şu anda diri olanları da ve bundan sonra yaratılacak olanları da biliriz.”

“Şüphesiz ki biz, ölenleri de diri kalanları da biliriz.”

“Şüphesiz ki biz, geçmiş ümmetleri de, sonradan gelen Muhammed ümmetini de biliriz.”

“Şüphesiz ki biz, sizden, ölüp ahirete intikal etmiş olanları da sizden sonra babalarının sulbünde ve analarının rahminde olacak olanları da biliriz.”

“Şüphesiz ki biz, namazda ön safta olanları da ve belli sebeplerden dolayı arka saflarda duranları da biliriz.” (Taberi Tefsiri, Câmiu’l-Beyân fî Tefsîri’l-Kur’ân - Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)