سَيَعْلَمُونَ غَداً مَنِ الْـكَذَّابُ الْاَشِرُ ٢٦
سَيَعْلَمُونَ غَداً مَنِ الْـكَذَّابُ الْاَشِرُ
Fiil cümlesidir. Fiilinin başındaki سَ harfi tekid ifade eden istikbal harfidir. يَعْلَمُونَ fiili نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. غَداً zaman zarfı olup يَعْلَمُونَ fiiline mütealliktir. مَنِ الْـكَذَّابُ amili يَعْلَمُونَ ‘nin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. İsim cümlesidir. مَنِ istifham ismi mübteda olarak mahallen merfûdur. الْـكَذَّابُ mübtedanın haberi haber olup damme ile merfûdur. الْاَشِرُ kelimesi الْـكَذَّابُ ‘un sıfatı olup damme ile merfûdur.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
الْـكَذَّابُ ; mübalağalı ism-i fail kalıbıdır. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın, mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.
Mübalağalı ism-i fail: Bir varlıkta bir niteliğin aşırı derecede bulunduğunu gösteren, fiilden türeyen, sıfat cinsinden isimlerdir. Mübalağalı ism-i failler Allah için kullanılırsa sıfat, insanlar için kullanılırsa mübalağa ya da lakap olurlar. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
سَيَعْلَمُونَ غَداً مَنِ الْـكَذَّابُ الْاَشِرُ
Ayet mahzuf fiilin mekulü’l-kavl cümlesidir. Takdiri, قال تعالى (Allah Teâlâ dedi ki:) şeklindedir. Bu takdire göre cümle, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mekulü’l-kavle dahil olan istikbal harfi سَ tekid ifade eder. Cümle, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.
Muzari fiil, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar. Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
غَداً zarfı zaman يَعْلَمُونَ fiiline mütealliktir. Yakın gelecek manasında kinayedir.
سَيَعْلَمُونَ fiilinin iki mef’ûlu yerindeki مَنِ الْـكَذَّابُ الْاَشِرُ cümlesinde, istifham harfi مَنِ , mübteda olarak mahallen merfûdur. الْـكَذَّابُ haberdir. İstifham üslubunda talebî inşâî isnaddır. Istifham üslubunda geldiği halde soru kastı taşımayan cümle mecaz-ı mürsel mürekkeptir. Soruda tecahül-i arif sanatı vardır.
İbham üslubunda gelen cümle, kendilerinin en kötü yalancı olduğunu anlayacaklar manasındadır.
الْاَشِرُ kelimesi ـكَذَّابُ için sıfattır. الْـكَذَّابُ ve الْاَشِرُ sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.
Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
غَدًا demekle kastedilen “Yarın bugünle vardır” atasözündeki gibi, yakın gelecek zamandır, yani şimdiki zamanla birlikte gelecek zaman da vardır. (Âşûr)
‘’Öleceği günü istiyor’’. Ayet-i kerimede bununla kastedilen, onlara yakın azabın ineceği gündür. (Âşûr)
Burada "yarın"dan murad, azabın ineceği vakittir.
Yani yakın bir zamanda onlar, kimin yalancı ve şımarık kim olduğunu bileceklerdir; Salih peygamber midir, yoksa onu yalanlayanlar mıdır, anlayacaklardır. (Ebüssuûd)
سَيَعْلَمُون ‘nin zamirinde yarın ifadesi ile, Müslümanların Bedir'de zafer kazanacağı gün ve Mekke'nin fethedileceği gün kastedilmiştir. Yani Semud kıssasındaki yalancılar gibi yalancıların kim olduğunu yakında bilecekler demektir. (Âşûr)