اِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُٓ اَسْلِمْۙ قَالَ اَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ ١٣١
اِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُٓ اَسْلِمْۙ
Fiil cümlesidir. Zaman zarfı اِذْ , önceki ayetteki اصْطَفَيْنَاهُ fiiline mütealliktir. Veya mahzuf fiilin mef’ûlü bihine mütealliktir. Takdiri, أذكر şeklindedir. قَالَ ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. لَهُ car mecruru قَالَ fiiline mütealliktir. رَبُّهُٓ fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هُٓ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. Mekulü’l kavli, اَسْلِمْۙ ‘dir. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
اَسْلِمْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir.
(إِذْ) : Yanlız Cümleye muzâf olan zaman zarfıdır. a) (إِذْ) mef’ûlun fih, mef’ûlun bih, mef’ûlun leh olur. b) (إِذْ) den sonra muzâri fiil veya isim cümlesi gelirse gelecek zaman ifade eder. c) (بَيْنَا) ve (بَيْنَمَا) dan sonra gelirse mufâcee (sürpriz) harfi olur. Bu durumda zarf (zaman bildiren isim) değil harf olur. d) Sükûn üzere mebnîdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَسْلِمْ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi سلم ’dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder.
قَالَ اَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavl اَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ ‘dir. قَالَ fiilinin mef‘ûlün bihi olarak mahallen mansubdur.
اَسْلَمْتُ sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir تُ fail olarak mahallen merfûdur. لِرَبِّ car mecruru اَسْلَمْتُ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. الْعَالَم۪ينَ muzâfun ileyh olup, cer alameti ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.
اَسْلَمْتُ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi سلم ’dir.
اِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُٓ اَسْلِمْۙ
Önceki ayetin devamıdır. Zaman zarfı اِذْ , önceki ayetteki اصْطَفَيْنَاهُ fiiline mütealliktir.
Müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelam olan قَالَ لَهُ رَبُّهُٓ اَسْلِمْ cümlesi اِذْ ’ in muzâfun ileyhidir.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car-mecrur لَهُ , ihtimam için, fail olan رَبُّهُٓ ‘ya takdim edilmiştir. Bu takdim Rabbinin İbrahim (a.s)’a verdiği önemi vurgulamaktadır.
رَبُّهُٓ izafetinde Hz.İbrahim’e ait zamirin Rab ismine muzâfun ileyh olmasıyla Hz. İbrahim şan ve şeref kazanmıştır.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ, kendi sözlerini hikaye etmektedir. Dolayısıyla Rab isminde tecrîd sanatı vardır.
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan اَسْلِمْ cümlesi, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Bu ayet-i kerimede dikkat çekmek için kullanılan iltifat sanatı vardır. اصْطَفَيْنَاهُ ‘ daki mütekellim zamirinden Rab ismiyle gaib zamire dönülmüştür. Bu iltifat ve Rab isminin İbrahim'e izafesi; Allah'ın İbrahim'e son derece lütufkâr olduğunu ve onun terbiyesine özel bir itina gösterdiğini açıklar.
قَالَ اَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl nedeni şibh-i kemâli ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
رَبِّ الْعَالَم۪ينَ izafeti, رَبِّ ismine muzâfun ileyh olan الْعَالَم۪ينَ için şan ve şeref ifade eder.
رَبِّ isminin önemine binaen tekrarlanmasında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Allah Teâlâdan رَبِّ الْعَالَم۪ينَ şeklinde bahsedilmesi; her tür mahlukatın maliki olması dolayısıyla azametine işaret eder. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr, Mutaffifin Suresi, 5)
اَسْلِمْۙ - اَسْلَمْتُ kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
İman kalbin sıfatıdır. İslam ise uzuvların sıfatıdır. Hazret-i İbrahim Allah'ı daha önce kalbi ile tanımış, Allah da onu "Teslim ol (Müslüman ol)" sözü ile, uzuvların ve bedenin amelleri ile mükellef kılmıştır.(Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l -Gayb)
Allah bu ayetlerde birtakım peygamber kıssalarına yer vermiştir. Bikâî bu ayetin tefsirinde Allah Teâlâ’nın İbrahim’e (a.s) teslim olmasını emretmesinin ona karşı bir ihsanı olduğu yorumunda bulunduktan sonra rab ismine muhsin; yani “hem kendine hem de tüm mahlukatına ihsanlarda bulunan” anlamını vermiştir. Buna göre İslamla şereflenmek bir lütuf ise; bu lütuf neticesinde o nimeti verene hamd gereklidir ve Allah’ın halili İbrahim a.s. böyle yapmıştır. (Keziban Dut, Ayet Sonlarindaki Esmâü’l-Hüsnâ’nin Ayetle Olan Münâsebeti (Fâtiha, Bakara, Âl-İ İmrân Ve Nisâ Sureleri Bağlamında)