وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ ١٦٤
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ
Fiil cümlesidir. Atıf harfi وَ ‘la mekulü’l-kavle matuftur. مَٓا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اَسْـَٔلُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنا ‘dir. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
عَلَيْهِ car mecruru اَجْرٍ ‘ye mütealliktir. Muzâf mahzuftur. Takdiri; على تبليغه (Onu tebliğe karşılık) şeklindedir. مِنْ harf-i ceri zaiddir. اَجْرٍ lafzen mecrur اَسْـَٔلُكُمْ ‘ün ikinci mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
مِنْ nefî, nehîy ve istifham ifadelerinden sonra gelen fail, mef’ûl ve mübtedaya dahil olduğunda zaid olur ve tekid bildirir. (M.Meral Çörtü Nahiv s.341)
اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ
İsim cümlesidir. اِنْ nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اَجْرِيَ mübteda olup يَ üzere mukadder damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri ي muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
اِلَّا hasr edatıdır. عَلٰى رَبِّ car mecruru mahzuf habere mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. الْعَالَم۪ينَۚ muzâfun ileyh olup, cer alameti ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ
Ayet, atıf harfi وَ ’la mekulü’l-kavl olan اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Müspet sıygadan menfî sıygaya iltifat sanatı vardır.
Menfi mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.
İkinci mef’ûl konumundaki مِنْ اَجْرٍ ‘e dahil olan مِنْ , tekit ifade eden zaid harftir. Kelimedeki nekrelik nev ve kıllet ifade eder. Zaid مِنْ harfi sebebiyle kelime “hiçbir ücret” anlamı kazanmıştır. Olumsuz siyakta nekre, selbin umum ve şumûlene işaret eder.
Mazi fiilin مَٓا harfiyle olumsuzlanması, لَمْ harfiyle olumsuzlanmasından daha kuvvetlidir. Çünkü مَٓا harfiyle olumsuzlanmış mazi fiil, لَمْ ile olumsuzlanmış mazi fiilin aksine, kasemin cevabı menzilindedir. Dolayısıyla bu tabir tekitli bir olumsuzluk demektir.((Hûd/52) (Samerrâî, Beyanî Tefsir yolu, c. 3, s. 219)
سأل fiili ‘sormak’ manasındadır. عَلَيْ harf-i ceri ile kullanıldığında ‘istemek’ manasını alır. Fiillerin harf-i cerle yeni anlam kazanmaları tazmin sanatıdır.
اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ
Ta’liliyye olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Ta’lil cümleleri kastedilen mananın sebebini beyan etmek maksadıyla ziyade sözlerle yapılan ıtnâb sanatıdır.
Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır. Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۚ car mecruru, mahzuf habere mütealliktir.
Müsnedün ileyh olan اَجْرِيَ , veciz ifade kastına matuf olarak izafetle gelmiştir. Bu izafette Hz. Lut’a ait zamire muzaf olan اَجْرِ , tazim ve şeref kazanmıştır.
اَجْرِيَ ifadesinde istiare sanatı vardır. Bu kelime mükafat anlamında müsteardır. Hz. Lut’a verilecek mükafat, işçiye ödenen ücrete benzetilmiştir. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.
اَجْرٍ kelimesinin ayette önemine binaen tekrarlanmasında, ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
رَبِّ الْعَالَم۪ينَ izafeti, muzâfun ileyh için şan ve şeref ifade eder.
Nefy harfi اِنْ ve istisna edatı اِلَّا ile meydana gelen iki tekit hükmündeki kasr, mübteda ve haber arasındadır. اَجْرِيَ mevsûf/maksûr, عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَ car-mecrurunun müteallakı haber sıfat/maksûrun aleyh olmak üzere kasr-ı mevsûf ale’s-sıfattır. “Benim mükâfatım ancak Alemlerin Rabbinedir”. “Allah'tan başka hiç kimseden bir mükâfatım yoktur.” demektir.
Ayette zemme benzeyen şeyle medhi tekit sanatı vardır. Önce menfî bir sıfat ücret isteme, olumsuz olarak gelmiş, sonra bundan bir medih sıfatı istisnâ edildilmiştir.
Mecrur haber, vasıf kuvvetindedir. Haber olarak gelen mecrurlar, zarflar, mübtedanın bununla vasıflandığını ifade ederler. Nahiv alimlerinin açıkladığı gibi kelamda كائِنٍ benzeri bir müstekar takdiriyle husul ve sübut ifade eder. (Âşûr,Et-Tahrîr Ve’t- Tenvîr, Şuara Suresi 113)
Allah Teâlâdan رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ şeklinde bahsedilmesi; her tür mahlukatın maliki olması dolayısıyla azametine işaret eder. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr, Mutaffifin/5)
Bu ayet surede birden fazla tekrarlanmıştır. Tekrarlanan bu ayetler arasında tekrir, ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Böyle tekrarlar, kelamdaki cüzleri birbirine bağlar, aralarında bir ilişki kurar ve dokuyu bütünleştirir. Bunlar çok tekrarlanır ki iman ve yakîn sabitleşsin. Eğer murad sadece bilmek olsaydı, bir kere söylenmesi yeterli olurdu.
Tekrarlanan cümlelerin manasının nefiste yerleşmesi arzu edilir, hatta zatın bir cüzü haline gelinceye kadar tekid edilir. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâğî Tefsiri, Ahkaf/28, C. 7, S. 314)