Şuarâ Sûresi 112. Ayet

قَالَ وَمَا عِلْم۪ي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَۚ  ١١٢

Nûh, şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?”
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالَ dedi ki ق و ل
2 وَمَا ve
3 عِلْمِي ben bilmem ع ل م
4 بِمَا şeyleri
5 كَانُوا oldukları ك و ن
6 يَعْمَلُونَ onların yapıyor ع م ل
 
Bu âyet kümesi incelendiğinde Hz. Nûh’un davetinin esaslarıyla Hz. Mûsâ ve Hz. İbrâhim’in davetini anlatan âyetlerdeki ilkelerin öz ve içerik olarak aynı olduğu görülmekte; kezâ bu peygamberin tebliğde bulunduğu toplulukların inançları ve hak din karşısındaki tavırları arasında da büyük bir benzerlik olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç itibariyle her üç peygambere dair âyetler grubunda da aynı mesajlar verilmiştir (Hz. Nûh’un kıssası hakkında ayrıntılı bilgi için bk. Hûd 11/25-49).
 

قَالَ وَمَا عِلْم۪ي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَۚ

 

Fiil cümlesidir.  قَالَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. مَا عِلْم۪ي  cümlesi, atıf harfi  وَ  ile mukadder mekulü’l-kavle matuf olup mahallen mansubdur. Takdiri, أهُمْ كذلك وما علمي (Onlar bu durumdalar mı? Benim bilgim yok) şeklindedir.   

İsim cümlesidir. مَا  istifham ismi mübteda olarak mahallen merfûdur.  عِلْم۪ي  mübtedanın haberi olup, ى  üzere mukadder damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  ى  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. مَا  masdariyyedir. مَا  ve masdar-ı müevvel,  بِ  harf-i ceriyle  عِلْم۪ي ‘ye mütealliktir. 

كَانَ  nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.  

كَانُوا  nakıs, damme üzere mebni mazi fiildir. كَانُوا ’nun ismi, cemi müzekker olan و  muttasıl zamirdir, mahallen merfûdur. يَعْمَلُونَ cümlesi, كَانُوا ’nun haberi olarak mahallen merfûdur.  

يَعْمَلُونَ  fiili  نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.

كَانَ ’nin haberinin muzari fiille gelmesi, geçmişte belirli bir süre devam edip biten eylemler ve geçmişte mûtat olarak yapılan, âdet haline gelmiş davranışlar olmak üzere iki manaya delalet eder. (Vecih Uzunoğlu, Arap Dilinde كَانَ  ve Kur'an’da Kullanımı, DEÜ İlahiyat Fak. Dergisi Sayı 41) 

 

قَالَ وَمَا عِلْم۪ي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَۚ

 

Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Nuh (a.s)’ın kavmine cevabıdır. 

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, s. 107) 

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır.

قَالَ  fiilinin mekulü’l-kavli, takdiri  أهم كذلك (Onlar bu durumdalar mı?) olan mahzuf cümledir. 

Mukadder mekulü’l-kavle matuf  وَمَا عِلْم۪ي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَۚ  cümlesi, istifham üslubunda talebî inşâî isnaddır.

İstifham üslubunda gelmiş olmasına rağmen taaccüp ve kınama amacı taşıyan cümle mecaz-ı mürsel mürekkebdir.

İstifham ismi  مَا  mübteda,  عِلْم۪ي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ  haberdir.

Müşterek ism-i mevsûl  مَا , mecrur mahalde, harf-i cerle birlikte  عِلْم۪ي ‘ye mütealliktir. Sılası, كَان ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi  كَانُوا يَعْمَلُونَ , faide-i haber ibtidaî kelamdır.

كَان ’nin haberi olan  يَعْمَلُونَ , müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Müsnedin, muzari fiil sıygasında cümle olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi) 

عِلْم۪ي - يَعْمَلُونَۚ  kelimeleri arasında cinas-ı nakıs ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır. 

كَانَ ’nin haberinin muzari fiille gelmesi, geçmişte belirli bir süre devam edip biten eylemler ve geçmişte mûtat olarak yapılan, âdet haline gelmiş davranışlar olmak üzere iki manaya delalet eder. (Vecih Uzunoğlu, Arap Dilinde كَانَ  ve Kur'an’da Kullanımı, DEÜ İlahiyat Fak. Dergisi Sayı 41)

كَانَ ’nin haberinin muzari fiili olarak gelmesi durumun yenilenerek tekrar ettiğine işaret eder. (Hâlidî,Vakafat, s. 103)

وَمَا عِلْم۪ي  ifadesi, ‘Ne bilgim olacak?’ anlamındadır; bununla, tabilerinin, amellerini ihlasla sırf Allah için yapıp yapmadıklarından ve işlerinin içyüzünden haberdar olma konusunda bir bilgisinin olmadığını kastetmektedir. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)

Bu kelam, onların, sözleriyle işaret ettikleri, Hz. Nuh'a iman edenlerin tahkik ve basiret ile iman etmedikleri iddialarına cevaptır. Yani benim vazifem, zahire itibar etmek ve hükümleri zahire bina etmektir; onların içyüzünü araştırmak ve kalplerini yarıp bakmak, benim işim değildir.(Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)