وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَم۪يرَ لِتَرْكَبُوهَا وَز۪ينَةًۜ وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ ٨
وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَم۪يرَ لِتَرْكَبُوهَا وَز۪ينَةًۜ
الْخَيْلَ atıf harfi وَ ’la 5. ayetteki الْاَنْعَامَ ’ye atfedilmiştir.
Fiil cümlesidir. الْخَيْلَ , mahzuf fiilin mef’ûlun bihi olup fetha ile mansubdur. Takdiri, خلق (yarattı) şeklindedir. الْبِغَالَ ve الْحَم۪يرَ kelimeleri الْخَيْلَ ’ye matuf olup, fetha ile mansubdur.
لِ harfi, تَرْكَبُو fiilini gizli اَنْ ’le nasb ederek manasını sebep bildiren masdara çeviren cer harfidir.
اَنْ ve masdar-ı müevvel, لِ harfi ile mukadder خلق fiiline mütealliktir.
تَرْكَبُو fiili ن ’un hazfıyla mansub muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
Muttasıl zamir هَا mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. ز۪ينَةً atıf harfi وَ ’la masdar-ı müevvele matuftur. ز۪ينَةً mef’ûlun lieclih olup fetha ile mansubdur.
اَنْ harfi 6 yerde gizli olarak gelebilir: Harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra, Atıf olan اَوْ ’den sonra, Lamul cuhuddan sonra, Lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra, Vav-ı maiyye (وَ)’ den sonra, Sebep fe (فَ)’sinden sonra. Ayette lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra gizlenmiştir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Fiilin oluş sebebini bildiren mef’uldür. “Mef’ûlün lieclihi” veya “Mef’ûlün min eclihi” de denir. Mef’ûlün leh mansubtur. Fiile “neden, niçin” soruları sorularak bulunur.
Türkçede “için, -den dolayı, sebebiyle, -sın diye, ta ki, zira, maksadıyla, uğruna” gibi manalara gelir. Mef’ûlün leh fiilinin önüne geçebilir.
2 tür kullanımı vardır: 1) Harfi cersiz kullanımı. 2) Harfi cerli kullanımı
1) Harfi cersiz kullanımı: Harfi cersiz olması için şu şartlar gereklidir:
a) Mef’ûlün leh, cümledeki fiilin masdarı dışında bir masdar olmalıdır.
b) Nekre (belirsiz) olmalıdır. c) Mef’ûlün leh olacak mastarın (iç duygularımızı ifade ettiğimiz, “saygı göstermek, küçümsemek, korkmak, bilmek, bilmemek” gibi) kalbî fiillerden olması gerekir.
d) Fiilin faili ile mef’ulün faili aynı olmalıdır. e) Fiilin oluş zamanı ile mef’ulün lehin oluş zamanı aynı olmalıdır. Mef’ûlün lehin harfi cersiz kullanılabilmesi için yukarıdaki 5 şartın beraber bulunması gerekir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يَخْلُقُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُوَۚ ‘dir. Müşterek ism-i mevsûl مَا , mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. İsm-i mevsulun sılası لَا تَعْلَمُونَ ’dir. Aid zamir mahzuftur. Takdiri, تعلمونه şeklindedir. Îrabtan mahalli yoktur.
لَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. تَعْلَمُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَم۪يرَ لِتَرْكَبُوهَا وَز۪ينَةًۜ
الْخَيْلَ atıf harfi وَ ’la 5. ayetteki الْاَنْعَامَ ’ye atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
الْخَيْلَ mahzuf fiilin mef’ûlün bihidir. Takdiri, خلق (yarattı)’dir. Amilin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Bu takdire göre cümle müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
وَالْبِغَالَ ve وَالْحَم۪يرَ , temâsül nedeniyle وَالْخَيْلَ ’ye atfedilmiştir.
Sebep bildiren harf-i cer لِ ’nin gizli أنْ ’le masdar yaptığı لِتَرْكَبُوهَا وَز۪ينَةً cümlesi, harf-i cerle mukadder خلق fiiline mütealliktir.
Masdar-ı müevvel cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında lazım-ı faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Masdar-ı müevvelin mahalline matuf olan ز۪ينَةً , mef’ûlün lieclihtir.
لِتَرْكَبُوهَا ile ز۪ينَةً kelimeleri arasında isim ve fiil arasında güzel bir iltifat sanatı vardır. (Müşerref Ulusu (Ülger), Arap Dili Ve Belâğatı İltifat Sanatı)
Yaratılanların at, katır ve merkep olarak sayılıp, onların binmek ve süs özellikleri belirtilerek taksim sanatı yapılmıştır.
خَيْلَ - بِغَالَ - حَم۪يرَ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Cenab-ı Hak bu ifadeleri, önce geçmiş olan الأنعام lafzına atfederek “Allah, الأنعام ’ı, şu ve şu şeyler için; bunları ise binilmeleri için yaratmıştır.” buyurmuş olur. Cenab-ı Hak, “hem ziynet için” buyurmuştur ki yani “Allah onları ziynet olsunlar diye yarattı.” demektir. Zeccâc, bu ifadenin, mef’ûlün leh olup manasının ise “Allah onları ziynet için yarattı.” şeklinde olduğunu söylemiştir. Cenab-ı Hak, at, katır, eşek gibi şeylerden bahsetmiş ve bunların binmek için yaratıldıklarını bildirmiştir ki bu da, yeme (helal olma) işinin الأنعام kelimesine tahsis edildiğini ifade eder. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَم۪يرَ [Atları, katırları ve merkepleri] ifadesi, 5.ayetteki الأنعام kelimesine matuftur. لِتَرْكَبُوهَا وَز۪ينَةً [binmeniz ve ziynet için] yani onlara binmeniz ve onlarla süslenmeniz içindir. Bunların لِتَرْكَبُوهَا ’nın mahalline ma’tûf olduğu da söylenmiştir. Ayette üslubun لِتَرْكَبُو şeklinde masdar-ı müevvelle gelerek değişmesi, ziynetlendirmenin hâlikın işi olmasından, binmenin ise mahlukun işi olmasındandır. Bir de onları yaratmaktan maksat binmektir. Ziynetlenmek ise dolaylı olarak meydana gelmektedir. وَ olmadan ز۪ينَةً de okunmuştur ki o zaman binmenin sebebi olur ya da iki zamirden birinin hal’i yerinde olur yani متزينين yahut متزينيناً پها demek olur. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Cümle, atıf harfi وَ ’la mukadder خلق fiile atfedilmiştir. Müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mef’ûl konumundaki müşterek ism-i mevsûl مَا ’nın sılası olan لَا تَعْلَمُونَ cümlesi, menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.