قَالَ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ ١٨٨
قَالَ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Mekulü’l-kavli رَبّ۪ي اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ ’ dir. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
İsim cümlesidir. رَبّ۪ي mübteda olup, mukadder damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır.
Mütekellim zamiri ي muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. اَعْلَمُ mübtedanın haberi olup damme ile merfûdur. مَا masdariyyedir. مَا ve masdar-ı müevvel, بِ harf-i ceri ile اَعْلَمُ ‘ye mütealliktir.
تَعْمَلُونَ fiili نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. اَعْلَمُ ; ism-i tafdil kalıbıdır. İsmi tafdil; bir vasfın, bir hususun bir varlıkta diğer bir varlıktan daha fazla olduğunu ifade eder. İsmi tafdil اَفْضَلُ veznindendir. İsmi tafdilin sıfatı müşebbeheden farkı; renk, şekil, uzuv noksanlığı ifade etmemesidir. Müennesi فُعْلَى veznindedir.
İsmi tafdilden önce gelen isme “mufaddal”, sonra gelen isme “mufaddalun aleyh’’ denir. Mufaddal ve mufaddalun aleyhi bazen açıkça cümlede göremeyebiliriz. Bu durumda mufaddal ve mufaddalun aleyh cümlenin gelişinden anlaşılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالَ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ
Beyanî istînâf olarak fasılla gelen ayetin fasıl sebebi, şibh-i kemâl-i ittisâldir. Allah Teâlâ, Hz. Şuayb’ın cevabını bildiriyor. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ cümlesi, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Veciz anlatım kastıyla gelen رَبّ۪ٓي izafetinde Rab ismine muzâfun ileyh olan mütekellim zamiri dolayısıyla Hz. Şuayb şan ve şeref kazanmıştır.
Müsned olan اَعْلَمُ , ism-i tafdil kalıbında gelerek mübalağa ifade etmiştir.
İsim cümleleri sübut ifade eder. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur.(Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Masdar harfi مَا ve akabindeki تَعْمَلُونَ cümlesi masdar teviliyle, ism-i tafdil veznindeki اَعْلَمُ ’ya mütealliktir. Sılası olan تَعْمَلُونَ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
اَعْلَمُ - تَعْمَلُونَ kelimeleri arasında cinası nakıs ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
’’Rabbim yaptığınız şeyleri bilir’’ sözü iyilere mükâfat, kötülere ceza uygular anlamındadır, bu itibarla, lâzım-melzûm alakasıyla mecâz-ı mürseldir.
Şuayb peygamberin kavmine bu cevabında, üslubu hakîm sanatı vardır. Kavmin, asıl bekledikleri şeyleri değil, Rabbinin her şeyi bildiğini ifade etmiş, asıl önemli olan haberle karşılık vermiştir.
Bu üslûb; muhâtaba beklediği şeyi, ya da sorduğu sorunun cevâbını değil, daha önemli ya da gerekli olduğuna tenbîh için beklemediği birşeyi söylemek, ya da cevabı vermek olarak târif edilir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)