اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٩٨
Dünyada bâtıl tanrılara tapanlar âhirette o tanrıların kendileri için hiçbir işe yaramadığını görünce dünyada yaptıklarına pişmanlık duyarak kendilerinin yanlış yola saptıklarını itiraf ederler; uydurma tanrıları âlemlerin rabbi olan Allah’a denk tuttukları için hem kendilerini hem de sapmalarına sebep olan önderleri kınarlar, fakat pişmanlık fayda vermez. Zira orada onları kurtaracak dost veya şefaatçi olmadığı gibi dünyaya geri dönüp kurtuluşa erdirecek iman ve amel etme talepleri de kabul edilmez (şefaat ve şefaatçiler hakkında bilgi için bk. Bakara 2/48, 255).
Râzî’ye göre putperestlerin âhirette tanrılarını görmeleri ve onlara hitap etmeleri mümkün değildir. Onların ancak suretlerini görecekler ve dünyada yaptıklarına pişman olarak putlara tapmakla büyük hata ettiklerini itiraf edeceklerdir (XXIV, 152).
اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
اِذْ zaman zarfı, önceki ayetteki كُنَّا ‘nın mahzuf haberine mütealliktir. نُسَوّ۪يكُمْ ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
Fiil cümlesidir. نُسَوّ۪ي fiili ي üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri نحن ‘dur. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. بِرَبِّ car mecruru نُسَوّ۪يكُمْ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. الْعَالَم۪ينَ muzâfun ileyh olup cer alameti ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimelere mülhak olduğu için harfle îrablanırlar.
(إِذْ) : Yanlız Cümleye muzâf olan zaman zarfıdır. a) (إِذْ) mef’ûlun fih, mef’ûlun bih, mef’ûlun leh olur. b) (إِذْ) den sonra muzâri fiil veya isim cümlesi gelirse gelecek zaman ifade eder. c) (بَيْنَا) ve (بَيْنَمَا) dan sonra gelirse mufâcee (sürpriz) harfi olur. Bu durumda zarf (zaman bildiren isim) değil harf olur. d) Sükûn üzere mebnîdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
نُسَوّ۪ي fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi سوي ’dir.
Bu bab fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Zaman zarfı اِذْ , önceki ayetteki كُنَّا ‘nın mahzuf haberine mütealliktir. Müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelam olan نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ cümlesi اِذْ ’in muzâfun ileyhi konumundadır.
Muzari fiil, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil, tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
رَبِّ الْعَالَم۪ينَ izafeti, muzâfun ileyh için şan ve şeref ifade eder.
Mazi sıygadaki كُنَّا ’dan نُسَوّ۪يكُمْ ’e yani muzari fiile iltifat vardır.
Allah Teâlâ’yı رَبِّ ismiyle zikretmeleri onun rububiyet vasfından medet umduklarına işaret ediyor olabilir.
نُسَوّ۪يكُمْ fiili تفعيل babında gelerek kesret ifade etmiştir.
Allah Teâlâ’dan رَبِّ الْعَالَم۪ينَ şeklinde bahsedilmesi; her tür mahlukatın maliki olması dolayısıyla azametine işaret eder. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr, Mutaffifin Suresi/5)
نُسَوّ۪يكُمْ ifadesindeki hitap zamiri putlara müveccehtir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
نُسَوّ۪يكُمْ fiilin muzari sıygasında gelişi ise ; dua ile ve ulûhiyet ihtiva eden sıfatlarla putlara yönelinen bu şaşılacak manzaranın tahayyülünü kolaylaştırmak içindir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
"Çünkü sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutardık” kavlindeki hitap da bunu destekler, ibadeti hak etmede eşit tutardık demektir. Bütün zamirlerin (فَكُبْكِبُوا ‘ dan نُسَوّ۪يكُمْ kadar) putlara tapanlara raci olması da caizdir, tıpkı قَالُوا 'da olduğu gibi hitap da yargı ve pişmanlıklarını artırmak için olur. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)